Petrol Üretimi ve Fiyatları İle Rus Ruleti Oynamak 2

Anımsanacağı üzere, OPEC (Petrol İhracatçısı Ülkeler Örgütü), 5 Mart 2020 günü Viyana’da 178.  (Olağanüstü) toplantısını yapmıştı. Toplantıya ilişkin basın açıklamasında, COVİD-19 virüs salgının, dünya ekonomisi ve petrol talebi üzerinde 2020 yılında ve özellikle ilk ve ikinci çeyreğinde önemli olumsuz etkisi görüleceği saptamasına yer verilmişti[1]. Bu bağlamda piyasa talebindeki beklentilerin düşme yönünde olduğu belirtilerek, OPEC içi ve OPEC dışı petrol üreten ülke Bakanlar toplantısına 30 Haziran 2020 tarihine kadar günlük petrol üretiminin OPEC üyesi ülkelerce 1.0 milyon varil ve OPEC dışı petrol üretici ülkelerin ise 500 bin varil üretimdeki paylarına orantılı olarak düşürülmesini önermeye karar vermişti.

Bu öneri, toplantı sonrasında Rusya ile görüşülmüştü. 6 Mart 2020 günü Rusya Enerji Bakanı Alexander Novak görüşmelerde bir anlaşmaya varılamadığını açıklamıştı[2]. OPEC üyesi 23 ülke 2017 yılı başlarından beri Viyana’daki Merkezlerinde zaman zaman toplanıp günlük üretim miktarlarını toplamda 1.2 milyon varil boyutunda düşürerek fiyat düzeyini korumaya çalışa gelmekteydi. Aralık 2019 da yaptıkları toplantıda günlük 500 bin varil daha üretim düşüşüne karar vermişlerdi, ayrıca Suudi Arabistan da gönüllü olarak 400 bin varil düşürmeyi kabul etmişti[3]. (Bu düzenleme, 31 Mart 2020 tarihine kadar geçerli olmak üzere yapılmıştı.) Ancak, Kuzey yarı kürede 2020 kışının beklenenden fazla sıcak geçmesi yanında, korana virüsü endişesi ile önce insanların seyahatlerini kısmaya başlamasının ve arkasından da devletlerin yurtiçi ve yurt dışı dolaşımı kısıtlamaları sonucunda düşen talep ham petrol fiyatlarının yüzde 20 ye varan boyutta düşmesini de tetiklemişti.

Rusya’nın, korona virüsünün petrol talebi üzerindeki tam etkisi görülmeden üretim kısıtlaması konusunda karar alınmasına sıcak bakmadığı belirtilmektedir[4]. Biraz sonra verilerini de sunacağım üzere, Rusya, daha önceki petrol üretim kısıtlamaları sürecinde fiyat seviyesini yüksek tutulmasının ABD’nin kaya (shale) petrolü üretimini artırmasına ve pazardaki payını büyütmesine yol açtığını da gözlemlemişti. O nedenle Rusya, virüsün petrol talebini düşürme etkisi tam olarak görülmeden yeniden önemli miktarda üretim kısıtlamasının ABD kaya petrolü üreticilerinin Pazar paylarını arttırmaya neden olabileceğini ileri sürdüğü belirtilmektedir[5].  Rusya’nın üretim kısıtlamasına karşı çıkmasında, yukarıdaki neden yanında, ABD’nin, Rusya’ya ve Rus petrol şirketlerine yaptırım uygulamakta olmasının da etkisi olması büyük bir olasılıktır.

Rusya’nın OPEC önerisini ret etmesi üzerine, Suudi Arabistan, “yeni bir Rus Ruleti” başlatmıştır. Yeni bir Rus Ruleti dememin nedeni, 2014 yılında ABD ve Suudi Arabistan’ın benzeri bir Ruleti uygulamaya koymuş olmalarıdır. Rusya ve İran’ın, Suriye’de çıkarılan iç savaşta eylemli olarak Esat’ı desteklemeye başlamaları üzerine, 2014 yılı sonlarında Suudi Arabistan ve ABD’nin, ekonomileri geniş ölçüde hidrokarbon kaynakları ihracından elde ettikleri gelire dayalı bu iki ülkeyi geri adım atmaya zorlamak istemişlerdi.

Bu yazım, aynı başlığı taşıyan ve 22 Temmuz 2016 günü bu sitede yayınladığım yazımın devamı niteliğindedir. O nedenle önce 2014 sonu uygulamaya konulan üretim artışının 2020 ye değin izlediği seyre ilişkin veriler değerlendirilecek daha sonra da Mart 2020 Ruletinin ne sonuç verebileceği tartışılacaktır.

Okurlar yazının bu aşamasında bir önceki yazıya göz atıp, sonra bu yazının devamını okuyabilir veya bu yazıyı bitirdikten sonra, dilerlerse dönüp ilk yazıyı da inceleyebilirler.

2016 da yayınladığım yazımı bitirirken, birçok gözlemde bulunmuştum. Bunlardan ikisini buraya alıntılayarak bu yazıya başlamak isterim. Suudi Arabistan’ın üretim artışını ne kadar sürdürebileceğini değerlendirirken, Suudi Arabistan yetkilileri çeşitli platformlarda, petrol üretimini kısarak fiyatların yükselmesi yönünde adım atmayacaklarını belirtmeyi sürdürmektedirler. Ancak, Rusya, İran ve Suudi Arabistan’a yönelik olarak buraya kadar derlenen bilgiler çerçevesinde, petrol üretimini kısarak fiyatların yükselmesi yönünde ilk adımı atmaya en yakın adayın Suudi Arabistan’ın olabileceği olasılığını belirtmiştim.  Yazıyı bitirirken de şu yargıya yer vermiştim; “Bu nedenlerle, ABD’nin orta vadede ham petrol fiyatlarının ülkesindeki ortalama kaya petrolü üretim maliyetinin çok üzerinde fiyatlar oluşmasına iç ve dış politik nedenlerle sıcak bakmayacağı söylenebilir.”

İlk olarak üzerinde durmak istediğim husus, 2014 yılındaki üretim arttırma yarışının başlatılmasından 2019 yılı sonuna değin ham petrol fiyatlarının izlediği seyir olacaktır. Bu amaçla Tablo 1 düzenlenmiştir.

