2017 Yılının 2018’e bırakmakta olduğu ekonomik miras ve 2018’e ilişkin belirsizlikler

Aşağıdaki metin Atatürkçü Düşünce Derneği’nin internet sitesinde “2017’de Yaşadıklarımız ve 2018’e İlişkin Beklentilerimiz” başlığı altında toplanan çeşitli yazarlara ait yazılardan benim kaleme aldığım yazıdır.

2017 Yılının 2018’e bırakmakta olduğu ekonomik miras ve 2018’e ilişkin belirsizlikler

Hikmet ULUĞBAY

Yaşayan insanlar gibi, 365 günlük kısa ömrünü tamamlayan her yıl da, kendisinden sonra gelene mirasını bırakır. Bu bağlamda 2017 de kısa süre sonra kendi mirasını oluşturmayı tamamlayıp devredecektir. 2018 yılına ne miras bırakacağı aylar öncesinden genel hatları ile ortaya çıkmış durumdadır. Bu yazımda 2017’nin gelen yıla bırakmakta olduğu ekonomik mirası değerlendirmek istiyorum. 2017 yılına haksızlık yapmamak için de onun bir yıl öncesinden aldığı mirası da göz önünde bulundurmak gerekir diye düşünüyorum. Bu bilgileri içermek için Tablo 1 i düzenledim.

Tablo 1

2016 ve 2017 yıllarına ait bazı göstergeler

 

Gösterge

 

Birim

2015

Yılı sonu

2016

Yılı sonu

2017

Yılı başı

2017

Belirtilen zaman

Büyüme %

—–

3.2

—–

Tahmin 5.5

İşsizlik 000 eklenerek

3,037

3,692

3,670

Ağustos 3,417

Dış ticaret açığı Milyon ABD $

—–

40,859

—–

3. Ç. 40,751

Cari işlemler açığı Milyon ABD $

—–

32,859

—–

3. Ç. 31,109

TÜFE Endeksi 2003=100

274.44

292.54

299.74

Kasım 325.18

TÜFE Yüzde

8.81

8.53

Ksm-Kasım 12.95

ABD Doları TL

2.9475

3.5255

3.5402

30 Kas. 3.9461

Avro TL

3.2174

3.7166

3.7153

30 Kas. 4.6747

Hane halkı finansal yükümlülüğü Milyar TL

426.0

464.4

—-

3. Ç. 541.7

Dış Borç Brüt Stok Milyon $

396,063

404,460

2. Ç. 432,352

Kısa vadeli D.B. Milyon $

101,877

100,002

2. Ç. 108,715

Merkezi Yönetim İç Borç Stoku Milyar TL

456.8

490.7

Ekim 521.5

Kaynak: Hazine Müsteşarlığı, TCMB ve TÜİK veri tabanları

Tablo 1 in incelenmesinden de görüleceği üzere, 2017, 2016 yılından düşük bir ekonomik büyüme oranı, yükselmiş bir işsiz sayısı, yaklaşık 41 milyar dolarlık dış ticaret açığı, yaklaşık 32.9 milyar dolarlık cari işlemler açığı, yüzde 8.81 den yüzde 8.53 e düşmüş enflasyon (tüketici fiyat artışı), yüzde 19.6 oranında değerlenmiş ABD doları, yüzde 15.5 oranında değerlenmiş avro, yüzde 9.0 oranında artmış hane halkı finansal yükümlülüğü, yüzde 2.1 oranında artmış dış borç stoku ile yüzde 7.4 oranında artmış merkezi yönetim iç borç stoku devralmıştır. Diğer bir deyişle işsiz sayısı, dış ticaret ve cari işlemler açıkları ile dolar ve avronun yükselen TL değerleri gibi kötüleşen veriler dışında yukarıdaki tabloda yer alan değerlerde 2017’nin göreceli olarak daha iyice bir miras devraldığı görülmektedir.

