2009 Yılında Türk Ekonomisi Ne Kadar Küçülecek I?

2009 Yılı Bütçe Kanunu’nun T.B.M.M. deki müzakerelerinin tamamlanıp yürürlüğe girmesinden bu yana henüz dört ay bile geçmemişken, bu kanunun temel varsayımları olan ve bu kanun ile birlikte kamuoyuna ilan edilen 2009 yılı ekonomik hedefleri Hükümet tarafından çok köklü biçimde revize edilmek zorunda kalınmıştır(1). Revize edilen hedefleri ve nedenlerini incelemeye başlamadan önce bir hususun altını çizmekte yarar görüyorum. 2009 yılı Bütçesi’nin dayandığı ekonomik varsayımların gerçekçi olmadığını Hükümet, daha bütçe hazırlıkları ve müzakeresi yapılırken, gayet iyi bilmekteydi. Bunun en somut göstergesi, bütçenin yürürlüğe girmesinden 41 gün sonra, Hazine Müsteşarı’nın 11 Şubat 2009 tarihli basın haberlerinde yer alan açıklamasıdır; Müsteşar, “Fırsatlar Ülkesi Türkiye: Yatırımlar İçin Güvenli Bir Liman” konulu uluslar arası konferansta bir gazetecinin “Sanayi verilerinin ardından artık herkes ‘Bütçe’de revizyon gerekiyor’ diyor. Böyle bir şey gündeminizde olacak mı?” sorusuna “Özellikle gelir projeksiyonlarının yüzde 4 lük büyümeye göre yapıldığını ve bunların 2008 yılı gerçekleşmeleri de dikkate alındığında, aşağı doğru revizyona açık olduğu” şeklinde, verdiği yanıttan anlaşılmaktadır(2).
Hazine Müsteşarı bu düşüncesine, her halde bir akşam önce istiareye yatarak ulaşmamıştır. Deneyimli bir bürokrat olarak 2009 ekonomik göstergelerinin ve bütçesinin yerel seçimler öncesinde Hükümet’in siyasi tercihlerinin bir ürünü olduğunu, sanırım, hazırlıkların içinde yaşayarak gözlemlemiş ve olasıdır ki, 2009 bütçesine yönelik çalışmalar sırasında gerçekleri yansıtmayan ekonomik hedefler açıklanarak onlara dayanan bir yapay bütçe hazırlanmasının sakıncalarını da dile getirmiş olabilir. Bu tür uyarılar belki bir veya iki bürokrattan daha da gelmiş olabilir. Altı yıldır bürokratik kadrolarda yer alan aşınmaya rağmen ekonomi bürokrasinin bünyesinde hâlâ nitelikli ve donanımlı sınırlı sayıda bürokratın kaldığını basına yansıyan seyrek açıklamalarından gözlemleyebiliyoruz. Nesli hızla tüketilmekte olan bu bürokratların uyarılarını, o gün, göz önüne almayan politik kadrolar, 2009 yılı ekonomik hedeflerini aslında revizyona tabi tutmadılar, beş altı ay gecikmeli ve yine yanılgı payı yüksek olarak ilan ettiler. Bu arada yerel seçimler sürecinde, işsizlik korkusunu duymaya başlayan seçmenin gözü de yapay büyüme rakamları ile bağlanmış oldu. Seçmenin gözleri, yerel seçimlerden 17 gün sonra 15 Nisan 2009 günü yayınlanan Ocak 2009 ayı işsizlik oranı yüzde 15.5 ile, fal taşı gibi açıldı ise de, oylarını alanların atı çoktan Üsküdar’ı geçmişti. Dolayısı ile gerçekleri yine de alıştıra alıştıra topluma söylemenin zamanı gelmişti. Alıştıra alıştıra diyorum, zira, biraz sonra ayrıntısı ile inceleneceği üzere 2009 da ekonomik daralmanın yüzde 3.6 düzeyinde tutulabileceğine inanmıyorum. Bu yazının amacı açıklanan yeni hedeflere neden inanmadığımı dayanakları ile açıklamaktır. Hükümetin yeni açıkladığı ekonomik hedeflere inanmayanlar kervanına son günlerde IMF de katılmış bulunmaktadır(3). Basına yansıyan IMF raporuna göre 2009 yılında Türk ekonomisinin yüzde 5.1 oranında küçülmesi beklenmektedir. İşin ilginci ve düşündürücü boyutu, IMF’in bu raporu, Hükümet’in üç bakanının ekonomik hedeflerin revize edildiğini açıklamalarından sekiz gün sonra basında yer almasıdır. Bir yorum yazısında, IMF Türkiye Masası’nın halen sürmekte olan görüşmelerde 2009 ekonomik küçülme hedefi olarak yüzde 5.5 oranını ileri sürdüğü yer almaktadır(4). Hükümet’in büyüme rakamını 7.6 puan (artı 4’den eski 3.6’ya) revize etmesinin henüz mürekkebi kurumadan IMF tarafından revize edilmesinin iki taraf ve toplum bakımından bir “kredibilite” sorunu yaratmamasını temenni ederim.  Kredibilite sorunundan endişe etmemin nedeni, Hükümet’in ve IMF’in aralarında anlaşmaya varılmadan kamu oyuna kısa süre farkla açıkladıkları küçülme rakamları arasında (5.1-3.6=) 1.5 veya (5.5-3.6=) 1.9 puan gibi önemli fark mevcuttur. İki taraf da açıklamalarından kısa süre sonra yeni bir rakamı kabul etmeyi güvenilirliklerine gölge düşüreceği endişesi ile kabul etmeye yanaşmayabilir. Sürecin uzamasının maliyetini de Türk ekonomisi sırtlanmak durumunda kalır. IMF ile hâlâ mutabakata varılamamasında 2009 ekonomik hedeflerine yönelik görüş ayrılıklarının da rolü olduğu anlaşılıyor. Hükümet’in IMF ile program ve hedefleri konusunda tam mutabakat sağlamadan 2009 hedeflerini açıklaması aslında stratejik bir hata olmuştur. İki taraf da 2009 yönelik küçülme hedeflerini açıkladıklarına göre, varılacak anlaşmada nasıl bir oran belirlenecek ve ne zaman kamuoyunun önüne konulacak ve bu yeni oran ne kadar inandırıcı olacaktır? 
Şimdi 2009 yılı büyüme hedefi ile değişikliklere yönelik değerlendirmelerimi sunmaya başlayabilirim. Bu amaçla Tablo 1 düzenlenmiştir.
                                   Tablo 1
   2009 Yılı Temel Ekonomik Göstergelerindeki Revizyon
                              2009 Bütçe    Basın Toplantısında
Başlıkları                   Gerekçesi            Açıklanan                Sapma
GSYİH Büyüme %            4.0                  – 3.6                     7.6
ÜFE Yıl sonu %                6.4                      …                       …
TÜFE Yıl sonu %              7.5                     6.9                   -0.6
İhracat Fob Milyar $      149.0                 104.0                   45.0
İthalat Cif Milyar $         232.5                 138.0                   94.5
D.T. Açığı Milyar $           83.5                   34.0                   49.5
Dolar/TL                        1.41                      …                       …
Kaynak: 2009 Yılı Bütçe Gerekçesi Sayfa 18 ve Hürriyet Gazetesi 14 Nisan 2009 Ekonomi Sayfası.