Tablo 1

2013-2019 döneminde yıllık en yüksek ve en düşük ham petrol fiyatları

(ABD doları/varil olarak)

 

Yıllar

En

yüksek

En

Düşük

Fark

Dolar

Fark/En

yüksek %

2013 110.62 86.65 23.97 21.67
2014 107.95 53.45 54.50 50.49
2015 61.43 34.73 26.70 43.46
2016 54.06 26.21 27.85 51.52
2017 60.42 42.53 17.89 29.61
2018 76.41 42.53 33.88 44.34
2019 66.80 46.54 20.26 30.33

Kaynak: Macrotrends.net, Crude oil prices 70 year historical data’dan yararlanılarak düzenlenmiştir.

Tablo 1 in incelenmesinden de görüleceği üzere, 2014 yılı sonlarında üretim savaşı başlatılmasından önce ham petrol fiyatları 100 dolar/varilin üzerinde seyrederken, 2013 yılında en yüksek ve en düşük fiyatlar arasındaki farkın en yüksek fiyata göre düşüş oranı yüzde 21.67 düzeyinde kalmıştır.

2014 yılı sonlarında başlatılan fiyat kırma maratonu, daha yıl bitmeden, fiyatlarda yüzde 50.49 boyutunda sert bir düşüşe yol açmıştır. İzleyen yıllarda, 2015 ve 2016 yıllarında düello daha da kızışmış ve ek fiyat düşüş oranları sırasıyla yüzde 43.46 ve 51.52 düzeylerine ulaşmıştır. Bu gelişme en yüksek fiyatlarda büyük düşüşler olmasına rağmen yaşanmıştır.

2017 yılından başlayarak üretim artışının mali yükünün artması üzerine, tarafların üretim artışını kısıtlama stratejisi izlemeye başladıkları anlaşılmaktadır. Bu gelişmenin, girişte belirttiğim taraflar arasındaki görüşmelerin sonucu gerçekleştiği de görülmektedir. Ancak 2019 yılında en yüksek fiyatın 10 dolar kadar düşmesine yol açılsa bile en düşük fiyatta 4 dolar kadar artışa neden olacak şekilde talebin düşük olduğu dönemlerde üretim artışının kısıtlı tutulduğu da anlaşılmaktadır.

2014 sonunda uygulamaya konulan üretim savaşının ham petrol fiyatlarını nasıl etkilediğini Tablo 1 den gördükten sonra, bu süreçte, petrol üreten ülkelerden bazılarının üretim miktarlarının nasıl bir seyir izlediğine göz atmak amacıyla Tablo 2 düzenlenmiştir. Tablo 2 de ülkelerin günlük üretim verileri yerine yıllık petrol üretim rakamlarına yer vermeyi seçtim. Bunun nedeni de, hangi ülkenin üretim artış boyutu ile yıl boyunca fiyatları etkilemede daha büyük katkıda bulunduğunu daha net görebilmeyi sağlamaktır.

Tablo 2

Önde gelen ham petrol üreten ülkelerin 2014-2018 dönemi yıllık üretimleri

(Mt olarak)

 

Ülkeler

 

2014

 

2015

 

2016

 

2017

 

2018

2014-18

Artış %

ABD 524 567 545 580 676 29.00
S. Arabistan 541 565 584 563 583 7.76
Rusya 526 534 548 547 556 5.70
Kanada 216 222 219 241 259 19.91
Çin 214 217 203 195 193 -9.81
BAE 168 178 184 177 181 7.74
İran 162 161 214 229 214 33.00
Irak 154 173 222 225 230 49.35
Kuveyt 152 152 158 148 150 -1.32
Venezuela 147 146 131 113 81 -44.90
Meksika 136 127 120 108 102 -25.00
Cezayir 69 68 69 67 66 -4.35

 Kaynak: Enerdata, Global Energy Statistical Yearbook 2019.

Tablo 2 nin incelenmesinden de görüleceği üzere, 2014-2018 döneminde ham petrol fiyatlarının 100 doların üzerindeki değerlerinden hızla düşmesini sağlayan gelişme ile üretim artışlarında başı çeken ülkeler ABD % 29, Kanada %19.91, İran % 33 ve Irak % 49.35 olmuştur. Bu üretim artışını sağlayan ülkelerden, ABD ve Kanada kaya petrolü üretimine hız vererek bu artışı sağladıkları anlaşılmaktadır. Tablo 2 de üretim düşüren ülkelerden Çin’deki, bu azalmanın üretim düşüşünden kaynaklanabileceği gibi kendi kaynaklarını zorlamak yerine, çok ucuzlamış petrol ithal ederek kendi kaynaklarını geleceğe saklama stratejisi ile de yapılmış olabilir. Düşüncem, Çin’in döviz rezerv büyüklüğü nedeni ile, bu ikinci yolun seçildiği, hatta ülke stratejik stoklarına takviye bile yapılmış olabileceği şeklindedir. 302.8 milyar varil boyutu ile dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip olduğu kabul edilen, Venezuela’daki üretim düşüş gerisinde, bu ülkenin en büyük ham petrol alıcısı ABD’nin kendi üretimini arttırmış olması yanında, Venezuela’ya başta petrol üretim teknoloji olmak üzere kapsamlı olarak uyguladığı katı yaptırımların olduğunu düşünüyorum. Bu ülkeye yönelik yaptırımlar o düzeye ulaşmıştır ki, IMF, bu ülkenin korona virüsü için yardım desteği talebini “Maalesef, Fon bu isteği değerlendirebilecek durumda değildir. Daha önce de belirttiğimiz üzere, IMF’nin üye ülkelerle ilişkiye girebilmesi, resmi hükümetin uluslararası toplumca tanınmış olmasını gerektirmektedir.[6]” Bu ülkenin petrol üretim maliyetleri, petrol yataklarının özelliği nedeni ile çok yüksek olduğu için fiyatlar çok düştüğünde zararına üretim yapmak veya üretim kısmak zorunda kalmaktadır. 2014 yılından beri süren aşırı üretimin Venezuela ve diğer bazı üreticilerin ekonomilerini nasıl sarstığı sunacağım diğer tablolardan görülebilecektir. Meksika’nın ham petrol üretiminin dörtte bir oranında düşmesinde de üretim maliyetlerinden kaynaklanıyor olabilir. Olumsuz etkilenen diğer bir ülke de Cezayir olmuştur.

