Ham Petrol Fiyatları Nereye Kadar Çıkar ?

Ham petrol fiyatları artmaya devam ediyor! Bu durum beraberinde, “Ham Petrol Fiyatları Nereye Kadar Artacak”, “Ham Petrol Fiyat Artışı Nerede Duracak”, “Ham Petrol Fiyatlarındaki Artışlar Geçici mi” ve “Ham Petrol Fiyatları Eski Düzeylerine İner mi” gibi soruları da getiriyor. Bu arada yabancı basında, ham petrol fiyatlarını 200 dolara kadar çıkabileceği haberleri de yer aldı(1). Bu arada bazı yazarlar 2012 yılında petrolün 200 dolara çıkabileceği gibi 50 dolara inebileceğini de ileri sürmektedir (2).
Hatırlanacağı üzere, Ekim 2007 ayında ham petrol fiyatları 90 dolara doğru tırmanmaktaydı. Petrol fiyatlarındaki bu yükseliş eğilimini yabancı basın, diğer unsurların yanında Türkiye’nin Kuzey Irak’a yapacağı askeri harekat ile de yakından ilişkilendirmekte idi. Bu haberler ülkemiz görsel ve yazılı basınında da aynen tekrarlanmıştı. Bu gelişmeler üzerine bu sitede 24 Ekim 2007 tarihinde “Petrol Fiyatlarının 90 Dolara Dayanmasından Kim Sorumlu” sualine yanıt arayan bir yazı yayınlamıştım. Anılan yazıda, petrol fiyatlarındaki tırmanmanın gerisinde yatan gerçek nedenler açıkça anlatılmıştı.
Türkiye’nin Kuzey Irak’a yaptığı askeri harekat son derece kısa sürmüştür. Ancak petrol fiyatları hala tırmanmaya devam etmektedir. O günden sonra yüzde 33 artarak, 28 Nisan 2008 günü ham petrol 119.93 dolardan işlem görmüştür(3). 120 dolara tırmanmak petrol fiyatlarında bir yorgunlağa neden olmamış ki nihayet 8 Mayıs 2008 günü 125 doların bile üzerine çıkmıştır(4). Ham petrol, New York Borsası’ında 16 Mayıs günü 127.82 dolardan işlem görmüştür. Basında, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) Başkanlığı görevini yürütmekte olan Cezayir Enerji Bakanı Chakib Khelil’in doların değer kaybetmesine paralel olarak ham petrol fiyatının 200 dolara çıkabileceğine ilişkin açıklamalarına da yer verilmiştir(5).
Petrol fiyatları 120 dolara yaklaştıktan kısa bir süre sonra 3 Mayıs 2008 günü 113 dolara gerilemesini takiben yeniden yükselmeye başlaması üzerine, ulusal basında BBC’ye atfen, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki terör odaklarına yaptığı hava harekatı ile bu yeni fiyat artışlarının ilgilendirdirildiğine ilişkin haberler yer almıştır(6). Türkiye’nin ülke güvenliğini korumaya yönelik küçük operasyonları bile petrol fiyat artışlarında günah keçisi olarak ileri sürülmeye devam edilmiştir. Aynı söylemlerin gelecekte de devam etmesi olasıdır.  Türkiye’nin ulusal güvenlik nedeni ile aldığı önlemlerin petrol fiyatlarının yükselmesi ile hiçbir ilişkisi yoktur!
Bu hususu da göz önüne alarak ham petrol fiyatlarının yakın gelecekte ve orta vadede bir dengeye ulaşıp ulaşmayacağı ve hangi düzeylere kadar yükselebileceğine ilişkin çeşitli çalışmaları ve kendi değerlendirmelerimi okurlarla paylaşmak üzere bu yazıyı hazırladım. 
Ekonomik büyüme ve enerji talebi
Dünya ekonomileri büyümeye devam ettiği sürece ham petrol ve doğal gaz fiyatları zaman zaman dalgalanma gösterseler bile tırmanmaya devam edecektir. Zira, enerji ekonomik büyümenin olmazsa olmaz gereksinimi konumundadır. Ayrıca petrol, enerji kaynağı olma yanında, petro-kimya, gübre ve  diğer birçok sektör için de çok önemli bir ham maddedir.
Genel olarak dünyadaki ekonomik gelişme, özel olarak da Çin ve Hindistan başta olmak üzere çok nüfuslu Asya ülkelerindeki ekonomik gelişme enerjiye ve özellikle de petrol ve doğal gaza yönelik talebin sürekli artmasına neden olmaktadır ve olmaya da devam edecektir. Bunun yanında büyüyen ekonomilerde enerji dışında da petrole ham madde olarak talep artışları sürecektir.
Ekonomik gelişme özellikle gelişmekte olan ülkelerde traktör, kamyon, otomobil, beyaz ürünler (buzdolabı, fırın, çamaşır makinası, bulaşık makinası, klima v.b.), kahverengi ürünlere (tv, video, müzik seti, bilgisayar v.b.), gübre başta olmak üzere birçok kimyasal maddeye yönelik talebi hızla arttırmaktadır. Zira gelişme yolundaki ülkelerde bu ürünlerin mülkiyet yaygınlığı son derece düşük olduğu için çok büyük büyüme potansiyeli mevcuttur. Kaldı ki, uluslar arası rekabet bütün bu ürünlerin fiyatlarında göreceli düşüşe de yol açmaktadır. Bu ürünlerin tüketimi konusunda bir fikir vermesi amacıyla Tablo 1 düzenlenmiştir.
