Ekonomik Sözleşme Kuralları

Sultan Abdülaziz’in Avrupa Seyahati başlıklı bir önceki yazıma, “Anlamakta zorlandığım konulardan birisi de, ülkemizde yayınlanan bazı değerli kitapların sadece 1,000 veya 2,000 adet basıldıktan sonra kitapevi raflarından kaybolup gitmesidir” cümlesi ile başlamıştım. Bu yazıma da aynı cümle ile başlamaktan öte, anlamakta zorlandığım diğer bir hususu daha okurlarımla paylaşmak istiyorum. Bazı kitaplarımız yine 1,000 veya 2,000 basılıyor ve kitapçıların raflarında veya yayınevlerinin depolarında 10 veya 20 yıl bekliyor. Bugün sizlere tanıtmaya çalışacağım yayınevi stoklarında hala bulunan 1989 basımı bir kitap; Prof. Dr. A. Afet İnan’ın “İzmir İktisat Kongresi 17 Şubat-4 Mart 1923” başlığını taşıyor. Kitabın birinci baskısı 1982 yılında ve ikinci baskısı da 1989 yılında yapılmış ve Türk Tarih Kurumu’na kitabı sipariş verdiğinizde, işte 1989 basımının nüshaları size gelmekte. Türk Tarih Kurumu kitabı 5,000 adet basmış olsa dahi, ki sanmıyorum, 2010-1989=21 yıl süren çok önemli bir kitabı tanıtamama ve satamama süreci yaşanmış oluyor. Diğer bir deyişle eğer 5,000 adet basıldı ise bu kitabın her yıl satılan sayısı 250 adedin 2,000 adet basıldı ise yıllık satış 100 adedin altındadır. Lise ve dengi eğitimin üzerinde öğrenim görenlerin sayısı 4.7 milyon kişiye yakın olduğu anımsandığında, böyle bir kitabın satışının her yıl ortalama 100 veya 250 adetten az olması yüzümüzü kızartacak bir durumdur. Kitabın içeriğine biraz sonra değineceğim. Ancak birinci hamur kağıda basılı 90 sayfalık bu kitabın fiyatı sadece 5 TL dir. Bu 90 sayfaya ek olarak Ekonomik Sözleşme Kurallarının (Misak-ı İktisadi Esasları) eski harflerle basılı metninin tıpkı basımı da kitabın sonunda yer almaktadır.
Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın, 17 Şubat 1923 günü Kongre’yi açış konuşmasından bazı alıntılar yaparak kitabı tanıtmaya başlamak istiyorum. Gerek bu konuşma ve gerek diğer metinlerden alıntılarımı, genç kuşakların çok daha kolay izleyebilmeleri için, orijinal sözlüklerin yanına parantez içinde güncel sözcükler ekleyerek yapacağım. Bu tür sunumumdan da gözlemleneceği üzere, kitap biraz sözlük kullanarak genç kuşak tarafından da zorlanmadan okunabilir.
“Bir milletin doğrudan doğruya hayatiyle alâkadar olan, o milletin iktisadiyatıdır(ekonomidir). Tarihin ve tecrübenin tespit ettiği bu hakikat bizim millî hayatımızda ve millî tarihimizde tamamen mütecellidir (ortaya çıkmıştır).s:57.”
“Hakikaten Türk tarihi tetkik olunursa itilâ (yükselme), inhitât (gerileme), esbâbının (sebeblerinin) iktisadî mesâilden (meselelerden)başka bir şey olmadığı derhal anlaşılır. s:57.”
“Tarihimizi dolduran zaferler, yahut izmihlâllerin (yok olup bitmelerin) kaffesi (tamamı) ahvâl-i iktisadiyemizle (ekonomik durumumuzla) münasebattar (ilişkili) ve alâkadardır (ilgilidir). S:58.”
