Bilim Kuruluna Açık Mektup

Değerli bilim insanları,

Size bu açık mektubu iki buçuk ayı aşkın süredir evde kalma zorunluluğunu yaşayan, 65 yaş üzeri kıdemli vatandaşlardan (bundan sonra kısaca bizlerin olarak belirteceğim) biri olarak yazma gereksinimini duydum. Aynı zamanda böyle bir yazı yazmanın, sizlere, alınan kararların sonucu konusunda bir geri dönüş yapma sorumluluğumuz olduğuna inandığım için de yazıyorum. Her ne kadar 10 Haziran 2020 günü itibariyle bizlerin sokağa çıkmamızı kısıtlayan karar geniş ölçüde yumuşatılmış olsa bile, korona virüs vak’alarında yeniden bir artış olması durumunda yeniden sokağa çıkma yasağı konulabileceği için, bu geri dönüşümü bu günlerde yapmanın daha doğru olacağını da düşündüm.

Bu yazımda, bizlerle ilgili olarak aldığınız ve alınan kararlardan bazılarına ilişkin görüş ve gözlemlerimi paylaşacağım. Bunu, korona virüs salgınını gerek yurt içi gerek yurt dışı yazılı basında yer alan bilgileri de izleyen bir kişi olarak da yapıyorum. O nedenle, sizlerin bazı konulara açıklama getirmeniz gerektiğini düşünüyorum.

Öncelikle, bu salgın hastalıkla mücadelede cephede çok büyük riskler alan tüm sağlık personelimize gönülden teşekkürlerimi sunuyor ve cephede yaşamlarını yitiren sağlık personeline Tanrı’dan rahmet, geride kalan aile bireylerine de baş sağlığı, sabır ve dayanabilme gücü diliyorum. Cephe gerisinde mücadelenin en az insan maliyeti ile sonlanması için bilimsel çalışma ve tartışmalar yapma ve alınacak kararlara yön verme sorumluluğunu üstlenmiş sizlere de emek ve çabalarınız için teşekkür ediyorum.

21 Mart 2020 Cumartesi gecesi saat 24.00 de başlayan bizlerin sokağa çıkmamızın yasaklamasından bu yana iki buçuk ayı aşkın bir süre geçti ve yukarıda da değindiğim gibi 10 Haziran gününden başlayarak yasaklar geniş ölçüde esnetildi. Yasak ilan edildikten sonra bizlerin, gıda ve diğer bazı gereksinimlerimiz için bazı düzenlemeler yapılmış olmasına rağmen, en temel gereksinimimiz olan sağlık hizmetleri alabilmeyi sürdürebilmemiz konusunda, bana göre, bazı ciddi boşluklar kalmıştı. Sağlık bilimleri uzmanları olarak gayet iyi bilirsiniz ki, bizlerin yaşlarımız ilerledikçe doktora görünme ihtiyaçlarımız hem artar, hem de çeşitlenir. Çok iyi bildiğiniz üzere bazı hastalıklarımız izlemeye alınır ve bizleri belirli aralıklarla doktorlar görürler ve yapılması gereken tahlilleri yaptırırlar. Ona göre de gerekirse ilaç düzenlemeleri yaparlar.

Yine bilirsiniz ki, her konulan kuralın istisnaları olur ve bunlar kurallar konurken açıkça belirtilir.