Tablo 2, Suudi Arabistan ile Rusya’nın ham petrol üretimleri, başta saydığım üretimlerini büyük ölçüde arttıran ülkelerin yanında çok düşük düzeyde kalmıştır.

2014 yılı sonunda başlatılan üretim artış düellosunun ham petrol fiyatları ile üretim boyutları üzerindeki etkilerini gördükten sonra şimdi de bu etkinin petrol üreten önde gelen ülkelerinin cari işlemler dengesine (CİD) nasıl yansıdığına göz atabiliriz. Bu amaçla Tablo 3 düzenlenmiştir. Tablo 3 ü iki parça halinde sunmamın nedeni, bloğumda tek tablo olarak sunulmasının, tabloyu izlenemez konuma taşıması riskidir. ABD, çok gelişmiş bir ekonomi olduğu için cari işlemler dengesini çok fazla mal ve hizmet kalemi etkilemektedir. Dolayısı ile CİD rakamlarındaki değişimi tek başına petrol ticaret dengesindeki gelişmelerle açıklamak olası değildir. Aynı şekilde Kanada, Rusya ve Çin ekonomilerinin üretim ve dış ticaret yelpaze genişlikleri de çok büyük oldukları için CİD lerindeki değişimleri geniş ölçüde petrol fiyatları ile açıklamak doğru olmayacaktır diye düşünüyorum.

Tablo 3/1

Önde gelen ham petrol üreten ülkelerin Cari İşlem Dengelerinin 2013-2016 dönemindeki gelişmeleri

(Milyar dolar )

Ülkeler 2013 2014 2015 2016
ABD -348.8 -365.2 -407.8 -428.3
S. Arabistan 135.4 73.8 -56.7 -23.9
Rusya 33.4 54.5 67.8 24.5
Kanada -59.3 -43.2 -55.2 -48.9
Çin 148.2 236.0 304.2 202.2
BAE 74.1 54.5 17.6 13.2
İran 26.5 13.6 1.2 16.3
Irak 2.7 6.1 -11.6 -14.5
Kuveyt 70.2 54.4 4.0 -5.1
Venezuela 4.6 4.9 -16.1 -3.9
Meksika -31.4 -25.0 -30.9 -24.2
Cezayir 0.8 -9.4 -27.3 -26.5

Kaynak: IMF database

Tablo 3/2

Önde gelen ham petrol üreten ülkelerin Cari İşlem Dengelerinin 2017-2019 dönemindeki gelişmeleri

(Milyar dolar )

 Ülkeler 2017 2018 2019
ABD -439.6 -491.0 -539.5
S. Arabistan 10.5 72.3 34.2
Rusya 32.4 113.5 93.9
Kanada -46.3 -45.2 -32.5
Çin 195.1 49.1 147.7
BAE 27.5 37.8 36.6
İran 16.5 18.3 -12.3
Irak 3.5 15.5 -7.8
Kuveyt 9.6 20.4 11.3
Venezuela 8.7 6.3 4.9
Meksika -20.1 -22.0 -15.0
Cezayir -22.1 -16.7 -21.7

Kaynak: IMF database

Tablo 3/2 deki veriler, IMF uzmanlarının gerçekleşme tahminleridir.

Tablo 3 de yer alan ve CİD leri geniş ölçüde petrol (ve dolayısı ile doğal gaz) fiyatlarındaki değişimden etkilenen diğer ülkelere bakıldığında, Suudi Arabistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirliği, Irak, İran, Cezayir, Meksika ve Venezuela’nın ham petrol fiyatlarındaki düşüşten büyük ihracat geliri kayıplarına uğramaları sonucunda CİD’lerinde geniş ölçekli bozulmalar görülmektedir. İşin ilginci, 2016 yılından sonra en düşük petrol fiyatlarının yükselme eğilimine girmiş olması bile Meksika, Cezayir ve Venezuela’ya hissedilir bir iyileşme sağlayamadığını göstermektedir.

Tablo 1 de değişim seyrini gördüğümüz ham petrol fiyatlarındaki hızlı düşüş ve 2017 den başlayarak kısmi toparlanma, petrol üreten ülkelerin devlet brüt borç miktarlarını da ciddi biçimde etkilemiştir. Devlet brüt borçlanmalarının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYİH) oranları Tablo 4 de yer almaktadır.

Tablo 4

Petrol üreten ve ihraç eden ülkelerde

devlet brüt borçlarının

GSYİH’ya oranı % olarak

Ülkeler 2013 2014 2015 2016 2017 2018 2019
S. Ara-bistan 2.1 1.6 5.8 13.1 17.2 19.0 23.2
Rusya 13.1 16.1 16.4 16.1 15.5 14.6 16.5
İran 10.7 11.8 38.4 47.5 39.5 32.2 30.7
Irak 32.0 32.9 56.9 64.3 58.9 49.3 51.1
Kuveyt 3.1 3.4 4.7 10.0 20.7 14.7 15.2
Venezuela 33.3 25.2 11.1 5.1 23.1 182.4 v.y.
Meksika 45.9 48.9 52.8 56.8 54.1 53.6 53.8
Cezayir 7.6 7.7 8.7 20.5 27.3 38.3 46.1

Kaynak: IMF, General Government Gross Debt to GDP.

Tablo 4 ün son iki sütunundaki veriler IMF uzmanlarının gerçekleşme tahminleridir.

Tablo 4 den görüldüğü üzere, petrol üreten ve ihraç eden ülkelerde devlet borçlarının brüt tutarlarının GSYİH’larına oranları, ham petrol fiyatlarının düştüğü dönemde kayda değer artışlar göstermiştir. Petrol fiyatlarının yükselmeye başladığı dönemlerde ise göreceli bazı düzelmeler oldu ise de kayda değer bir iyileşme sağlayamadığı görülmektedir.