Yine aynı Tablodan gözlemleneceği üzere, henüz 2017 yılı tamamlanmadan farklı göstergelerde farklı tarihler itibariyle şimdiden pek de iyi olmayan bir ekonomik mirası 2018 e bırakmakta olduğu gözlenmektedir. 2018’e devrolması olası ekonomik mirasa daha yakından baktığımızda oransal olarak şunları görmekteyiz. 2017 ekonomik büyüme oranı tahmin olarak 2016 nın mirasından daha iyi görüntüsü vermekte ise de gerçekleşecek büyümenin bu oranı yakalaması pek olası görülmemektedir. Büyüme oranının hedeflenen rakama ne kadar yaklaşabildiği ancak Mart-Nisan 2018 de öğrenebileceğiz. 2017 yılının ilk dokuz ayında ulaşılan dış ticaret ve cari işlemler açıkları 2016 yılına ait verilerle neredeyse aynı düzeydedir. Dolayısı ile bu iki açığa ilişkin geçici veriler açıklandığında, 2017’nin aldığından daha kötü bir mirası 2018’e bıraktığı görülecektir. 2018’e bırakılacak işsiz sayısı konusunda bir tahminde bulunmak mümkün değil, zira TÜİK’in web sitesine koyduğu işsizlik verileri Ağustos ayına ait olup ülkede istihdamın yüksek olageldiği bir aydır. Kasım-Kasım bazında yüzde 12.95 e sıçramış bir enflasyon terekeye şimdiden girmiş görünmektedir. TCMB’nin 30 Kasım tarihi itibariyle yayınladığı gösterge niteliğindeki ABD dolar kuru 2016 sonuna göre yüzde 11.9 oranında yüksektir. 2015 sonundan 30 Kasım 2017 tarihine değin doların değeri (3.9461/2.9475=) yüzde 33.88 oranında yükselmiş görünmektedir. Avronun 2016 sonuna göre 20 Kasım 2017 tarihi itibariyle yüzde 25.8 artmış olduğu görülüyor. 2015 sonundan 30 Kasım 2017 ye değin avronun değeri (4.6747/3.2174=) yüzde 45.3 oranında değerlendiği anlaşılmaktadır. Avronun 2016 sonuna göre değer kazanma boyutu yüzde 25.8 olmuştur. 2017 yılın ilk 9 ayında hane halkının finansal yükümlülükleri yüzde 16.6 düzeyinde yükselmiştir. 2016 sonu ile 2017’nin 2. Çeyreğinde dış borçlardaki artış oranı yüzde 6.9 dur. Aynı dönemde kısa vadeli dış borçtaki artış oranı ise 8.7 dir. 2016 sonu ile 2017 Ekim ayı sonu itibariyle yaklaşık yüzde 6.3 artış göstermiştir. 2017’nin 2018 yılına devretmekte olduğu mirasın gerçek boyutu Tablo de yer alan verilerin 2017 yılı sonu değerleri sırasıyla açıklandığında tam olarak görülebilecektir.

TCMB nın web sitesinde yer alan Finansal İstikrar Raporu Eylül 2017 raporunun 23 üncü sayfasında yer alan bilgilere göre, 2017 yılında hane halkının finansal yükümlülüklerinin büyümesinde etkili olan uygulamalar şöyledir. “İhtiyaç kredisi azamî taksit sayısının 36 aydan 48 aya ve konut kredisi kullanımlarında dikkate alınan kredi-değer oranının yüzde 75’ten yüzde 80’e yükseltilmesiyle, yeni açılan ihtiyaç kredilerinin daha uzun vadeli kullanıldığı görülmektedir (Grafik II.1.13).

“İhtiyaç kredisi ortalama vadesinin artışına etki eden diğer bir unsur ise standart nitelikli kredilere tanınan 72 aya kadar yeniden yapılandırma imkânı olmuştur.” Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, hane halkının daha fazla kredi kullanabilmesi için taksit sayısı 36 dan 48 e çıkarılırken kredilerde yeniden yapılandırılmaya gitmiştir. Hane halkının reel gelirlerinde artış olmaksızın finansal yükümlülüklerinin artması toplumun temelini oluşturan bu yapının sıkıntılarının büyümesine de neden olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.

Yabancı ve ulusal basında zaman zaman Türk ekonomisinin, dünya ekonomileri içinde yer alan “Kırılgan Beşli” içinde yer aldığı haberleri yayınlanmaktadır. Ekonomist Mahfi Eğilmez blogunda “Türkiye Ekonomisi Niçin Kırılgan Beşli Arasında?” başlıklı bir değerlendirme yazısı yayınlamıştır. Bu yazıda kırılgan beşli tanımlamasının gelişim süreci anlatıldıktan sonra Türkiye’nin bu tanım içine neden dahil olduğu da açıklanmaktadır. Söz konusu yazıda ayrıca TCMB veri tabanında yer alan 2017 ilk 9 ayından sonraki bir yıl içinde vadesi gelecek kısa vadeli dış borçlar konusundaki verilere de yer vermiştir. Bu konuda TCMB’nin yayınladığı verilerin görseli aşağıdadır. TCMB’nın Tablo 5’inden de görüldüğü üzere Eylül 2017 sonundan 2018 Eylül sonuna kadar sürecek bir yıl içinde Türkiye’nin ödemek durumunda olduğu kısa vadeli borç tutarı 170,073 milyon dolardır. Bu kısa vadeli borçların ödenmesi için eş değer miktarda kısa veya uzun vadeli yeni borç bulunamaz veya nakit sermaye girişi olmaz ise aradaki farkın TCMB daki döviz rezervlerinden ödenmesi gerekecektir. Söz konusu bir yıllık dönemde ayrıca ekonominin çarklarının dönüşü sırasında ortaya çıkacak dış ticaret ve ona bağlı olarak oluşacak cari işlemler açığın finansmanı için gerekecek kaynak miktarı bu rakama dahil değildir. Bu 12 aylık dönemde iyimser bir hesapla 30 milyar dolarlık cari işlemler açığı gerçekleşeceği varsayılsa bulunması gereken kaynak miktarı 200.0 milyar doları aşacaktır.