Tablo 1 in incelenmesinden de görüleceği üzere, gelişme yolundaki ülkelerde 1,000 kişiye düşen dayanıklı tüketim malları sayısı son derece düşük düzeydedir. Motorlu taşıt sayısında yer alacak artışlar doğrudan petrol tüketimini yükseltecektir. Motorlu taşıtlar ile diğer dayanıklı tüketim malların üretiminde petro-kimya ürünleri geniş çapta kullanılmaktadır. Ayrıca, nüfusu yüksek ülkelerin tarımsal üretimlerini hızla arttırabilmeleri için artan miktarda kimyasal gübreye gereksinimi vardır.  İşte bu nedenlerle ham petrole yönelik talep bu ülkelerde ekonomik büyüme yüksek oranda olmaya devam ettiği sürece hızla artmaya devam edecektir.
                                                 Tablo 1
                    Çeşitli ülkelerde, 2002 yılında 1,000 kişiye düşen
                            bazı dayanıklı tüketim maddeleri
                        Nüfus          M. Taşıt       TV           Bilgisayar
Ülkeler               milyon           adet         adet             adet
Almanya                 82             587         661              431
G. Kore                  48             313         363              556
Çin                    1,280               20         350               28
Hindistan           1,049               18           83                 7
Endonezya            212               31         153               12
Meksika                101              191         282               82
Brezilya                174              118         349               75
Nijerya                 133                  1         103                 7
Pakistan               145                13         150                 4
Türkiye                  70              108         423                45
Kaynak: Dünya Bankası, World Development Indicators 2004 ve UN veri tabanı.

Buzdolabı, çamaşır makinası gibi dayanıklı tüketim mallarına yönelik uluslar arası mukayeseye olanak verecek veri tabanına henüz ulaşamadığım için o konuları Tablo’ya dahil edemedim. Ancak bir fikir vermesi için şu kadarını belirteyim ki, Wikipedia’da yer alan verilere göre Çin’in kentsel alanında 1,000 kişiye düşen buz dolabı ve çamaşır makinası sayısı 2003 yılı itibariyle 1 adedin altındadır. Bir diğer kaynağa göre, Polonya’da 1000 kişye düşen çamaşır makinası 2002 yılında 26.8 adettir. Bu kadar sınırlı bilgi dahi gelişen çok nüfuslu ülkelerde ve eski demir perde ülkelerinde dayanıklı tüketim malları alanında çok büyük açlık olduğunu göstermektedir.  
2003 yılında dünyanın günlük ham petrol tüketimi 80.1 milyon varildi. Bu tüketimin 2030 yılına kadar izlemesi olası gelişmeler çeşitli senaryolara göre Tablo 2 de gösterilmiştir. Tablo 2 nin incelenmesinden de görüleceği üzere, dünyada ve özellikle Çin ve Hindistan’da yüksek düzeyde ekonomik büyümenin devam etmesi halinde 2003 yılında 80.1 milyon varil tüketen dünyanın 2030 yılında 136.8 milyon varil tüketmesi beklenmektedir. Bu 2003-2030 döneminde yaklaşık yüzde 70.8 boyutunda bir artış demektir.
Tablo 2 den de görüldüğü üzere, yüksek ekonomik büyüme senaryosuna göre, OECD üye olanlar dışında kalan Asya ülkelerinin (Çin ve Hindistan’ın ham petrol tüketimleri dahil) ham petrol talebi 2003-2030 döneminde günlük 13.5 milyon varilden yüzde 174.1 oranında artarak 37.0 milyon varile yükselmesi beklenmektedir.
Talepte hesaplanan bu artışın bir de sunum boyutu mevcuttur. Acaba petrol üreten ülkeler, petrol üretimlerini, bu hızla artacak bir talebi karşılayacak şekilde yükseltebilecekler midir veya yükseltmek isteyecekler midir? Bu sorunun yanıtını biraz sonra arayacağız.
                                              Tablo 2
           Çeşitli senaryolara göre ham petrol üretim projeksiyonları
                           (günlük milyon varil olarak)
Senaryolar            2003    2010    2015    2020    2025    2030
Talep
Yük. Ekon. Büy.      80.1    94.3   103.9   113.4   125.7    136.8
 Çin                         5.6      9.0     10.7     13.1    15.5      18.3
 Hindistan                2.3      3.0       3.6       4.1      4.7        5.3
 OECD dışı Asya      13.5    19.2     22.7     26.8    31.2       37.0
Sunum Kapasitesi
Yük. Fiy. Durumu    82.3    89.8     94.0     98.0   102.5     107.7
Referans Senar.      82.3    94.3   101.6   107.6   114.9     123.3
Düşük Fiy. Dur.      82.3     95.3   104.7   114.0   123.5     132.8
Kaynak: Energy Information Administration/International Energy Outlook 2006.