Okurlar, petrol fiyatlarını belirlemede ABD’nin önemli rolü olduğunu belirterek neden Tablo 4 de yer verilmediğini sorabilirler. Bunun birinci yanıtı, ABD kaya gazı ve petrolü üretiminde ulaştığı boyutlarla, Tablo 2 den de anımsanacağı üzere dünyanın en büyük üreticisi konumundadır. O nedenle de ithal ettiği petrol miktarı ciddi boyutta düşmüştür. İkinci yanıt, ABD’nin 2013-2019 döneminde GSYİH değeri 16.8 trilyon dolardan 21.4 trilyon dolara çıkmıştır. ABD’nin azalan petrol ithalatı için ödediği miktarın bu büyüklükler içinde önemli bir ağırlığı da söz konusu olamaz. Üçüncü ve en önemli yanıt ise ABD doları uluslararası ticarette en önemli ödeme aracı ve rezerv para konumdadır. O nedenle ulusal parası ile ödeme yaptığı için ekonomisine maliyeti ihmal edilecek boyutta kalmaktadır. IMF verilerine göre, incelenen dönemde ABD’nin brüt devlet borçlarının GSYİH’ya oranı yüzde 104 ile yüzde 107 arasında dalgalanmıştır. ABD’nin devlet borç kağıtlarına, emekli fonları ile bankaların önemli ölçüde yatırım yapması yanında, başta Çin, Japonya ve Avrupa Birliği ülkeler olmak üzere petrol üreten ve ihraç eden ülkeler ile diğer ülkeler de büyük ölçekte yatırım yapa gelmektedir.

İncelenen dönemde ABD devlet borçlarına yatırım yapan petrol üreten ve ihraç eden ülkeler ile Çin ve Japonya’nın yaptıkları yatırımlar Tablo 5 de yer almaktadır.

Yabancı ülkeler, ağırlıkla, ABD Hazine borç kağıtlarına Merkez Bankası rezervlerini nemalandırmak üzere satın almaktadırlar. Tablo 5 in kaynağında yayınlanan veriler aylık bazdadır. Ülkeler satın aldıkları borç kağıtlarını borsada diledikleri zaman satıp/alabilmektedirler. O nedenle kaynakta yer alan verilere bakıldığında ülkelerin satın alıp ve sattıkları ABD borç kağıtlarından sonra ellerinde muhafaza ettikleri boyut görülmektedir. O nedenle belirli yıllardaki verilerin “en düşük” ve “en yüksek değer” leri tabloya alınmıştır. Böylece yıl içindeki ülkelerin portföy değişim boyutları hakkında bir fikir de edinilebilecektir.

Ülkeler ABD ile politik ilişkilerindeki dalgalanmalara bağlı olarak, ellerindeki ABD borç kağıtlarını süratle elden de çıkarabilmektedirler. Bunun tablodaki örneği Rusya’dır. 2013 yılında elinde bulunan 164.9 milyar dolarlık ABD Hazine borç kağıtlarını 2019 a değin tabloda yer almayacak boyuta indirmiş veya tümden elden çıkarmıştır. Rusya’nın bu davranışı, ABD ile arasındaki ilişkilerin gerilmesine verdiği tepkilerden birisi görünümündedir. Çin de, ABD ilişkilerine tepki olarak zaman zaman ABD Hazine borç kağıtlarını elden çıkarmaktadır.  Petrol üretimi ve fiyatları ile Rus Ruleti oynamak başlıklı ilk yazımda, yabancı basında 2015 yılında “Çin, Belçika aracılığı ile üç ay içerisinde 143 milyar dolarlık ABD Hazine borç kağıdı satmıştır” şeklinde bir habere de yer vermiştim.

Tablo 5

ABD Hazine borç kağıtlarından yabancı ülkelerin

satın aldıkları tutarlar

(Milyar Dolar olarak)

 

 

Ülkeler

2013 2016 2019

En

düşük

En

yüksek

En

düşük

En

yüksek

En

düşük

En

yüksek

Çin 1,214.2 1,316.7 1,049.3 1,252.3 1,069.9 1,130.9
Japonya 1,103.9 1,186.4 1,090.8 1,156.6 1,064.0 1,174.7
S. Arabistan 76.5 83.6 89.4 123.7 163.3 183.8
Kanada 55.9 65.6 69.4 85.3 97.6 119.0
Meksika 57.0 65.1 45.9 72.2 40.4 53.0
Kuveyt 27.9 34.8 28.7 31.7 40.2 44.4
BAE v.y. v.y. 60.6 66.7 37.3 55.9
Irak 33.2 49.6 13.9 19.4 31.0 36.2
Rusya 131.6 164.9 74.6 96.9 v.y. v.y.

Kaynak: Major Foreign Holders of Treasury Securities, Department of The Treasury, Federal Reserve Board.

Buraya kadar sunduğum bilgiler ile 2014 yılı sonunda uygulamaya konulan piyasayı petrole boğma savaşının, savaşa katılan ve katılmak zorunda bırakılan ülkelerin ekonomileri üzerinde ortaya çıkan sonuçları görmüş bulunuyoruz. Bu sonuçlar, giriş bölümünde de belirttiğim üzere, OPEC ülkelerinin 2017 yılından itibaren zaman zaman toplanıp, fiyat düşüşlerini durdurmak ve yeniden yükselmesini sağlamak amacıyla petrol üretimini kısıtlamalarına yol açmıştı. Bu sürecin bir devamı olarak 5 Mart 2020 de yeniden bir üretim kısıtlama kararı almak istenilmişse de arzulanan sonuç alınamayınca S. Arabistan petrol üretimini arttırma kararı almıştı. Şimdi de bu karar sonucunda ortaya çıkan gelişmeleri inceleyebiliriz.

9 Mart 2020 gününden bu yana dünya basınında petrol üretim artışına ve fiyatının düşüşüne ilişkin olarak çıkan haberler ve yorumlardan kayda değer bulduğum bazıları özetle ve kronolojik olarak şöyledir.