“Bu tâcidarlar (padişahlar), milleti böyle diyar diyar dolaştırmakla iktifa etmiyorlar (yetinmiyorlar); belki fütuhat (fetihler) dairesi dahiline giren halkı memnun etmek, ecnebîleri (yabancıları) memnun etmek için, unsur-i aslînin (ulusun esasını oluşturanların halkın) hukukundan menabi-i iktisadiyesinden (ekonomik kaynaklarından birçok şeyleri (atiyye-hediye) olarak onlara bahşeyliyorlardı. S:59.”
“Kanunî zamanında Venediklilerle bir ticaret muahedesi (antlaşması) yapılmak istenmişti. Padişah bunu şerefine (onuruna) mugayir (aykırı) buldu. Zira, ona göre muahede (antlaşma), müsavî (eşit konumdaki) devletler arasında yapılabilirdi. Halbuki o zaman Venedikliler bir bende makamında (-Osmanlı Devleti’ne vergi ödeyen-bağlı durumda) idiler. Öyle olmakla beraber ona müsâadatta bulunuldu (izin verdiler). İşte bu müsâade kelimesi bilâhare (daha sonra) ‘kapitülasyon’ kelimesi ile tercüme edilmişti. Bu (kapitülasyon sözcüğü) arz-ı teslimiyete mecbur olanlar (zorunlu olarak teslim olduğunu bildirenler) ve bir kal’a  (kale) içinde mahsur (kuşatılmış) olanlar arasında kullanılan bir kelimedir. S:59.” Atatürk, konuşmasının bu bölümünde Osmanlı Devleti’nde kapitülasyonların oluşum sürecini anlatır.
“Fakat efendiler alelacele fütuhat (fetihler) yapanlar, sabanla fütuhat (fetihler) yapanlara binnetice (sonuçta) terk-i mevki etmeye (yerlerini bırakmaya)  mahkûmdur. Bu bir hakikattir ki, tarihin her devrinde aynen vakidir. Meselâ Fransızlar Kanada’da kılıç sallarken oraya İngiliz çiftçisi girmiştir. Bir müddet kılıçla saban yekdiğeriyle mücadele etti. Ve nihayet saban galebe çalarak İngilizler Kanada’ya sahip oldular. Efendiler; kılıç kullanan kol yorulur, fakat saban kullanan kol her gün daha çok kuvvetlenir ve her gün toprağa daha çok sahip olur. S:60.” Atatürk’ün bu gözlemi sadece kendi tarihimizi değil aynı zamanda dünya tarihini de “sebep-netice” ilişkisi içinde çok iyi incelediğinin somut bir örneğidir.  Ülkenin tarımsal topraklarını uzun vadeli yabancılara kiralayanlar ile kamu ekonomik kuruluşlarını stratejik öneme sahip olanlar da dahil yabancı yatırımcılara satanların bu kitaptan öğreneceği çok şey vardır.       
“… Osmanlı devleti hakikatte ve fi’len mahrum-u istiklâl (bağımsızlığını yitirmiş) bir hale getirilmişti. Bir devlet ki, teb’asına (uyruklarına) koyduğu vergiyi ecnebilere (yabancılara) koyamaz; bir devlet ki gümrükleri için rüsum muamelesi (gümrük vergisi işlemleri) vesaire tanzimi (düzenleme) hakkından men edilir (yasaklanır), bir devlet ki ecnebiler (yabancılar) üzerinde hakk-ı kazasını tatbikten (adlî işlemler uygulamaktan) mahrumdur (yoksundur). O devlete müstakil (bağımsız) denilemez. S:61.” 