 
Tablo 2 den de görüldüğü üzere, petrol fiyatlarının yüksek düzeyde artması halinde petrol üretim kapasitesinin 2003 den 2030 kadar 82.3 milyon varilden 107.7 milyon varile kadar yükselerek yüzde 30.9 artacağı tahmin edilmektedir. Buna karşılık ham petrol fiyatlarının düşük düzeyde kalması halinde üretim kapasitesinin 2003-2030 döneminde 82.3 milyon varilden 132.8.milyon varile artarak yüzde 61.4 büyümesi beklenmektedir. Bu noktada bir paradoks mevcut gibi görünmektedir. Zira düşük ham petrol fiyatlarında üretim kapasitesinde yüksek fiyat durumuna göre çok daha büyük artış beklenmektedir. Aslında bu bir paradoks değildir. Zira petrol fiyatlarındaki artış geçmişte talebin büyük ölçekte düşmesine yol açmıştır. Buna paralel olarak da üretim kapasitesi düşürülmüştür. İlk defa içinde bulunduğumuz dönemde fiyat artarken talep de artmaya devam etmiştir. Düşük fiyat düzeyinde üretim kapasitesinin artacak görünmesi de artan talebi karşılamak için fiyatlar yüksek iken devre dışı bırakılan kuyuların yeniden işletmeye alınması yanında yeni kuyu açma çalışmalarının yaratacağı potansiyel de göz önüne alınmaktadır. Bu noktada anımsanması gereken diğer bir olgu da, ham petrol fiyatları düşük düzeye inince OPEC ülkeleri gelir düşüş hızını azaltmak için gizlice kota üzerinde üretim yapma eğilimine girmişlerdi. Bu nokta da sorulması gereken soru, bırakın düşük fiyat halinde dünya petrol üretim kapasitesinin 132.8 milyon varile çıkarılmasını, yüksek  fiyat düzeyinde dahi günlük petrol üretim kapasitesi gerçekten yüzde 31 e yakın bir artışla 2030 yılında 107.7 milyon varile çıkarılabilir mi?
Diğer bölüme geçmeden önce, biraz sonra değerlendirmelere dahil edilecek, bir rakamı daha sizlerle paylaşmak isterim. Dünya’nın günde 82 milyon ham petrol tüketiminin yıllık değeri 29.9 milyar varil demektir. Dünya ham petrol tüketimi 2007 yılında günde 86 milyon varildi ve bu miktarın 2008 de 87.2 varile çıkacağı tahmin edilmektedir(7). Bu durumda 2008 yılının toplam tüketimi de 31.8 milyar varile çıkacak demektir.
Petrol üretim artışı nereye kadar devam eder?
ABD’nin Enerji Enformasyon İdaresi’nin Uluslar arası Enerji Durumu 2005 başlıklı raporunun kaynak olarak kullandığı Oil and Gas Journal’ın 2004 sonu tahminlerine göre dünyanın kanıtlanmış petrol rezervi 1,277.7 milyar varildir. Buna karşılık, Uluslar arası Enerji Ajansı’nın Dünya Enerji Durumu 2006 raporuna göre dünyanın kanıtlanmış petrol rezervi, 2005 sonu itibariyle 1,293 milyar varildir. 2004 ten 2005 e rezerv artışı (1,293 -1,277.7=)15.3 milyar varildir. Oysa 2004 yılında tüketilen petrol miktarı 30 milyar varil dolayında idi.
Uluslar arası Enerji Ajansı’nın raporunda yer verilen bir bilgiye göre, anılan petrol rezervinin dünyanın o tarihteki günlük üretim hacmi göz önüne alındığında ömrü 42 yıldır. Rapora göre, 1986 yılından bu yana rezerv/yıllık üretim rasyosunun değeri 39-42 yıl arasında dalgalanmıştır. Bu rakamlar, 1,277.7 milyar varil rezerv rakamının o tarihteki yıllık tüketim olan 30 milyar varile bölünmesi ile bulunmaktadır. 39-42 yıl arasındaki dalgalanmanın temelinde yatan unsur ise, yeni petrol kaynaklarının bulunmasından çok, mevcut petrol üretim alanlarının rezerv tahminlerinde yapılan değişiklikler olmuştur(8). Diğer bir deyişle, petrol rezerv miktarlarındaki artış geniş ölçüde, mevcut sahalardaki petrol rezerv tahminlerinin  yukarıya doğru revize edilmesinden kaynaklanmıştır. Bu çok önemli bir bilgidir. Petrol rezerv tahminleri 1970 lerde 650 milyar varil civarında idi. Bugün ise yukarıda da değinildiği üzere 1,293 milyar varildir. Bu 35 yılda yüzde 100 e yakın bir artış anlamı taşımaktadır. Rezervlerdeki bu bir katına yakın artış yeni ve zengin petrol kaynaklarının keşfedilmesinden mi yoksa rezerv tahminleri rakamları ile oynanmasından mı kaynaklanmıştır? Konu üzerinde araştırma yapanlardan Jeremy Leggett’e göre, bu artış çok geniş ölçüde rezerv rakamlarının yükseltilmesinden kaynaklanmıştır. Ona göre, Ortadoğu’nun petrol üreten ülkeleri mevcut üretim sahalarındaki rezerv rakamlarını 1970-2005 döneminde kademeli olarak 300 milyar varil dolayında yükseltmişlerdir(9). Leggett, aynı kitabında bazı petrol şirketleri ile devletlerin kendi rezervlerini yüksek gösterdiğini ve borsaya kayıtlı şirketlerin zaman zaman bu rezerv rakamlarını aşağı doğru çekerek düzelttiklerine örnekler de vermektedir(10).
Petrol üretiminin artışı şu unsurlara bağlı bulunmaktadır; kuyu verim yüksekliklerinin devam etmesi ve geliştirilmesi, yeni verimli kuyuların bulunması. Bu konuda yabancı basında ve kitap yayınlarında yer alan bilgiler çok uyarıcı niteliktedir.