Jason Bordoff, 9 Mart günü yayınladığı “Bu Petrol Bunalımı Öncekilerden Neden Farklı” başlıklı makalesinde şu gözlemlere yer vermiştir[7]. Geçmişteki petrol şoklarına ya arz ya da talep neden olmakta iken, 2020 krizi aynı anda talepte önemli düşme varken, arzda aşırı fazlalık olmasından kaynaklanmaktadır. Rusya ve Suudi Arabistan dayanışmasının çökmesi ve onu fiyat savaşının izlemesinin önemli yansımaları olacaktır.  İlk yansıma, Suudi Arabistan’ın, Rusya’yı müzakere masasına döndürme amacı ile piyasayı petrole boğma büyük bir kumardır. Zira Rusya düşük petrol fiyatlarına Suudi Arabistan’dan daha dayanıklıdır. Rusya’nın, 2014 petrol fiyat çöküntüsünden bu yana döviz rezervleri önemli ölçüde artmışken Suudi Arabistan’ın rezervlerinde düşme görülmüştür. (Bu husus yukarıda sunduğum Tablo 3 ve 4 de yer alan verilerden de açıkça görülmektedir.)    Bordoff’un ileri sürdüğü ikinci husus ise, 5 Mart Viyana görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanması OPEC kartelini uzun vadede olumsuz etkileyebilecektir. Kartel halen kaya petrolü üretiminin süratle artması nedeniyle petrol piyasasındaki önemini yitirmeye başlamıştır. Üçüncü gözlemi ise, Rusya ve Suudi Arabistan arasındaki bu dalaşma sonucunda ABD kaya petrolü üreticileri büyük kayıplara uğrayabilir. Eğer, petrol fiyatları 30 dolar dolayında uzun süre kalırsa, kaya petrolü üreticilerinin arasında iflaslar yaygınlaşabilir.

Julian Lee, 17 Mart günü yayınladığı “OPEC’in Sonu Geldi” diye çevirebileceğim makalesinde 5 Mart’tan sonra yaşanan gelişmelere yönelik olarak şu gözlemlerde bulunmuştur[8]. OPEC’in açık ara en büyük üreticisi olan Suudi Arabistan’ın 2017 den beri yürürlükte olan anlaşmayı yırtıp atması bencil bir şovmenlik olduğunu ileri sürmektedir.  Aynı yazıda, bu kararın, OPEC dışı ortaklardan çok, Cezayir ve Venezuela gibi OPEC üyelerini cezalandırmak olacağı belirtilmektedir. (Verilen bu örneklerin esasen kötü olan durumları yine Tablo 3 ve 4 yer yer alan verilerden açıkça görülmektedir.) Lee, Suudi Arabistan’ın Nisan ayı başından itibaren üretim artırıp fiyatları düşürmesinin Avrupa’nın önüne 20 dolar dolayında bir petrol okyanusu sunacağına da işaret etmektedir.

James Hyerczyk, 20 Mart günü yayınladığı ve dilimize “Petrol Fiyatı Temel İlkeleri Günlük Öngörü-Suudi Arabistan ve Rusya Fiyat Savaşına son verinceye değin düşük fiyatlar” başlıklı yazısında, 5 Mart sonrasını değerlendirmelerde bulunduktan sonra şu bilgiye yer vermiştir[9]. “Enerji Bakanı Dan Brouillette, gazete muhabirlerine, Perşembe günü atılan adımın, sert piyasa koşullarındaki ABD petrol üreticilerine atılan bir can simidi olmayıp, petrolün ucuz olduğu bir dönemde ülkenin 713.5 milyon varillik Stratejik Petrol Rezervini doldurmak olduğunu söylemiştir.”

Bu noktada okurlara stratejik petrol rezervlerini petrolün ucuzladığı dönemde tamamlama ilkesinin İngiltere’nin Donanma Bakanı W. S. Churchill tarafından 17 Temmuz 1913 günü Avam Kamarasında yaptığı konuşmada dile getirdiğini de anımsatmak isterim. Churchill, savaş gemilerini kömür yerine fuel oil yakan teknoloji ile donatılması üzerine donanmanın petrol gereksinimini güven altına alacak önlemi şöyle açıklamıştır; “Donanma Bakanlığı’nın temel politikası, kendi sıvı yakıtımızın bağımsız sahibi ve üreticisi olmaktır. İlk yapacağımız şey, bu ülkede savaşta kendimizi güvende hissedeceğimiz ve barışta fiyat dalgalanmalarının üstesinden gelebileceğimiz boyutta bir petrol rezervi oluşturmaktır. İkinci olarak petrolün piyasada ucuzladığı dönemde satın alacak güce sahip olmaktır. …”

20 Mart tarihli bir haberin başlığı “Putin, Suudi Petrol Fiyat Şantajı olarak görünen olguya boyun eğmeyecek” olarak atılmıştı[10]. Bu haberde, Putin Hükümeti’nin bu tür krizlere karşı yıllardır rezerv biriktirmekte olduğu belirtildikten sonra, Rusya’nın, Suudi Arabistan’ın fiyat savaşı çıkarmasını beklemediğini, zira uzmanların, Kremlin’in Riyad’dan çok daha uzun süre dayanabileceğine emin olduklarını belirttiklerine de yer verilmiştir.

21 Mart günü dilimize, “Suudi Arabistan ve Rusya gerçekten ABD Kaya petrolü üretimini çökertmek mi istiyor” diye çevirebileceğim haber-yorum yazısında şu hususlara değinilmektedir[11]. İran’ın, nükleer güce sahip büyük devletlerle, nükleer silah üretmeme konusunda anlaşmaya vararak, Ocak 2016 petrol piyasasına dönmesi yanında, ABD’nin petrol ihracat pazarlarına girmesi piyasalarda arz fazlasına yol açmıştı. Bu gelişmeler, petrol fiyatlarının 50 dolar dolayında istikrara kavuşmasından önce 2014 yılı ortalarındaki 115 dolarlık zirve fiyatın 27 dolara çakılmasına neden olmuştu. Bu gelişmeler üzerine, Çin’in Hangzhou kentinde 5 Eylül’de toplanan G-20 zirvesi sırasında, Prens Salman ile Putin görüşerek, üretim kısıtlamasına giderek piyasadaki petrol bolluğunu giderip fiyatların yükselmesi sağlama konusunda mutabakat sağladılar.

Bu gelişmelerin sonucunda, OPEC ve OPEC dışı gruplar Aralık 2016 ilk defa birlikte üretim kısıtlaması uygulaması kararı aldılar. OPEC üyeleri günlük 1.2 milyon varil üretimlerini düşürürken, OPEC dışı ülkeler 558,000 varil kısıntıya gittiler. Bu çerçevede Suudi Arabistan 500,000 varil ve Rusya da 300,000 varil boyutunda üretimlerini azalttılar. Bunun sonucunda ham petrol fiyatı 50 dolayına yükseldi. Bu uyumlu işbirliği Riyad ve Moskova arasındaki ilişkilerin gelişmesine yol açtı. Kral Salman, Moskova’yı ziyaret eden ilk Suudi Kralı oldu ve bu ziyaret sırasında petrol, askeri konularda ve uzay çalışmalarında 3 milyar dolarlık anlaşmalar da imzalandı. Eylül 2019 da, Suudi Arabistan’ın petrol tesislerinde hasara yol açan drone ve füze saldırısından sonra, Putin S-400 satmayı önerdi ise de Kral Salman arzulu görünmedi.