Bu sokağa çıkma yasağı konulmadan önce, bazılarımızın belki dönemsel kontrolleri için 21 Mart sonrasında doktorlarından randevu alıp, onları görme ve belki de tahlil yaptırmamız gerekiyordu. Yasak konulunca, bu durumda olan kaç kişi dönemsel kontrol randevularını ertelemek durumunda kaldı bilemiyorum, ama küçümsenecek bir boyutta olduğunu da sanmıyorum. Oysa, o yasaklama kararını Kurulunuz görüştüğünde, “salgın hastalıkla mücadele için görevlendirilenler dışında kalan hastahaneler, dönemsel kontrolleri yaptırması gereken hastaları kabule devam edeceklerdir, bu nedenle doktora gidişler sokağa çıkış ihlali sayılmayacaktır” şeklinde bir istisna getirilebilirdi. Bu bizlere büyük bir rahatlık sağlayıp sorunlarımızın büyümesini önleyebilirdi. Salgınla mücadele görevi verilen hastahanelerin hastalarının dönemsel kontrolleri için de, o kurumların da görüşü alınarak benzeri düzenlemeyi yapabilirdiniz diye düşünüyorum. Eğer, bizlerin sokağa çıkma yasağı bir süre sonra yeniden konulmasını gerektiren bir gelişme olursa, umalım olmasın demek istiyorum ama, son günlerde açıklanan yeni vak’a sayıları bu umudu pek de desteklemiyor; yeni vak’a 10 Haziran 922, 11 Haziran 987, 12 Haziran 1,195, 13 Haziran 1,495 ve 14 Haziran 1,562 olarak açıklandı. Bu gelişme ile görsel basında yer alan insanlarımızın korunma kurallarına yönelik olarak sergilediği tutum arasında bir paralellik olduğu da anlaşılıyor. Bu vak’a artışlarının hangi yaş grubunda yer aldığının açıklanması da aydınlatıcı olacaktır. Yeni vak’alarda artış eğiliminin artması halinde sokağa çıkışta yeniden kısıtlama önermek durumunda kalınırsa yukarıda değindiğim ve aşağıda değineceğim konudaki noksanları giderecek kararlarınızı da gecikmeden açıklamanızın uygun olacağını düşünüyorum.

Umarım dönemsel kontrolleri için doktorlarını görmeyi erteleyenlerin sağlık durumlarında olumsuz gelişmeler yaşanmamıştır diyorum ama sanırım bazılarımız sorunlar yaşamış olabilir.

Şimdi sokağa çıkma yasağı geniş ölçüde esnetildiği için bizler, ertelediğimiz kontrollerimizi yaptırmak için doktorlarımızdan randevular almaya başlayacağız. Ancak, yukarıda da belirttiğim üzere, bu gereksinimimiz süreklilik gösteren bir durumdur. O nedenle, yeniden sokağa çıkma yasağı konulacak bir gelişme olursa, belirttiğim istisnaları da kararlarınıza eklemeniz gerektiğini göz önüne almanızı isterim.

Değerli bilim insanları

Sizlerin dikkatine sunmak istediğim diğer bir konu, sizlerin, bizlere yaşlanmayı yavaşlatabilmemiz veya sağlıklı bir yaşam sürmemiz için önerdiğiniz ve yaşam tarzı haline getirmemizi istediğiniz ve halen de önerdiğiniz “hareketli” olmak ve yaşımıza uygun beden hareketleri yapmaktır. Ayrıca, belirli yaştan sonra birçoğumuz, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümlerinin gediklisi de oluruz ve belirli hareketleri sürekli yapmamız gerekir.

Bu bağlamda her gün belirli bir süre tempolu yürümek en başta gelen önerinizdir. Bizlerden yüzde kaçımızın evi, yürüyüş yapacak boyuttadır veya yürüme bantları veya ev bisikleti vardır. Tahmin ettiğiniz üzere, üzülerek belirtmek durumundayım ki, çok azımız bu olanaklara sahibiz. Bizlerin sokağa çıkmasını düzenleyen kuralları belirlerken, örneğin çalışmak için esasen sokağa çıkmalarına izin verilenlerin, işyerlerinde bulundukları sabah 10-12 veya öğleden sonra 14-18 saatleri arasında bizlere yerlerde yürüyüş, banka işlemleri ve küçük alış verişleri yapabileceğimiz yerlere kadar yayan veya araçlarımızla gitmeyi, sosyal mesafeyi koruma, temizlik kurallarına uyma ve maske takma koşulu ile kararlaştırmış olsa idiniz, korona virüs vak’alarına ilişkin sayısal gelişmeler ne kadar etkilenirdi? Sanırım çok az. Araçla gitmeyi de belirtmemin üç nedeni var, ilki sokaktaki diğer insanlarla mesafeyi koruyabilmek, ikincisi, bazılarımızın belirli kilodan fazla yük taşımamızın fizik tedavi uzmanlarınca yasaklanmış olması ve üçüncüsü de araçların hafta en az bir defa kullanılmasının akü boşalmasını önlemek, lastiklerin kalitelerini korumasını sağlayabilmek nedeniyledir.