“Osmanlı ülkesi ecnebilerin (yabancıların) müstemlekesinden (sömürgesinden) başka bir şey değildi. Osmanlı halkı, Türk milleti esir vaziyetine getirilmişti. Bu netice, arz ettiğim gibi milletin kendi irade ve hakimiyetine mâlik (sahip)bulunamamasından, şunun bunun elinde istimâl edilmesinden (kullanılmasından) neş’et etmişti (doğmuştur). S:61.” Atatürk’ün, Osmanlı Devleti’nin yabancıların sömürgesi olduğuna ilişkin bu gözleminden yaklaşık 135 yıl önce, bu gerçek Fransa’nın İstanbul Büyükelçisi Choiseul-Gouffier tarafından 1788 yılında şu şekilde esasen dile getirilmişti; “Osmanlı İmparatorluğu, Fransa’nın en zengin kolonilerinden birisidir(1).” 
“Misâk-ı Millî (Ulusal Sözleşme), milletin istiklâl-i tamını (tam bağımsızlığını) temin eden ve bunun için iktisadiyatında (ekonomisinde) inkişâfına (gelişmesine) mani olan bütün sebepleri bir daha avdet etmemek (geri gelmemek) üzere lağveden (ortadan kaldıran bir düsturdur (kurallar bütünüdür). S:63.”
“Bu (Ulusal Sözleşme) devletin hayatında bilâ kayd ü şart (kayıtsız şartsız) hakimiyetin milletin uhdesinde kalacağını ifade eden kanundur. S:63.”
“Bu umde icabı (ilke gereği olarak) bütün cihan (dünya) bilmelidir ki, artık Türkiye halkı; hakimiyetini hiçbir şahıs ve makama veremez. Hakimiyet demek şeref demek, namus demek, haysiyet demektir. Bir milletten bu evsaf-ı medeniye (medeni vasıflarını) ve insaniyesinin (insanlığının) terkini (terk etmesini) talep etmek onu insanlıktan çıkarmak demektir. S:63.”
İstiklâl-i tam (tam bağımsızlık) için şu düstur (kural) var: Hakimiyet-i Millîye (Ulusal Hakimiyet), hakimiyet-i iktisadiye (ekonomik hakimiyet) ile tarsin edilmelidir (sağlamlaştırılmalıdır). Bu kadar büyük gâyeler, bu kadar mukaddes (kutsal), azametli hedefler kağıt üzerindeki düsturlarla, arzu ve hırslarla husul bulamaz (ortaya çıkmaz). Bunların tahakkuk-i tamını (tam gerçekleşmesini) temin için yegâne (tek) kuvvet, en kuvvetli temel iktisadiyattır. Siyasî ve askerî muzafferiyetler ne kadar büyük olursa olsun, iktisadi zaferle tetviç edilemezse (taçlandırılamazsa) semere (ürün), netice pâydâr (sürekli kalıcı) olamaz. S:64.”
“İktisadiyat sahasında düşünür ve konuşurken zannolunmasın ki, ecnebî (yabancı) sermayesine hasımız (düşmanız); hayır bizim memleketimiz vâsi’dir (geniştir). Çok sây (çalışma) ve sermayeye ihtiyacımız var. Kanunlarımıza riayet şartiyle ecnebî sermayelerine lazım gelen teminatı vermeğe her zaman hazırız. Ecnebî sermayesi bizim sây’imize inzimam etsin (çalışmamıza katılsın) ve bizim ile onlar için faideli (faydalı) neticeler versin. Mazide (geçmişte), Tanzimat devrinden sonra ecnebî sermayesi müstesna (ayrıcalıklı) bir mevkie (konuma) mâlikti (sahipti), devlet ve hükûmet ecnebî sermayesinin jandarmalığından başka bir şey yapmamıştır. Her yeni millet gibi Türkiye buna muvafakat (izin, onay) veremez. Burasını esir ülkesi yaptırmayız. S:65.”