21 Mart 2020 tarihli Financial Times gazetesinde yer alan haberde, OPEC yetkililerinin ABD’nin Texas Eyaleti enerji yetkilileri ve kaya petrolü üreticileri arasında üretim kısıtlaması konusunda görüşme yapıldığı belirtilmektedir[12].

26 Mart günü Bloomberg’de yayınlanan bir haberde, Rusya ve Suudi Arabistan arasında petrol üretimi kısıtlaması konusunda anlaşmaya varılamaması sonucunda petrol piyasasının çöküşünün yüz binlerce çalışanı tehlikeye attığı, onlarca milyar dolarlık yatırımı silip süpürdüğü ve kaya petrolü üreticilerinin yüzde 70 e varan bölümünü iflasa sürüklemekte olduğu belirtilmiştir. Aynı haberde, 25 Mart günü, ABD Dışişleri Bakanı Michael Pompeo’nun Riyad’ı arayarak ekonomik belirsizlik ortamında, enerji piyasalarına güven verecek adımlar atmasını istediği de yer almıştır[13].

27 Mart’ta Bloomberg’de yer alan haberin başlığı dilimize şöyle çevrilebilir “Suudi-Rusya Petrol Savaşı Uzadıkça, OPEC ulusları insaf feryadı atmakta”[14].

28 Mart’ta yayınlanan bir makalede, Rusya’nın en büyük petrol üreticisi Rosneft şirketinin Venezuela’daki faaliyetlerine, ABD’nin bu ülkeye uyguladığı yaptırımları arttırması nedeniyle, son verdiğini ve bu ülkedeki varlıklarını ismi açıklanmayan bir Rus şirketine sattığı belirtilmektedir[15].

Aynı gün diğer bir gazetede, “Haber analizi: ABD’nin Venezuela Başkanını değiştirmek için yeni umudu: Korona virüsü” başlıklı haber çıkmıştır[16]. Haber analizde, Venezuela Başkanı Nicolas Maduro Hükümetini muhaliflerle birlikte çalışmaya zorlayabilecek şeyin korona virüsü olabileceğine işaret edilmektedir.  Venezuela’nın salgına büyük ölçüde hazırlıksız yakalandığı ve muhaliflerin salgına karşı birlikte hazırlanacak bir plan çerçevesinde mücadele edebilmek için Başkanla müzakere olasılığı aradıkları da haberde yer almaktadır. Ancak bu olasılığın geçen hafta, ABD’nin, Maduro ve 14 yüksek görevlerdeki yardımcılarına uyuşturucu ticareti ve bununla ilgili suçlamalar yapılarak engellenmiş olduğuna da yer verilmiştir.

Bu haberden birkaç gün sonra, 31 Mart’ta Associated Press tarafından “ABD’nin Venezuela’da değişim için plan hazırladığı, yaptırımları hafiflettiği” haberi yayınlanmıştır[17]. Haberde, Trump yönetiminin, Nicolas Maduro ve muhalefet lideri Juan Guaido’nun temsilcilerinin geçiş hükümeti kurma önerilerini desteklemek üzere yaptırımları kaldırmaya hazır olduğunun ABD yetkililerince açıklandığı bilgisi de yer almaktadır.

Reuters’ın 1 Nisan günü verdiği bir haberin başlığını dilimize “Çinliler ABD’den şimdiye kadar ki en büyük indirimle petrol satın almakta acele ediyorlar” olarak çevirebilirim[18].  Haberin devamında, altı ticaret kaynağının, ABD’li petrol satıcılarının ellerindeki üretim fazlalarını Asya’ya büyük indirimle satarak tankerlere yüklediklerini belirttiğine de yer verilmektedir. Döviz rezervleri çok yüksek düzeyde bulunan Çin’in bu hamlesi ulusal çıkarları açısından büyük kazanç sağlayacağı açıktır. Zira virüsün dünya pazarlarında genel bir daralma yaratmasına rağmen stoklama için yapılan bu yatırım, rezervlerin para piyasalarında getireceği kazancın çok ötesinde bir kazanç sağlayacağı açıktır. Bu ucuz enerji sanayicilerin kullanımına sunulduğunda, sanayiciler rekabet günü yükseltebilmek için fiyat kırma gücüne de sahip olabileceklerdir.

1 Nisan tarihli bir haber de ABD eski Enerji Bakanının yaptığı açıklamaya yer verilmektedir. “Büyük bir çöküşün kıyısındayız: Eski Enerji Bakanı Perry COVİD-19 un petrol sanayiini yok edeceğini söyledi” başlıklı haberde, eski Bakan’ın “(Depolama) Kapasitemiz dolu. Suud’lular piyasayı ucuz petrole boğuyorlar. … son üç dört yıldır dünyanın bir numaralı petrol ve doğal gaz üreticisi olmak için büyük güçlükle çalışıp kurduğumuz bir sanayiinin tümden çöküşünün sınırında durduğumuzu söylüyorum.”

2 Nisan günü Oil Price.com sitesinde petrol fiyatlarının düşmeye devam etmesinin Irak üzerindeki olası etkileri incelenmiştir. Bu ayrıntılı incelemeden kısa bir alıntı yapmam yeterli olacaktır. Petrol fiyatları Irak ekonomisinin taşıyabileceğinin çok üzerinde olduğu belirtildikten sonra, Irak Hükümeti’nin 135 milyar dolarlık 2020 bütçesini, 2019 daki ortalama petrol fiyatı olan 56 doların süreceği varsayımına göre hazırlamış olduğuna dikkat çekilmiştir. Suudi Arabistan’ın fiyatları düşürecek hamlesinin sürmesi halinde, Irak’ın bütçesinin temel finansman kaynağı olan petrol gelirlerinin yüzde 70 kadar düşebileceği, bu durumun da, ülkenin 62 milyar dolar düzeyindeki döviz rezervlerinin erimesine neden olarak, ülkeyi IMF’ye başvurma noktasına getirebileceği ileri sürülmektedir[19]. Bu arada ülkenin iç savaş eşiğine gelme riskine de değinilmektedir.