Daha sonra yaptığınız düzenleme ile, diğer günlerde dışarı çıkanların Pazar günleri sokağa çıkmasını yasaklayıp sadece bizlerin belirli süre sokağa çıkmamız yürümemiz kaslarımızı, kemiklerimizi güçlendirmek, güneş ışığından yararlanmak ve bağışıklığımızı pekiştirmek için yeterli miydi?  Sanmıyorum.

7 Haziran Pazar günü sokağa çıkma yasağını kaldırdığınızda bizler de saat 14-20 arası sokağa çıkabildik. Burada karşı karşıya kaldığımız hastalık bulaşma riski, biraz önce önerdiğimden uygulamadan çok daha fazla olmamış olmasını umarım. Acaba bu uygulama mı, yoksa işgünleri belirli saat aralığında dışarı çıkmak mı bizleri korona virüsüne daha açık hedef kılardı? Sanırım sizler de kabul edersiniz ki işgünleri belirli saatler arası daha doğru bir uygulama olurdu. Bu hususu da yasağın geri gelmesi halinde göz önüne almanızı öneririm.

Bizlere sokağa çıkma yasağı uyguladığınız dönemde, emekli maaşlarının ödeneceği günlerde, ödeme yapacak kurumların önünde toplanacak kalabalığı ve sosyal mesafe koruma karmaşasını ön görüp, toplantınıza Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu yetkililerini de davet edip onlarla birlikte maaşların bankalarca ödenme sürecini daha az riskli olarak düzenlenmesi sağlanamaz mıydı? Yasağın geri gelmesi halinde bu hâlâ düzenlenmesi büyük yarar sağlayacak bir konudur. Bu düzenlemeye yönelik çalışmalarınız yaparken, bir hususu göz önünden uzak tutmamanızı öneririm. Emeklilerin çok büyük bölümünün emekli maaşları çok düşüktür ve esnafa olan borçlarını ödeyebilmek ve ertelenmiş gıda alış verişlerini yapabilmek için maaşlarını bir an önce alabilmek isterler. Yapacağınız bu düzenleme çerçevesinde, emekli maaşlarının ödendiği günlerin sokağa çıkma yasağı kapsamında olmadığı açıkça belirtilirse, maaş almaya gidecekleri, 3,150 lira ceza öder miyim endişesinden de kurtaracaktır. Zira emeklilerin önemli bölümünün maaşları ya 3,150 liranın altında veya o miktar dolayındadır. Bu da göstermektedir ki, belirlenen para cezası hakkaniyet ölçülerinin çok üzerinde olmuştur. Sokağa çıkma yasağının ihlal edilmesini önleyecek en anlamlı düzenleme, para cezası değil, yasağın istisnalarını bizlerin sağlığımız için gerekli olan ve yukarıda belirttiğim çerçevede doğru saptamaktır. Böyle bir düzenleme sonrasında, bizlerden sokağa çıkma yasak ihlali yapanların sayısının çok büyük ölçüde düştüğü de görülecektir.

Bu arada bir hususu da bilginize sunmak isterim. Kamu finansmanında para cezaları, bütçe gelir kalemleri arasında yer alır, ancak bütçe finansmanı için kullanılacak temel bir kaynak olarak görülmez, onların konuluş amacı caydırıcılığı sağlamakla sınırlıdır ve miktarları dahil her boyutu TBMM’de görüşülerek konulması daha doğru olur diye düşünüyorum. Mevcut yasalarda Hükümetlere yasada belirlenmiş cezaları arttırabilme yetkisi enflasyon oranlarının çok yüksek oranlarda seyrettiği dönemlerde konulmuştur.  Caydırıcı para cezalarında tahsilat ne kadar düşük olursa, alınan önlemin gerçekçilik boyutu ve amaca hizmet ettiği de o denli ortaya çıkar.