Petrol konusunda uzman kalemlerden birisi olan F. William Engdahl bir makalesinde, dünyanın 1990-2000 döneminde 42 milyar varil boyutunda yeni petrol rezervi keşfetmesine karşılık aynı dönemde 250 milyar varil petrol tükettiğine dikkat çekmiştir(11). Durumu daha da somutlaştırmak gerekirse, 1980-2000 döneminde bir milyar varilden fazla rezerve sahip sadece üç saha keşfedilebilmiştir.
Diğer bir petrol uzmanı Roscoe G. Bartlett, bir makalesinde dünya en büyük 48 petrol üreten ülkesinden 33 ünde petrol üretiminin tavan yapıp düşmeye başladığını belirtmiştir(12).
Petrol üretiminin düşeceğine yönelik bilgilerin yer aldığı bir web sitesinde ise dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip olan Suudi Arabistan’ın üretiminin yüzde 90 nının Ghawar süper havzası dahil beş adet devasa petrol sahasından yapıldığına dikkat çekilmekte ve bu alanlardan planlanmamış üretim düşüşü sürprizi ile karşılaşılmasının olası olduğu ileri sürülmektedir(13).
William Engdahl, biraz önce değinilen makalesinde, Ghawar sahasının günde 4.5 milyon varil petrol üretimi ile Suudi Arabistan’ın incelemede kullanılan veri  tarihindeki petrol üretiminin yüzde 60 ını yaptığına dikkat çektikten sonra jeologların raporlarına göre bu sahada üretim düzeyini koruyabilmek ve kuyu basıncını sürdürebilmek için günde anılan kuyulara 7 milyon varil deniz suyu pompalandığına işaret etmektedir(14). Ghawar havzasının sahip olduğu petrol rezervinin 70 milyar varil olduğu ileri sürülmektedir.  Petrol üretiminin tavan yapma kuramının önde gelen isimlerinden Matthew Simmons (Bush-Cheney’in 2000 seçimlerinde enerji politikası danışmanlığını da yapmıştı) 2005 yılında yaptığı bir söyleşide S. Arabistan’ın günde 8 milyon varil üretebilmek için kuyulara 15 milyon varilden fazla deniz suyu yüklediğini iddia etmiştir(15). Petrol kuyularına su, gaz enjekte ederek üretim düzeyini koruma çok uzun vadeli sürdürülebilecek bir durum değildir. Bu yöntemle üretim bir süre aynı düzeyde sürdürülse bile daha sonra verimin hızla düşmesine de yol açılmaktadır.
Engdahl aynı makalesinde dünyanın en büyük 14 petrol havzasının ortalama ömrünün 2004 yılı itibariyle 43.5 olduğunu da belirtmiştir. Dolayısı ile bu kuyular 2008 yılında 47.5 yıllık bir ortalama ömre ulaşmışlardır. Matthew Simmons yukarıda değinilen söyleşisinde dünya petrol üretiminin yüzde 20 sini gerçekleştiren sözkonusu 14 büyük sahanın ortalama yaşının 53 olduğunu ileri sürmüştür. Şu anda bu kuyuların ortalama yaşı 57 yıl demek oluyor. İki uzmanın hesapları on yıla yakın sapma göstermektedir.
Bütün bu bilgiler, dünya petrol üretiminin tavan yapma (peak oil) noktasına yaklaşıldığını belki de o noktanın geri de bırakıldığını göstermektedir. Bu konuda yapılmış birçok çalışma vardır. Bunlardan 2007-2030 arasında tavana ulaşılacağını savunan raporların istatiksel ortalaması 2013 yılını göstermektedir(16).  Ancak Princeton Üniversitesinin ünlü jeologu Kenneth Deffeyes Kasım 2001 yılında yayınladığı bir çalışmasında petrol üretiminin tavan yapacağı yıl için grafik ve bilgisayar tekniklerini kullanarak yaptığı hesaplamada 2004 yılını olası olarak işaret ederken, bir hususun altını çizmeye özen göstermiştir, “tek belirsizlik Suudi Arabistan’ın muazzam rezervlerine ilişkindir”(17).  
Uluslar arası Enerji Ajansı’nın Dünya Enerji Durumu 2006 yılı raporunda yer alan bilgilere göre, büyük petrol rezervlerine sahip yirmi ülkenin rezerv miktarları ile mevcut üretim düzeyleri ışığında bu rezervlerin kaç yıllık ömrü kaldığına ilişkin veriler Tablo 3 de gösterilmektedir.
Tablo 3 deki bilgileri değerlendirirken, yukarıda yer alan bir bilgi hatırdan çıkarılmamalıdır; dünyanın mevcut bilinen rezervlerinin, mevcut yıllık tüketim miktarı gözönüne alındığında 40 yıl civarında ömrü kaldığıdır. Bu durumda Tablo 3 deki her ülkenin rezervinin yüksek rakamına bakarak yanlış bir sonuca varılmamalıdır. Dünyada petrol talebi artmaya devam ettiği sürece petrol üreten ülkeler üretimlerini arttırmak için fiyat, diploması ve askeri baskı altında kalabileceklerdir.