Aynı sitede aynı gün yer alan diğer bir yazıda, ABD Başkanı Trump’ın Rusya ve Suudi Arabistan’ın üretim kısma boyutunun günlük 15 milyon varile ulaşabileceğini ileri sürdüğü belirtildikten sonra üretim kısıtlamasının o boyutlara neden ulaşamayacağı da anlatılmaktadır[20]. Bu bağlamda verilen bilgilere göre, Suudi Arabistan’ın Şubat 2020 de ürettiği günlük ortalama 9 milyon varilin biraz üstündeki düzeye geri dönmesi ve Rusya’nın günlük 500,000 varil boyutunda üretim kısmasını kabul edebileceği varsayılsa bile üretim azalmasının 3.5 milyon varil dolayında daralmış olabileceği tahmin edilmektedir. Bu kısıtlamalara, diğer OPEC ülkelerinin yapabileceği üretim düşürmeleri eklense bile bulunacak rakamın Trump’ın ileri sürdüğü rakamın çok uzağında kalacağı da belirtilmektedir.

Yine 2 Nisan günü yer alan bir haberde, Rusya’nın petrol üreten ülkelerin halen yeni bir düzenleme üzerinde görüşmediklerini açıkladığına yer verilmiştir[21]. Haberde, ABD Başkanı Trump’ın 2 Nisan günü Suudi Arabistan ve Rusya’nın görüşmekte olduklarını ve bir karara varabileceklerini tahmin ettiğini belirtmesinden kısa süre sonra Putin’in sözcüsü Dmitry Peskov’un Tass Ajansına, “kimse henüz belirli veya ilkesel bir konuyu görüşmeye başlamadıklarını” açıkladığına da yer verilmiştir.

Quartz sitesinde 3 Nisan günü Tim McDonnell tarafından yayınlanan bir makalede, ABD’deki kaya petrolü sanayindeki çöküş süreci 7 görsel eşliğinde değerlendirilmektedir. İlgilenenler son nottaki bilgilerden söz konusu makaleye erişebilirler[22].

Yukarıya alıntı yaptığım haberlerin her biri çok ayrıntılı bilgi ve değerlendirmeler içermektedir. Konuyla ilgilenenlerin tümünü okumalarını öneririm.

Gerek yukarıya yaptığım alıntılarda ve gerek onun dışındakilerde üretim/talep dengesizliğini giderme de ABD’nin kendisinin ne katkı yapacağına ilişkin bir bilgi göremedim. Bu benim her yazı ve açıklamaya ulaşamamamdan kaynaklanan bir durum da olabilir. Ancak Tablo 2 den de anımsanacağı üzere, incelenen dönemde petrol üretimini en çok arttıran ülkeler arasında ABD’de yer almak idi.

Korona salgını nedeni ile tüm dünyada petrol tüketimin çok büyük ölçüde düştüğü bir ortamda petrol üretimini arttırarak oynanmaya çalışılan Rus Ruleti’nin ortaya çıkardığı tablonun genel görünümü kaba hatları ile yukarıda özetlediğim gibidir. Salgının yavaşlatılabilmesi için insanların eve kapanmasının ve alınan diğer önlemlerin neden büyük ölçüde petrol talebini düşürmekte olduğunu da bir tablo eşliğinde açıklamak isterim. Bu amaçla Tablo 6 düzenlenmiştir.

Tablo 6

OECD ülkelerinde 2017 yılında petrol talebinin sektörler arasında dağılımı

% olarak

Sektörler Yüzde Oranı
Karayolları 50.11
Petrokimya 14.38
Konut, ticaret ve tarım 9.09
Havacılık 7.82
Liman yakıt ikmal tesisleri 3.38
Elektrik üretimi 2.33
Demiryolları ve nehir nakliyeciliği

yakıt ikmal tesisleri

 

1.69

Diğer sanayiler 11.21

Kaynak: Statista 2020

Korona virüsünün yayılmasını önlemek üzere, neredeyse tüm devletlerin, kıdemli vatandaşlarını evde tutma kararları, çalışma koşullarını esnetmeleri ve ülke içi ve ülke dışı seyahatlere çok ciddi boyutta kısıtlama getirmeleri sonucunda Tablo 6 daki sektör petrol tüketim verileri incelendiğinde şu gözlemleri yapmak mümkündür. Petrolün yarısının tüketildiği karayolu sektöründe, bu önlemler uygulamada kaldığı süre boyunca tüketimin çok ciddi boyutta düşeceği açıktır. Aynı şekilde, havacılık sektörünün de tüketimi çok ciddi boyutta azalacaktır. Diğer sektörlerde yer alacak petrol talep düşüşleri anılan iki sektörün yanında çok düşük boyutta kalacağı tahmin edilebilir.

Böyle bir ortama girildiği açık iken, Mart ayı başında üretim kısıtlama görüşmelerde uzlaşmaya ulaşılamadı diye yeni bir Rus ruleti başlatılmasını haklı kılacak hiçbir mantıklı gerekçesi olamaz. Üretim kısıtlaması yapılmadığı ortamda esasen önemli talep düşüşü olacağından zaten mevcut üretim düzeyi aşırı petrol arzı yaratmış olacaktı.

Bu noktada küçük bir parantez açmak istiyorum. 2007 yılında yabancı basında, ham petrol fiyatlarının 90 dolar düzeyine ulaşmasında, Türkiye’nin Kuzey Irak’a sınır ötesi operasyon yapma kararının etkisi olduğu iddiaları ileri sürülmüştü. Bu iddialar ulusal basında da yankı bulmuştu. Bu gelişmeler üzerine, bu sitede 24 Ekim 2007 tarihinde yayınladığım “Petrol fiyatlarının 90 dolara dayanmasından kim sorumlu?” başlıklı yazımda bu iddialara gereken yanıtı vermiştim. 22 Temmuz 2016 günü bu sitede yayınladığım “Petrol Üretimi ve Fiyatları İle Rus Ruleti Oynamak” başlıklı yazım ile aynı başlığı taşıyan bu yazımdaki bilgiler, petrol fiyatlarının oluşumunun kimlerin hangi boyutta etkileme gücü ve potansiyeli olduğunu açıkça ortaya koymuştur. O nedenle okurların bellek tazelemesi için kısa bir anımsatma yapmak istedim.