Değerli bilim insanları,

Korona virüsü salgını ile ilgili istatistiklerin belirli bir ayrıntıda “Türkiye Günlük Korona Virüs Tablosu” başlığı altında günlük olarak topluma açıklanması da uzun süredir yapılmakta ve toplum bilgilendirilmektedir. Gerekli birçok bilgiyi içermektedir, ancak tamamlanması gerekir diye düşünüyorum. Ülke genelinde seyahat kısıtlamalarının kaldırılmaya başlandığı bu günlerde sizlerin, ülke genelindeki verilerin sunuluş şablonu çerçevesinde tüm iller için de tabloları internet ortamında toplumun erişimine açmanız da sayısız faydalar sağlayacaktır. Özellikle yaz mevsimine girilmesi ile tatil yerlerine yoğun akım da başlamıştır. O nedenle seyahat edeceklerin hem gidecekleri yerlerdeki korona virüs durumunu bilerek kararlarını almaları ve hem de yol seçim planlarını ona göre yapmaları salgının denetim altında tutulabilmesine olumlu katkı yapabileceğini düşünüyorum. Bu düzenleme ile birlikte, özellikle yerli ve yabancı turistin yoğun olarak gideceği tatil kentlerindeki sağlık kurumlarında korona virüs tedavi olanaklarının yükseltilmesi için de tavsiye kararları almanızda sayısız fayda görmekteyim. Bu önlemler, yeni salgın dalgalarının oluşum olasılığını düşürmede fayda sağlayabileceğine inanıyorum.

Sağlık Bakanı, 5 Haziran 2020 günü, o güne kadar ülkemizde korona virüsüne yakalanıp ölenlerin yüzde 93 ünün 65 yaş üzeri insanlarımız olduğunu açıkladı. Önemli ve uyarıcı bir bilgi idi. Bu verinin açıklanması bazı ek verilerle desteklenmesi daha faydalı olacaktı. Söz konusu açıklamaya ek olarak şu verilere de yer verilse idi, bana göre, toplumun durumu anlaması daha kolay olacaktı. Bunu 5 Haziran 2020 verilerini kullanarak örneklendirmek isterim. 5 Haziran günü itibariyle toplam test sayımız 2,267,412 olup, bu sayının … kadarı 65 yaş üzeri yurttaşlara yapılan testlerdir. Aynı gün itibariyle toplam vak’a sayımız 168,340 ın içinde … kadarı 65 yaş üzeri vak’aları içermektedir. Bu kadar 65 yaş üzeri toplam vakadan 4,323 kişi yaşamını yitirmiştir gibi. Bu sayı korona virüsten ölen insanlarımızın yüzde 93 ünü oluşturmuştur. Bu bilgileri içeren 65 yaş üzeri ölüm sayıları, bizlerin durumu hakkında algılamaların daha net olmasını sağlayacaktı. Korona virüse ilişkin bilgileri sürekli ve ayrıntıları ile izlemeyenler, bizlerin virüsten korunmak için değil, virüsü yaymamamız için evlere kapatılmış olduğumuz yanılgısına düşmelerini önlemeye yardımcı olurdu. Nitekim Sağlık Bakanı, bu gereksinimi duymuş olmalı ki, 10 Haziran günü basın toplantısında 65 yaş üzeri korona virüs ölümleri yukarıda değindiğim tarzda açıklamış ve konu toplumca daha net anlaşılmıştır.

Yaz dönemine girmekte oluşumuz nedeni ile sebze ve meyve zengini ülkemizde, hangi gıdaların bağışıklık sistemimizi güçlendireceği konusunda birçok görsel yayın kuruluşu konunun uzmanları ile program yaparak aydınlattılar. Bu hizmetleri için onlara da teşekkür ederim. Ancak o saatlerde iş yerlerinde olanlar bu yayınlardan yeteri kadar yararlanamamış olabilirler. Acaba bu konudaki en önemli bilgiler kamu spotu olarak düzenlenip çok geniş izleyicinin bilgi sahibi olması sağlanamaz mı?

Yazılı ve görsel yayınlarda, korona virüsüne karşı korunmada bağışıklık sisteminin güçlü olmasının önemli olduğu sürekli vurgulandığına göre, acaba sadece bu salgın süresi ile kısıtlı olmak üzere, bağışıklık sistemini güçlendiren bazı gıda destekleri sosyal güvenlik sistemince karşılanamaz mı? Böyle bir düzenleme, özellikle gelir düzeyi düşük 65 yaş üzeri kıdemli yurttaşlarımız açısından büyük destek olmaz mı? Bu hususu da siz değerli bilim insanlarımızın dikkatine sunmak isterim.