                                                  Tablo 3
                        Yirmi ülkenin ham petrol rezervleri ve 
                Mevcut üretim düzeylerine göre rezerv ömürleri
                              Rezerv miktarı
Ülkeler                       milyar varil            Ömür Yıl
S. Arabistan                     267                    77
Kanada                            179                  213
İran                                 132                    94
Irak                                 115                   171
Kuveyt                             104                  117
BAE                                   98                  109
Venezuela                          80                   103
Rusya                                60                    18
Libya                                 39                     65
Nijerya                               36                     41
ABD                                  21                     11
Çin                                    18                     14
Katar                                 15                     52
Meksika                              13                     11
Cezayir                               11                    23
Brezilya                              11                    19
Kazakistan                           9                     25
Norveç                                 8                      8
Azerbaycan                          7                     48
Hindistan                              6                    24
Kaynak: IEA/ World Energy Outlook 2006 Figure 3.2.
Tablo 3 de S. Arabistan’ın mevcut üretimi ile rezervlerinin ömrü 77 yıl görünmektedir. Ancak söz konusu çalışmanın referans senaryosuna göre 2030 yılında S. Arabistan’ın günlük üretiminin 17.1 milyon varil olacağı öngörülmektedir. Bu yılda 6.2 milyar varil üretim demektir. 2030 a kadarki üretim artışları da göz önüne alındığında 2003-2030 döneminde S. Arabistan’ın rezervleri yaklaşık 130 milyar varil azalmış olacaktır. Geriye kalan 137 milyar varilin günlük 17.1 milyon varil üretimle ömrü 22 yıla inecektir. Bu basit hesaplama bile rezervin 77 yıllık ömrünü 49 yıla indirmektedir(27+22). Dikkat edilirse bu hesaplamalarda S. Arabistan petrol üretiminin tavan yapmadan artmaya devam edeceği gibi gerçekçi olmayan bir varsayım mevcuttur. S. Arabistan petrol üretiminin 2030 dan çok önce tavan yapacağı göz önüne alınırsa 2030 da 17.1 milyon varillik bir üretime ulaşılmasını beklemekte fazla iyimser bir senaryodur.  
Petrol üretiminin tavan yapma beklentisine ilişkin bu genel bilgilerden sonra şimdi de son yıllarda çeşitli ülkelerdeki petrol üretim gelişmelerine kısaca göz atalım.
Reuters’ın 2007 yılındaki bir haberinde Rusya’nın petrol rezervlerinin 1994-2005 döneminde 7.3 milyar varil azaldığı bildirilmiş ve bu ülkenin Batı Sibirya’nın giderek azalan petrol kaynaklarını dengeleyecek rezerv artışlarının sağlayacak Doğu Sibirya ve diğer bölgelerdeki kaynakları henüz devreye sokamadığını belirtmiştir(18). Rusya, 1990 lı yıllardan bu yana dünya petrol pazarlarını üretim artışları ile rahatlatan ülkelerin başında yer almıştır. Bu üretim artışları rezervleri düşürdüğü için, Rusya başta Irak olmak üzere diğer ülkelerde petrol arama hakkı elde etmek için yoğun mücadele veregelmektedir. Rusya iç üretim potansiyelini yükseltmek amacıyla son yıllarda yabancı sermaye yatırımlarını özendiregelmiştir. Ancak, geliştirilen bu sahalara yönelik olarak geçmişte imzalanan anlaşmalarda son yıllarda köklü değişiklikler talep etmiş ve isteklerini şirketlere kabul ettirmiştir. Yeni sahaların çalışması güç coğrafi bölgelerde olması nedeni ile üretime geçiş programlarında büyük kaymalar yaşanmaktadır. 
Dünyanın üçüncü büyük rezervine sahip olan İran’ın petrol üretiminde günde 6 milyon varillik üretimle 1971 veya 1972 yılında tavan düzeyine ulaştığı ve o tarihten bu yana günlük üretiminin düştüğü ileri sürülmektedir(19). İran’ın 2003 yılında günlük petrol üretimi 4.2 milyon varildir.
Suudi Arabistan’ın Enerji Bakanı Ali Naimi, kısa süre önce yaptığı açıklamada, geleceğe yönelik petrol arzı güvenliğini tehdit eden en önemli unsurun “yedek üretim kapasitesi” noksanlığının olduğunu belirtmiştir(20). Petrol üreten ülkelerden hiç birisinde yeterli yedek üretim kapasitesinin bulunmamasının gelecekteki dünya ekonomik büyümesi üzerinde olumsuz etki yaratacağı da aynı yetkili tarafından dile getirilmiştir. Bu noktada şu bilgileri hatırlamakta fayda vardır;
1970-2000 arasındaki dönemde petrol fiyatlarındaki artışlar, özellikle Suudi Arabistan’ın yedek üretim kapasitesi devreye sokularak düşüşe döndürülebilmiştir. Bu bağlamda zaman zaman Kuveyt ve Rusya’da üretimlerini arttırarak fiyatların gerilemesine katkıda bulunabilmişlerdir. Ancak son yıllarda hızla büyüyen petrole yönelik talep, üretimi arttırmaya yönelik yeni yatırımlarla yeterince karşılanamadığı için yedek üretim kapasiteleri normal üretim haline getirilmiştir. Yedek üretim kapasitesinin izlediği tarihi seyri de kısaca anımsamak uygun olacaktır. 1970 yılı civarında OPEC’in yedek üretim kapasitesi günlük 15 milyon varil dolayında idi. 1980 lerde bu kapasite 5.5 milyona düşmüşken 1990 lı yıllarda yok düzeyine inmiştir. Yedek üretim kapasitesinin olmadığı durumlarda fiyat artışlarını disiplin altına alacak silah da yok demektir. ABD’nin ve diğer gelişmiş ülkelerin stratejik petrol rezervleri de artık etkin bir supap rolü oynamaktan uzaktır.