Atatürk’ün on üç sayfalık konuşma metninden alıntılarımı bu kadarla sınırlı tutacağım. Alıntı metnini orijinal dilinde sunup genç ve hatta orta yaş kuşaklarının kelime hazinesinde bulunmayan sözcüklerin günümüz dilindeki karşılıklarını koymam bilinçli bir seçimdir. Bu yaklaşımla, genç okurlara bir hususu daha gösterme yoluna gittim, Atatürk’ün başlattığı dil devrimi ve bunu sürdürmek için kurduğu Türk Dil Kurumu ile birlikte  dil bilginlerimizin dilimize kazandırdığı güzellikleri ve sadelikleri de gözlemleme fırsatını da gençlerimiz görsünler ve bilsinler istedim. 
İktisat Kongresi, Lozan müzakerelerinin, Fransa ve İtalya’nın kapitülasyonların sürdürülmesi ve diğer bazı konulardaki ısrarları yüzünden 4 Şubat 1923 tarihinde kesintiye uğramasından iki hafta sonra yapılmıştır. Konferans kesintiye uğradığında, dünya kamuoyunda savaşın yeniden başlaması endişeleri de vardır. Konferans 23 Nisan 1923 günü yeniden toplanmıştır.
Dolayısı ile İzmir İktisat Kongresi, bir anlamda ekonomik alanda kapitülasyonları sürdürmek isteyen devletlere ve dünya kamuoyuna Türkiye’nin izleme kararlı olduğu ekonomik politikaları açıklamıştır. Bu da ekonomi dahil her alanda tam bağımsız bir devlet olma arzusunun ilanı idi. Dolayısı ile çok anlamlıdır. Bu özellik göz önüne alındığında Atatürk’ün yaptığı açış konuşması büyük önem taşımaktadır. Zira dünya kamuoyuna kapitülasyonlar konusunda asla taviz verilmeyeceği kesin bir şekilde açıklanmıştır.
Kongre’de kabul edilen ilkeleri açıklayan belgenin başlığı “Misak-ı İktisadî  Esasları (Ekonomik Sözleşme Kuralları) dır. 12 maddeden oluşan Sözleşme ilgi ile okunacaktır. Okurların merakını canlı tutmak için sadece 12 inci madde metnini alıntılayacağım; “Türk kadını ve kocası, çocukları iktisadî misaka göre yetiştirir. S:20.” Dikkat edilirse, maddeye “Türk kadını” sözcükleri ile başlanmaktadır. Bu yazılım dahi çocuğu yetiştirmede, Cumhuriyet dönemi ile Osmanlı döneminin kadına tanıdığı statüyü göstermek bakımından önemlidir. Bazıları bu Ekonomik Sözleşme Kuralları’nın yukarıdan dikte edildiğini düşünmek isteyebilirler. Onlara sadece şunu hatırlatmak isterim, bu Kongre’ye tarım, sanayi, ticaret kuruluşları ile işçilerin seçtikleri 1,135 delege katılmış olduğudur.
Kongre, Ekonomik Sözleşme Kuralları yanında, bazı konularda da ilke kararları almıştır. Bunlardan sunacağım seçilmiş birkaç örnek okurların kitabı okuma arzularını kamçılayacağını düşünüyorum.
Ziraat ve Maarif Meselesi başlıklı bölümden iki alıntı, bu ve izleyen alıntıları günümüz sözcüklerine çevirerek sunacağım; “Madde 2. İlk ve ortaokullarda, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi sanayi ve tarımın da uygulamalı olarak gösterilmesi. Madde 4. Her Liva’nın (Sancak, günümüzün İlçe’si denilebilir) büyüklüğüne göre birden ikiye kadar soyut olmaktan çok uygulamalı tarım öğreniminde bulunmak üzere uygun kazalarda örnek çiftlik görevi yapacak ortaokullar yapılması. S:21.” Bu öneriler aslında Köy Enstitülerinin doğuşunun habercileridir.
Kongre’nin önerilerini kapsayan başlıkları anmakla yetineceğim Ziraat ve Maarif Meselesi, Asayiş Meselesi, Aşar Meselesi, Ziraat Bankası ve İtibar-ı Ziraî Meseleleri, Yollar Meseleleri, Orman Meselesi, Ziraatte Makine Meselesi, Kambiyo ve Borsa İşleri, Maden Meseleleri ve Ziraatte Hayvanat Meselesi.