Bu vesileyle, sizlerin esasen bildiğinizi düşündüğüm bazı verileri de paylaşarak görüşlerimi açıklamaya devam etmek istiyorum. Bu veriler, yapmaya devam edeceğim önerileri açıklamama yardımcı olacağı gibi, sizin dışınızda bu yazıyı okuyacak yurttaşlarımıza da bizlere ilişkin bazı demografik veriler görme fırsatını verecektir.

Tablo 1 den de görüldüğü üzere, biz 65 yaş üzeri olanlar 2019 yılı verilerine göre, ülkemizde 7,550,727 kişiyiz. Tablo 1 den de görüldüğü üzere, tıptaki gelişmelere ve muntazam aralıklarla doktorlar tarafından görülmeye paralel olarak sayımız yıldan yıla artmaktadır.

Tablo 1

Türkiye’de 65 yaş üzeri nüfusun 2016-2019 dönemindeki sayıları

Yıllar

Erkek

Kadın

Toplam

2016

2,919,392

3,732,111

6,651,503

2017

3,033,433

3,861,952

6,895,385

2018

3,170,132

4,016,072

7,186,204

2019

3,337,260

4,213,467

7,550,727

      Kaynak: TÜİK, Genel Nüfus Sayımı Sonuçları 1935-2000 ve ADNKS Sonuçları 2007-2019.

TÜİK’in verilerine göre bizlerin yaşamakta olduğumuz hane halkı durumu da Tablo 2 de olduğu gibidir.

Tablo 2

2018 yılında yaşlı nüfusun yaşadığı hane halkı tipleri ve sayıları ile payları %

Yaşlı nüfusun yaşadığı

hane halkı tipleri

 

Sayı

Oran %

Toplam

5,374,625

100.0

Tek kişilik

1,292,370

24.0

Çekirdek aileden oluşan hane

2,402,160

44.7

Geniş aileden oluşan hane

1,554,653

28.9

Çekirdek aile

bulunmayan hane

 

125,442

2.3

Kaynak: İstatistiklerle Yaşlılar 2018, TÜİK sayfa 45 Tablo 1.26.

Tablo 2 den de görüldüğü üzere, 2018 verilerine göre, yüzde 24 ümüz tek başına, yüzde 44.7 miz eşimizle birlikte, yüzde 28.9 umuz çocuklarımızın yanında ve yüzde 2.3 ümüz de yaşlı evleri gibi sosyal kurumlarda konuk olarak yaşamaktayız.

Bu bilgi ışığında, korona virüsten bugüne kadar ölenlerin hangi tür hane halkı içinde yaşadığına göre dağılımının bilinmesi de alınacak önlemlerin yapısını belirlemeye yardımcı olacaktır diye düşünüyorum. Umarım, yeni önlemler belirlenirken, ölümlerin bu tablodaki veriler göre dağılımı da göz önünde bulundurulur ve gerekli farklı önlemler de oluşturulabilir.

Yaşlarımız ilerledikçe her yıl hastahanede en az bir gece yatanlarımızın sayısı da giderek artmaktadır. Bu veriler de Tablo 3 de yer almaktadır.

Tablo 3

Yaş grubu ve cinsiyete göre son 12 ay içerisinde en az bir gece yataklı tedavi alan yaşlıların oransal boyutu 2008 ve 2016 yıllarında % olarak

Yıllar

Yaş grubu

Toplam Erkek

Kadın

2008

65-74

18.4 20.7

16.4

2016

65-74

20.5 21.2

19.9

2008

75 +

16.6 18.8

15.1

2016

75 +

26.5 31.0

23.5

Kaynak: İstatistiklerle Yaşlılar 2018 TÜİK sayfa 64 Tablo 3.5 den iki yıl alınmıştır.

Tablo 3 den de görüldüğü üzere, her iki yaş grubunda da yılda en az bir gece yatılı tedavi görevlerin oranı 8 yıl içinde kayda değer artış göstermiş olmakla birlikte 75 yaş üzeri grupta bu artış çok daha yüksektir. Bu bilgi de bizlerin doktorlarımızla görüşmelerimizi aksatmamamız gerektiğine ilişkin yukarıda sunduğum önlemi desteklemektedir.