Petrol üreten ülkelerin sahip oldukları rezerv hacimleri göz önüne alındığında, üretim hacmini kolaylıkla arttırarak artan talebi karşılamada ve hatta “yeni yedek üretim kapasitesi” yaratma potansiyeli en güçlü ülke olarak Suudi Arabistan akla gelmektedir. Kanada ve diğer ülkelerin bu alanda katkıda bulunabilmelerine engel olan kendine özgü sorunları vardır. O konular bu yazının kapsamı dışındadır. ABD Başkanı Bush’un Suudi Arabistan ve diğer OPEC ülkelerinden üretim kapasitelerini yükseltme yönündeki taleplerine, OPEC ülkeleri sıcak bakmamışlardır. Bu bağlamda Suudi Arabistan yetkilileri, başta Kral olmak üzere, ülkenin mevcut üretim kapasitesi olan günlük 12.5 milyon varili 15 milyon varile yükseltmek için makul bir gerekçe olmadığını açıklamıştır(21).
Yeni petrol sahalarını araştırmak ve mevcutların verimliliğini olabildiğince korumak ve taşıma kapasitesini sorunsuz sürdürebilmek için 2030 yılına kadar petrol sektörünün 5.4 trilyon dolar dolar yatırım yapılması gerektiği Uluslar arası Enerji Ajansı’nca ileri sürülmektedir(22). Bu çok büyük boyutlu yatırımdır. Ülkeler ve petrol şirketleri bir yandan petrol üretimi için yatırım yaparken diğer yandan da küresel ısınma nedeni ile alternatif enerji kaynaklarına yatırım yapmak zorunluluğunu hissetmektedirler. Diğer taraftan gerçekten petrol üretiminin tavan yaptığı nokta civarında bulunuluyorsa yeni büyük yatırımlar yüksek düzeyli risk anlamını da taşıyacaktır. O nedenle devletlerin ve şirketlerin 2030 a giden yolda petrol için yapacağı yatırımların nasıl bir seyir izleyeceği orta vadede ortaya çıkmaya başlayacaktır.
Petrol fiyatlarının gelecekteki hareketi ne yönde olacaktır?
Yukarıya çok özet olarak alınan bilgiler, petrol üretiminin tavan yapma noktasının hemen kıyısında olunduğu konusunda açık uyarılar içermektedir. Hemen burada şunu da belirtmek gerekir ki, petrol dünyasında bu görüşlere şiddetle karşı çıkan ve tavan yapma noktasına ulaşmak için çok zaman olduğunu ileri sürenler de vardır. Ancak petrol fiyatlarının son yıllarda izlediği hızlı artış ve bu artışı denetlemek için bir yedek üretim kapasitesinin halen yaratılamamış olması ilk tezi daha güçlü göstermektedir.
Esasen petrol fiyatlarının üç haneli rakamlara çıkmasından çok önceleri bazı petrol uzmanları fiyatların bu düzeylere geleceği konusunda açık uyarılarda bulunmuşlardı. Bunlardan bazılarını kısaca hatırlamak uygun olacaktır. Metthew Simmons 2000 li yılların başlarında “birkaç yıl içinde petrol fiyatları yüksek üç haneli rakamlara çıkacaktır” kehanetinde bulunmuştur. Simmons, o dönemde New York Times köşe yazarlarından John Tierney ile petrol fiyatının 2010 yılında 200 dolara çıkacağına dair bahse de girmişti(23). Simmons, 3 Kasım 2005 tarihinde yaptığı söyleşide petrol fiyatının yüksek üç haneli rakama 2006 yılı kışında bile ulaşılabileceğini de ifade etmişti.
İngiliz Guardian gazetesinde 15 Kasım 2007 de çıkan bir makalede, petrol fiyatlarının 150 dolara ulaşabileceği konusu işlenmişti(24).
Almanya’nın saygın dergilerinden Spiegel’in internet ortamında 3 Ocak 2008 tarihinde çıkan haberinde, Alman Ekonomik Araştırma Enstitüsü’nün (DIW)petrol arzının yeterince artmaması nedeni ile petrol fiyatlarının beş yıl içinde 150 dolara, on yıl içinde de 200 dolara çıkacağı tahmininde bulunduğunu yazmıştır(25). Bu açıklamalar, üstü kapalı da olsa, petrol üretiminin tavan yapma noktasında olunduğunun itirafı niteliğindedir.
İngiliz Guardian gazetesinde yer alan bir başka yazıda, spekülatörlerin 2008 yılı sonunda petrol fiyatlarının 200 dolara çıkacağını savundukları belirtilmiştir(26).
Fiyat beklentilerine ilişkin alıntılarımı ülkemizin petrol konusunda uluslar arası saygınlığa sahip bir uzmanının görüşü ile tamamlamak istiyorum. Financial Times gazetesinde yer alan bir haberde Uluslar arası Enerji Ajansı uzmanlarından Fatih Birol’un “petrol arzında, tekerlek yuvasından çıkabilir” uyarısında bulunduğunu ve bu uzmanın görüşlerine itibar etmek gerektiği belirtilmektedir(27).
Buraya kadar sunduğum bilgiler ışığında petrol fiyatlarının ne yönde gelişeceğine ilişkin kendi öngörülerimi sunmaya başlayabilirim.