Diğer göstergelerdeki gelişmeleri bir tarafa bıraksak bile, TCMB’nın bu tablosu, 2017 yılının 2018’e çok büyük bir kısa vadeli dış borcunu çevirme kamburunu bırakmış olduğunu açıkça göstermektedir. Bu rakam şimdiye değin bir yılın diğerine bıraktığı en büyük kısa vadeli dış borç mirasını oluşturmaktadır.

 

Tablo 5. Kalan Vadeye Göre Kısa Vadeli Dış Borç Stoku (*) (Milyon ABD Doları)

2017 Eylül

MERKEZ BANKASI

703

MUHABİR AÇIKLARI

0

KREDİ MEKTUPLU DTH

703

GENEL YÖNETİM (**)

5.812

BANKALAR

95.489

KREDİLER

49.590

DÖVİZ TEVDİAT HESABI

15.189

BANKA MEVDUATI

18.495

Yurtdışı Şubeler ve İştirakler

9.678

TL CİNSİNDEN MEVDUAT

12.215

Yurtdışı Şubeler ve İştirakler

5.534

DİĞER SEKTÖRLER

68.069

TİCARİ KREDİLER

42.515

İTHALAT BORÇLARI

38.748

PREF. & PEŞİN İHRACAT

3.767

DİĞER KREDİLER

25.554

KAMU

290

ÖZEL

25.264

Yurtdışı Şubeler ve İştirakler

6.722

TOPLAM

170.073

 

TCMB bu Tablonun altında şu açıklamalara da yer vermiştir. Tabloda yer alan rakamlara ilişkin borçlar bir yıldan uzun vadeli olsalar bile, tabloya sadece Eylül 2017 sonundan itibaren vadesi gelip ödenmesi gereken rakamlar konulmuştur. Tablodaki rakamların içinde yer alan Hazine Müsteşarlığının yurt dışında ihraç ettiği eurobondların söz konusu 12 ay içinde vadesi gelenler yer almaktadır. Tabloya aynı eurobondlardan yurt içine satılanların vadesi gelecek miktarları dahil değildir.

Bu borçların yeni dış kaynaklarla finanse edilip, ayrıca bu bir yıllık sürede oluşacak dış ticaret ve dolayısı ile cari işlemler açığı için kaynak bulunması gerekmektedir.

Türkiye’nin bu kaynakları sağlamaya çalışacağı uluslararası mali piyasalar da bazı gelişmelerden etkilenecektir. Uluslararası finansal piyasaları etkilemesi olası gelişmeler de genel hatları ile şunlardır. ABD’nin kendi ekonomisinin sorunlarına çözüm arayışları çerçevesinde FED’in faizleri arttırması olasılığı yükselmiştir. Böyle bir gelişme Avrupa Merkez Bankası başta olmak üzere diğer merkez bankalarını da benzeri adım atmaya zorlaması söz konusu olabilecektir. Diğer taraftan, büyük ölçekli cari işlemler fazlası veren ve bankaları Türkiye’deki finansal olan ve olmayan kuruluşlara kredi açan Almanya, Hollanda gibi ülkeler ile politik ilişkilerde sıkıntılı bir süreç yaşamaktadır. Politik ilişkilerdeki bu erozyon finansal ilişkileri etkiler mi etkilemez mi yaşanarak görülecektir. Çin ve Rusya gibi ülkelerin bankaları ise kredilerini çok geniş ölçüde proje finansmanı için açmaktadır. Petrol üreten Ortadoğu ülkeleri ise düşük petrol fiyatları nedeni ile kendileri mali sorunlar yaşamaktadırlar. Diğer taraftan ABD’nin New York eyaletinde İran’a yönelik ambargonun delindiği savı ile sürmekte olan davanın sonucunda ülkemiz bankalarına bir yaptırım süreci başlayacak mıdır henüz belli değildir. Böyle bir yaptırımın söz konusu olması halinde, Türkiye’nin takınacağı tavır da vadesi gelmekte olan dış borçlar ile izleyen aylarda oluşmaya başlayacak cari işlemler açıklarını finanse etmeye yönelik yeni borç bulabilmeyi etkilemesi söz konusu olabilir. Görüldüğü üzere, dünya finans piyasalar ile ilişkiler 2017 yılına göre daha belirsiz bir görüntü vermektedir.

Bu durumda, ülkemizdeki tüm kurumların ve kişilerin 2018 yılında 2017 yılına göre çok daha dikkatli davranmaları gerekecektir. Unutmayalım ki, sürekli ve büyük ölçekli dış ticaret ve dolayısı ile cari işlemler açığı veren ekonomiler aslına borçlarını büyütmekten de öte kendi ülkesinden çok başka ülkelerdeki işgücüne iş olanakları yaratmış olmaktadırlar. Bu da sağlıklı ve sürdürülebilir olmaktan uzaktır.

2018 yılının ülkemiz sorunlarına akılcı, sürdürülebilir ve kalıcı çözümler getiriyor olmasını dilerim.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s