Bizler sağlık durumlarımız bakımından da önemli farklılar içermekteyiz. İşitme, görme sorunlarımız olduğu gibi, azımsanmayacak bölümümüz yürüme ve merdiven inip çıkma sorunu da yaşıyor. Yürümede ve merdiven inip çıkmada sorun yaşayanlarımızın boyutuna ilişkin olarak da bilgi sunmak istiyorum. Bu veriler Tablo 4 de yer almaktadır.

Tablo 4 den de görüldüğü üzere, bizlerden yürüme ve merdiven inip çıkma sorunu yaşayanlarımızın bizler içindeki oranları özellikle 75 yaş ve üzeri olanlarda göz ardı edilemeyecek boyuttadır. Tablo için verileri aldığım kaynakta hem yürüme güçlüğü çekenler hem de merdiven inip çıkma sorunu çekenler için şu tanımlama yapılmıştır: “Herhangi bir yardım almadan ya da yardımcı araç kullanmadan yürüyemeyenler ve merdiven inip çıkamayan bireyleri kapsamaktadır.[1]” Buna göre, 2016 yılında bizlerden özellikle 75 yaş ve üzeri olanların toplamda yüzde 48 i yürüme güçlüğü çekerken, aynı yaş grubunun yüzde 55.4 ü de merdiven inip çıkmada sıkıntısı çektiği anlaşılmaktadır. Dolayısı ile bu zorlukları olanların sokağa çıktıklarında araca binmedikçe evlerinden pek uzağa gidebilmeleri söz konusu olamayacağı gibi uzun sürede sokakta kalabilmeleri olası değildir. Verilerden anlaşıldığı kadarı ile yürüme ve merdiven inip çıkmada 75 yaş üzeri kadınların önemli bölümünün zorlukları vardır.

Tablo 4

2016 yılında yürüme ve merdiven inip çıkma sorunu yaşayanların oranları %

Yürüme güçlüğü çekenler

Yaş grubu

Toplam

Erkek

Kadın

65-74

23.4

15.4

30.2

75 +

48.0

36.0

55.8

Merdiven inip çıkamayanlar

Yaş grubu

Toplam

Erkek

Kadın

65-74

29.3

18.6

38.5

75 +

55.4

39.8

65.7

Kaynak: TÜİK İstatistiklerle Yaşlılar, sayfa 66 Tablo 3.7 den alınmıştır.

Tablo 2, 3 ve 4 deki bilgiler ışığında korona virüste ölenlerin yüzde 93 ünün içerisinde ne kadarının geniş hanehalkı üyesi oldukları, ne kadarının huzur evi ve bakım evinde kalanlardan olduklarını ve ayrıca ne kadarının 65-74 yaş veya 75 yaş ve üzeri gruba mensup olduklarını bilmenin, nerede ne önlem alınabileceği konusunda sizlere önemli ışık tutacağını düşünüyorum. Umarım, korona virüsten ölümler konusunda sizlere gelen bilgiler belirttiğim ayrıntıda veriler içeriyordur. İçermiyorsa, bir yandan geçmişteki ölümler konusunda bu bilgiler toplanırken, diğer yandan yeni ölümler konusunda bu bilgilerin derlenmeye başlaması sizlerin çalışmalarına değerli katkıda bulunacaktır.

Doğal olarak bu yaşlara erişmiş kişiler olarak da, her yıl bizlerden bir bölümü çeşitli nedenlerle aramızdan ayrılmaktalar, bunlara ilişkin 2018 yılı verileri de Tablo 5 de bilginize sunuyorum.

Tablo 5

2018 yılında ülkemizde belirli hastalıklardan tüm yaştaki

ve 65 yaş üstü ölümler

 

 

Ölüm nedenleri

Tüm

yaşlarda

 

65 yaş ve

üzeri

65 + ün tüm

yaşlara

oranları %

65 yaş altı

olanların

oranları %

Tüm nedenler

421,164

298,165 70.8

29.2

Dolaşım hst.

161,920

130,453 80.6

19.4

İyi ve kötü

tümörler

 

83,163

 

49,074

 

59.0

41.0

Solunum sis.

52,568

44,186 84.1

15.9

Endoktrin

20,074

15,592 77.7

22.3

Sinir sistemi ve

Duyu org.