Petrol üreten ülkeler ve şirketler, büyük petrol tüketicisi gelişmiş ülkelerin ekonomilerinin aşırı petrol bağımlı konumda olduklarının ve alternatif enerji kaynaklarını yeterince geliştiremediklerinin farkındadırlar. Petrol üreten ülkeler, gelişmiş ülkelerin vergi gelirleri içinde petrol üzerinden alınan tüketim vergilerinin küçümsenmeyecek payı olduğunu da bilmektedirler. Bu ülkelerin çok büyük bölümünün petrol gelirlerinden başka gelirleri yoktur ve petrolün veya doğal gazın bir gün biteceği veya çağının geçeceğinin farkındadırlar. Bu ülkeler aynı zamanda petrol gelirleri ile yaptıkları geniş çaplı ithalatla gelişmiş ülkelerde istihdam ve büyüme yarattıklarının farkındadırlar. Petrol üreten ülkelerin büyük çoğunluğu demokrasi ile yönetilmedikleri için büyük ölçekli silah satın almaktadırlar ve bunları da gelişmiş ülkelerden yüksek bedel ödeyerek sağlamaktadırlar. Petrol üreten ülkeler gelişmiş ülkelerin mali piyasalarının ve Hazine’lerinin Petro dolarlara bağımlı olduklarını da bilmektedirler. Petrol ticaretinin dolar üzerinden yapılagelmesi, petrol üreten ülkelerin gelirlerinin reel değerlerinin dolara bağımlı olarak değişmesi yol açagelmektedir. Son yıllarda doların euro, yen, yuan, sterling ve benzeri bir çok dövize karşı sürekli değer kaybetmesi petrol üreten ülkelerin güçlü paralar karşısında gelirlerinin azalmasına veya fiyat artışları kadar artmamasına neden olmaktadır. Bu bağlamda söylenebilecek diğer bir husus da bu ülkeler, petrol fiyatları artarken dünyada ekonomik büyümenin sürebileceğini son yıllarda yaşayarak öğrenmişlerdir.
Petrol üreten ülkeler geniş ölçüde anti-demokratik yapıda olmaları nedeniyle, iç barışı sağlayabilmek için petrol fiyatlarındaki artışa paralel olarak sosyal refahı arttırmaya yönelik programlarının kapsamını da genişletmişlerdir. Petrol fiyatlarının düşmesi bu ülkelerin hükümetlerini ve rejimlerini sıkıntıya sokacağını yöneticiler çok iyi bilmektedirler.
1990 lı yıllardan bu yana Çin, Hindistan, Güney Kore, Japonya, Brezilya, İtalya, Rusya ve İspanya gibi ülkeler petrol ve doğal gaz potansiyeline sahip ülkelerde yoğun bir yatırım mücadelesi içine girmişlerdir. Bu güçlü rekabet ortamı petrol ve doğal gaz potansiyeli olan ülkelerin müzakere gücünü arttırmıştır.
Yedek üretim kapasitesinin ortadan kalkmış olması, spekülatörleri petrol üzerindeki oyunlarında daha cesaretlendirmiştir.
ABD’nin Irak’ı işgali kağıt üzerindeki senaryodan çok farklı gelişme gösterdiği için Irak’ın petrol potansiyelinden çok uzun süredir yararlanılamamasına neden olmuştur. Bu durum esasen arz sorunu yaşanan piyasayı daha sıkışık hale getirmiştir. Bu durumun kısa vadede düzelmesi pek beklenmemektedir.
ABD’nin İran’a karşı askeri operasyonu masada tutmaya devam etmesi piyasalardaki beklentileri olumsuz etkilemektedir.
Nijerya’daki iç çatışmalar bu ülkenin petrol üretimini çok oynak bir duruma getirmiştir.
Aynı şekilde ABD-Venezuela ilişkilerinin limoni olması da piyasaları olumsuz yönde etkilemektedir.
Ayrıca, ABD otomotiv sanayinin Avrupa, Japonya oto endüstrisi karşısında hayatiyetini koruyabilmek için sarıldığı hafif ticari araçlar ve SUV üretimi, hem bu ülkede hem de bu modayı izleyen ülkelerde petrol tüketimini yükseltici etki yapmıştır. ABD’nin bu stratejisi kısa ömürlü olmuştur. Zira, Avrupa Birliği, Japonya ve G. Kore gibi ülkelerin oto endüstrileri ABD ticari araçları kalitesinde ve ondan daha enerji verimli araçları kısa sürede üretmiş ve ABD piyasasını ele geçirmeye başlamıştır. Bu gelişme bu tür araçların dünya genelinde yayılmasına da yol açmıştır.
Çin ve Hindistan, karayolları yatırımlarını ve otomotiv endüstrisi yatırımlarını hızlandırmıştır. Bu ülkelerde son 10-15 yılda motorlu taşıt mülkiyetinde hızlı gelişme yaşanmaktadır. Bu eğilim iki ülkede de ivmesini koruyacak görünmektedir.
Bio-yakıt üretiminin petrole bir alternatif olamayacağı açıkça görülmeye başlanmıştır. Zira küresel ısınmanın öncelikle gıda maddeleri üretimini etkiyeceği görülmüş ve tarımsal alanların bio-yakıta artan ölçüde aktarılmasının mümkün olmayacağı anlaşılmıştır.