Ülkemizde et kıtlığının yaşandığı ve kurbanlıkların dahi yurt dışından ithal edilmesinin düşünüldüğü bu dönemde Tarım Bakanlığı yetkililerinin bu kitabı okumalarını öneririm. Okuma meraklarını uyandırmak için de birkaç alıntı yapacağım.
“Madde 2. … memleketin her tarafında baktriyoloji hanelerin tesisi ve her nev’i aşılar hazırlanarak ve mücadele heyetleri teşkil edilerek fen dairesinde hastalıkların önüne geçilmesi.”
“Madde 8. Memleketimizde cins hayvan yetiştirilmeyi heveslendirmek için memleketin birçok yerlerinde her sene hayvan ve mahsulat-ı hayvaniye ve zıraiye sergi ve müsabakaları yapılarak nakdi mükafat ve madalyalar verilmesi.”
“Madde 16. Himaye-i Hayvanat Cemiyetlerine hükümetçe müzaheret edilmesi.” Ülkenin birçok sıkıntı ile uğraştığı dönemde, ülkeyi geleceğe hazırlayanlar sadece ülkenin bireyin değil hayvanların haklarını dahi düşünecek fikir ve görüş zenginliği içindedirler.
Kongre’nin ve Cumhuriyeti kurmakta olanların tarım sektörüne ve köyüne bakışı konusunda bu kitapta çok ilginç düşünceler ve eylem kararlarına şahit olunacaktır. Köylerdeki ilkokullar için öngörülenlerin birçok kişide hayret ve hayranlık yaratacağından eminim.
İzmir İktisat Kongresi’ne ilişkin bu kitap okunduğunda, kurulmakta olan Cumhuriyet’in ufkunun ne kadar geniş ve Kongre’ye katılanların çağdaşlaşma konusunda ne kadar arzulu, kararlı ve bilinçli olduğu hayret ve takdirle görülecektir.
Bu kitap, başta Atatürk olmak üzere, Cumhuriyeti kuran kuşakta ulusal çıkarları koruma konusundaki bilincin ne denli güçlü olduğunu da somut olarak gözler önüne sermektedir.
Aslında bu kitabın üniversitelerde, özellikle ekonomi, işletme, ziraat, eğitim ve kamu yönetimi gibi bölümlerde yardımcı ders kitabı olarak okutulması genç kuşaklara büyük bir hizmet olacaktır.
Üniversiteyi bu kitabı okumadan bitirmek, bana göre, bir gözümüzün bulanık görmesi ile eşdeğerdir. Üniversiteyi bu kitabı okumadan bitirmiş olanlar, kitabı okuduklarında yukarıdaki gözlemim konusunda bana eşlik edeceklerine eminim.
Son sözüm de Türk Tarih Kurumu’na yöneliktir. Bu kitabın stokta kalan bölümünün, Kurumca hazırlanacak ve kitapta geçen ve günümüzde artık kullanımı kalmayan sözcükler için bir küçük sözlük hazırlayıp kitapla birlikte okurlara verilmesini sağlanmalıdır. Kurum’a ikinci önerim ise, kitabın ileride yapılacak üçüncü baskısının güncel Türkçe ile yapılması olacaktır. Bu yaklaşım, kitabın genç kuşaklara erişimini hızlandıracaktır ve okunmasını yaygınlaştıracaktır.
Başta Atatürk olmak üzere Cumhuriyeti kuran ve yücelten kuşağa gönülden teşekkürlerimi sunarım.

Hikmet Uluğbay            

(1) Stavrianos L. S., “Global Rift The Third World Comes of Age”, William Morrow and Company, Inc., 1981, sayfa 122.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s