 

20,766

 

17,164

 

82.7

17.3

Dışsal yaralanma

Ve zehirlenme

 

 

20,766

 

 

5,410

 

 

26.1

73.9

Diğer 64,211 36,286 56.5 43.5

Kaynak: Tüm yaş verileri için TÜİK, İstatistiklerle Türkiye 2018 sayfa 25 Tablo 4.6 ve 65 yaş üzeri veriler için TÜİK İstatistiklerle Yaşlılar 2018 sayfa 74 Tablo 3.14 ten alınmıştır.

Tablo 5 den de görüldüğü üzere, farklı hastalık türlerine göre, 65 yaş altı ve üzeri olanların ölüm oranları doğal olarak önemli farklılıklar göstermektedir. Korona virüsüne ilişkin hastalık solunum sistemi hastalıkları ile ilişkilendirildiği göz önüne alındığında, 65 yaş üzeri olanların bu tür hastalıktan ölüm oranı yüzde 84.1 ile esasen diğer hastalıklardan ölümlerin çok üzerindedir. Korona virüsten ölen 65 yaş üzeri hastalar için verilen yüzde 93 oranı da bu yaş grubunun diğer solunum hastalıklarından ölüm oranı ile farkı 9 puan düzeyinde olmaktadır. Yukarıda yüzde 93 oranı ile ilgili olarak yaptığım açıklamayı da bu bakımdan dikkatinize sunma gereği duymuştum.

İzninizle bu süreçte yaptığım birkaç gözleme daha değinerek yazımı tamamlamak istiyorum. Evden dışarı çıktığım günlerde dikkatimi çeken hususlardan birisi, maske takma kuralına uymadaki noksanlıkların yanında, maskelerin sadece ağıza takılıp burunların açıkta bırakılması oldu. Ülkemizdeki hane halkı gelir ortalamasının düşük olması gerek maske alımını ve gerek maske kullanımını olumsuz etkiliyor olabilir. O nedenle yıkanıp tekrar kullanılabilecek maske üretiminin özendirilmesi veya ailelerin kendilerinin bu tür maskeleri nasıl üretebilecekleri konusunda bilgilendirilmelerinin maske kullanım etkinliğini yükseltebileceğini düşünüyorum. Hastalık bulaşma riskini azaltabilecek diğer bir önlem ise iş yerlerinin burun akıntısı olan öksüren ve hapşıran çalışanlarını iyileşene kadar izinli saymaları kuralı da hastalığın yayılma riskini düşüreceğine inanıyorum. Bütün bu saydıklarıma ek olarak, topluma korona virüs vak’aları ve ölümleri konusunda olabildiğince çok ayrıntılı istatistik veri sunulmasının, insanların bilinçlenmesine ve hastalığı daha ciddiye almalarına önemli katkıda bulunacağı düşüncesindeyim.

Değerli bilim insanları

Yukarıda görüşlerinize sunduğum hususlar elbette bizlerin önermek ve öğrenmek istediklerimizin tamamını kapsamamakta. Bunlar sadece benim gözlemlediklerim ve önemli olduğunu düşündüğüm hususları içeriyor. Umarım sizin çalışmalarınıza olumlu katkıda bulunabilecek ve bizleri kısmen de olsa rahatlatabilecek hususları saptayıp dikkatinize sunabilmişimdir. Bu bağlamda Kurulunuz için bir internet sitesi kuruldu ise orada, böyle site kurulmadı ise Sağlık Bakanlığı web sitesinde “Bilim Kurulu’na öneriler” sayfası açılarak sizlere ulaşacak geri dönüşümlerin daha artmasına fırsat verilmesi faydalı olmaz mı?

Bilginize sunar, sunduğunuz hizmetlerinize yeniden teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar diler, saygı sunarım.

Hikmet Uluğbay

 

 

 

 

[1] TÜİK, İstatistiklerle Yaşlılar 2018 sayfa 66 Tablo 3.7 dipnot (1).

Bilim Kuruluna Açık Mektup” üzerine bir yorum

  1. Harika belirlemeler, önemli öneriler. Çok yararlandığımı belirteyim. Umarım ilgililer de yararlanmış olsun.
    Kemal Nehrozoğlu

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s