Buraya kadar açıklanan bilgiler ışığında petrol fiyatlarındaki genel eğilimin küçük dalgalanmalar dışında reel olarak artış yönünde olacağını ifade edebilirim. Bu artışın hızını belirleyecek ana unsurlardan ilki petrol üretiminin tavan yapmasına ilişkin bilgilerin daha somut nitelik kazanmaya başlaması olacaktır. Diğer birisi doların değerindeki gelişmeler olacaktır. Bir diğeri de başta Çin ve Hindistan olmak üzere Asya ekonomilerinin büyüme hızı olacaktır.
Dönemsel dalgalanmalar hariç, petrol fiyatlarındaki artış dünya ekonomik büyümesi devam ettiği sürece sürecektir. Bu gelişmeler süper güçlerin petrol üreten ülkeleri üzerinde nüfuzlarını arttırma mücadelesini de giderek yoğunlaştıracaktır. Bu noktada şu kadarını anımsamak yeterli olacaktır; Çin Devlet Başkanı geçtiğimiz yıllarda yaptığı gezilerde Suudi Arabistan’ı resmen ziyaret ettiği gibi petrol üreten birçok ülkeyi de ziyaret etmiş ve bu ülkelerde yatırım yapmak için anlaşmalar imzalamıştır. Suudi Arabistan Kralı da hem ABD ni hem de Çin’i ziyaret etmiştir. Suudi Arabistanı ABD Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanları bir çok kez ziyaret etmişlerdir. ABD’nin bu ziyaretlerine 16 Mayıs 2008 günü bir yenisi eklenmiştir. ABD Başkanı Bush, Ocak 2008 den sonra bu yıl ikinci kez görüşmelerde bulunmak üzere Suudi Arabistan’a gitmiştir(28).  ABD, Rusya, Çin, Hindistan, Japonya, Almanya, Fransa ve daha bir çok ülkenin Devlet Başkanları, Başbakanları ve diğer üst düzey yetkililerinin petrol ve doğal gaz üreten ülkelere ziyaretleri izleyen aylarda çok daha artarsa şaşırmamak gerekir.
Tüm hükümetler, sanayi kuruluşları, finans kuruluşları ve tüketiciler, ucuz hidrokarbon enerji döneminin geri dönmemek üzere geride kaldığını kabul edip kişisel, kurum ve ulusal ekonomik planlarını buna göre yeniden yapılandırmaya başlamaları gerekmektedir. Bu bağlamda güneş, rüzgar ve diğer temiz enerji üretimine yönelik yatırımlarını hızlandırmaları gerekmektedir. Bu alandaki gecikmelerin insanlığa maliyeti çok yüksek olacaktır.

Hikmet Uluğbay

(1) Hoyos Carola, “Opec says oil could hit $ 200”, Financial Times April 28, 2008.
(2) Hutchinson Martin “Oilk in 2012: $ 200 or $ 50?” Asia Times April 30, 2008.
(3) “Petrol 120 Dolara Dayandı” Cumhuriyet Gazetesi 29 Nisan 2008.  
(4) Fletcher Sam, “Crude prices edge higher in New York, London”, Oil and Gas Journal online May 9, 2008.
(5) Y.a.g.h. ve Hoyos Carola, “OPEC says oil could hit $ 200” Financial Times April 28, 2008.
(6) Hürriyet Gazetesi, “Petrol, Kuzey Irak Operasyonuyla 113 dolar”, sayfa 23.
(7) Mouawad Jad, “Behind record oil prices, troubling sign in production”, International Herald Tribune April 28, 2008.
(8) IEA, World Energy Outlook 2006, sayfa 88.
(9) Leggett Jeremy, “Half Gone”, Portobello Books 2005, sayfa 47.
(10) Leggett J., y.a.g.e. sayfa 44, 48.
(11)  Engdahl William F., “Iraq and the Problem of Peak Oil”, globalresearch.ca web sitesi Aug. 6, 2005.
(12)  Bartlett Roscoe G., “Peak Oil is coming, and we must prepare”, Legal Times June 12, 2006 Volume XXIX, No 24.
(13)  Oildecline.com.
(14)  Engdahl W. F., y.a.g.m.
(15)  Little Amanda Griscom, “An interview peak oil provocateur Matthew Simmons” Grist Magazine November 3, 2005.
(16)  Oildecline.com.
(17)  Deffeyes Kenneth S., “Peak of world oil production” Paper no. 83-0, Geological Society of America Annual Meeting, November 2001.
(18)  Reuters/Moskow Times April 9, 2007.
(19)  Motavalli Jim, “Matthew Simons: A Diminished Future for Saudi Oil”, The Environmental Magazine May/June 2005.
(20)  Hoyos Carola, “Saudis warn on oil capacity” Financial Times April 22, 2008.
(21)  Hoyos Carola, “Saudis put off longer term oil capacity rise”, Financial Times April 20, 2008.
(22)  Porter Adam, “International Energy Agency Confronts ‘Peak Oil’: Part 1”, ResourceInvestor.com October 3, 2005.
(23) Little A.G., y.a.g. söyleşi.
(24)  Macalister Terry, “Oil price could hit $ 150 a barrel”, Guardian Unlimited November 15, 2007.
(25) “Oil Price could hit $ 200, says German Institute”, Spiegel Online January 3, 2008.
(26)  Clark Andrew, “Speculators bet on $ 200 a barrel oil”, Guardian Unlimited January 7, 2008.
(27)  Crooks Ed, “The IEA warns: ‘the wheels might come off’”, Financial Times November 8, 2007.
(28)  “Suudi’nin petrolüne ABD koruması”, Hürriyet Gazetesi 17 Mayıs 2008 sayfa 26.

 

 

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s