Petrol piyasasında sergilenen bilek güreşi Rusya ve Suudi Arabistan olarak gösterilse de, piyasaları dengeye getirecek uzlaşma görüşmelerinde bir sonuca varılabilmesi sadece bu iki ülkenin kendi kısıtlamaları konusunda bir uzlaşmaya varmaları ile ulaşılacağını sanmıyorum. Uzlaşmanın, 2014 yılından bu yana değişen piyasa paylarında önemli artış sağlayan ülkelerin tümünün arasında dengeli bir üretim daraltmayı kabul etmeleri ile mümkün olabileceğini düşünüyorum. Bu uzlaşma sağlanan değin, Çin gibi rezervleri güçlü ülkeler ile petrol depolama kapasitesi yüksek ülkeler ucuz petrolle, daralmakta olan dünya ticaretinde, rekabet güçlerini artırarak paylarını koruyacakları gibi arttırma şansına bile sahip olabileceklerini düşünüyorum. Sergilenen Rus Ruleti sırasında üretimlerini düşüren ve ekonomik darboğaza girdiğini yukarıdaki tablolarda gördüğümüz ülkelerin sorunları daha da derinleşebilecektir. Doğal kaynak zengini ancak geri kalmış ülkeler için zaman zaman kullanılan “doğal kaynak lâneti” (resource curse) diye bir söylem vardır. Ben bu söylemin yanlış olduğunu düşünürüm.  Zira, Kanada (maden, mineral, kaya petrolü ve gazı), Avustralya (maden, mineraller, doğal gaz )ve Norveç (maden, mineral, offshore petrol ve doğal gaz) gibi doğal kaynak zengini olan bu ve benzeri ülkelerde, kaynaklar, uyguladıkları eğitim sistemlerindeki kalite nedeni ile gönence dönüştürüldüğü göz önüne alındığında, bazı ülkelerde lânete yol açan şeyin doğal kaynaklar olmayıp, seçtikleri veya kendilerine dayatılan “eğitim sistemleri” olduğu sonucuna varıyorum.

Yazımı tamamlarken, Türkiye’nin ham petrol ve doğal gaz depolama mevcut kapasitelerine yapacağı ek ve kapsamlı yatırımların, bu gibi fırsatlarda maliyetini çok kısa sürede karşılanmasının da mümkün olduğu gibi, aşırı fiyat dalgalanmalarından ekonominin olumsuz etkilenmemesinin de güven altına alınabileceği, yaşanan bu süreçte çok açık olarak ortaya çıktığını belirtmek isterim.

Hikmet Uluğbay

[1] OPEC 178th (Extraordinary) Meeting of the Conference concludes. No 3/2020 Basın Açıklaması Wienna, Austria 05 March 2020.

[2] “Russia-Saudi Oil Alliance Under Pressure as Moscow Rejects Production Cuts”, AFP March 6, 2020 The Moscow Times.

[3] Y.a.g.m.

[4] Raval Anjli ve David Sheppard, “Oil crash: whay Saudi Arabia has started a global crude price war” Financial Times, March 9, 2020.

[5] Russia-Saudi, y.a.g.m.

[6] Pagliccia Nino, “The IMF Abondons Venezuelans to the threat of the COVİD-19 Pandemic on a Political Decision”, Global Research, March 22, 2020. Ayrıca The Telegraph 18 March 2020 “IMF denies Venezuela emergency aid to help fight coronavirus” by Our Foreign Staff The Telegraph.

[7] Bordoff Jason, “Why This Oil Crash Is Different”, Foreign Policy March 9, 2020.

[8] Lee Julian, “The End of OPEC Is Here”, Bloomberg March 17, 2020.

[9] Hyerczyık James, “Oil Price Fundamental Daily Forecast-Lowe Prices Until Saudi Arabia and Russia End Price War” FX Empire, March 20, 2020.

[10] Arkhipov Ilya, Evgenia Pismennaya, Dina Khrennikova and Olga Tanas, “Putin Won’t Submit to What Is Seen as Saudi Oil-Price Blackmail”, Bloomberg March 20, 2020.

[11] “Do Saudi Arabia and Russia Really Want To Kill U.S. Shale”, Oil Price.com March 21, 2020.

[12] Brower Derek and Londra’da Anjli Raval ve New York’ta Gregory Meyer, “Opec discusses output cuts with US producers”, Financial Times March 21, 2020.

[13] Carey Glen, Javier Blas, Nick Wadhams and Stephan Cunningham, “U.S. Calling on Saudis to Halt Plan to Unleash Record Oil Supply”, Bloomberg Marh 26, 2020.

[14] Smith Grant, “OPEC Nations Howl for Mercy as Saudi-Russia Oil War Deppens”, Bloomberg March 27, 2020.

[15] Tetrault-Farber Gabrielle and Olesya Astakhova, “Rosneft sells Venezuelan assets to Russia after U.S. sanctions ramp up”, Reuters March 28, 2020.

[16] Mogollon Mery, Tracy Wilkinson, Patrick J. McDonnell, “News Analysis: The new U.S. hop efor replacing the President of Venezuela: Coronavirus”, LA Times March 28, 2020.

[17] Goodman Joshua, “US outlines plan for Venezuela transition, sanction relief”, Associated Press March 31, 2020.

[18] Zhang Shu and Florence Tan, “Chinese buyers snap up U.S. oil purchases at widest discount ever”, Reuters April 1, 2020.

[19] Katona Viktor, “Iraq On The Brink Of Civil War As Oil Revenues Evaporate”, Oilprice.com April 2, 2020.

[20] Kool Tom, “Why A 15 Million Barrel Per Day Cut Will Never Happen”, Oilprice.com April 2, 2020.

[21] Paraskova Tsvetana, “Russia: Oil Producing Countries Not Discussing Any New Deal”, Oilprice.com April 2, 2020.

[22] McDonnell Tim, “The collapse of US fracking industry, in seven charts”, Quartz April 3, 2020.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s