2009 yılı ekonomik hedeflerine ilişkin revize rakamlar açıklanırken 2010 ve 2011 e ait yeni hedefler de açıklanmıştır. 2009 başlangıç ve revize hedefleri konusunda ciddi duraksamalarım olduğu için diğer yılları bu yazıda incelemeyi gereksiz ve faydasız buluyorum.
Tablo 1 den de görüleceği üzere, Bütçe tasarısı ile birlikte 2009 için hedef olarak ilan edilen  yüzde 4 oranındaki büyüme oranı yüzde 3.6 küçülme ile değiştirilmiştir. Bunun anlamı,  7.6 puanlık pusula şaşması demektir. Ancak 7.6 puanlık pusula şaşması geminin yönünde küçük bir sapma olduğu şeklinde algılanmamalı, aslında ileriye gitmesi gereken geminin neredeyse 180 derecelik hedef değiştirmesi yaparak,  tam tersi yönde gideceği açıklanmış oldu. Bu, gemicilik deyimi ile tam bir tornistandır. Büyüme istihdam demek iken, küçülme işsizlik ve işten çıkarılma demektir.  2009 bütçesi ile birlikte ilan edilen ekonomik hedefler nedeni ile seçmen işini kaybetmeyeceği ve çocukları iş bulacağı beklentisi ile oyunu kullanmıştı, ama şimdi seçimlerden 17 gün sonra kendisine yeni büyüme (aslında küçülme) rakamı ile söylenen, çocuğuna iş bulması bir yana kendi işini de kaybedebileceği ihtimalidir. Futbol deyimi ile ters köşeye yatırılmış seçmen, bu bana bir ders olsun demiş midir bunu da zaman gösterecektir.
Yenilenen hedeflere göre 2009 yılında ekonomik küçülme 3.6 oranında tutulabilir mi şimdi onu tartışmaya başlayabiliriz. Bunun için yakın geçmişte Türkiye’nin yaşadığı ekonomik daralmalar ile dünyadaki gelişmeler arasındaki ilişkilere kısaca göz atmak uygun olacaktır. Bu amaçla ilk olarak Tablo 2 düzenlenmiştir.
                                  Tablo 2
       1990 sonrası ekonomide yaşanan daralma
oranları 1987 ve 1998 bazlı hesaplamalara göre  (yüzde olarak)
Yıllar         1987 bazlı oran           1998 bazlı oran
1994             – 6.1                               …
1999             – 6.1                           – 3.4
2001             – 9.5                           – 5.7
Kaynak: TÜİK online veri tabanı.

Tablo 2 den de görüldüğü üzere, milli gelir hesaplamalarında kullanılan 1987 ve 1998 bazlı seriler ekonomideki küçülme oranlarını çok farklı boyutta göstermektedir. 1987 bazlı milli gelir hesaplaması 2007 yılı serisi bile tamamlamadan terk edildiğine göre, 2009 yılındaki daralmanın hesapları da yıl sonunda yine 1998 bazlı olarak açıklanacaktır. Hükümet’in 2009 yılı ekonomik daralma hedefi ile IMF’nin öngörüsü de 1998 bazlı milli gelir hesapları üzerinden yapıldığı için bu yazıda sunulacak bilgiler de aynı baz üzerine olacaktır.
Tablo 2 de yer alan 1999 ve 2001 yıllarına ait 1998 bazlı küçülme oranlarının yıl içinde üçer aylık dönemlerde nasıl bir seyir izlediğine ilişkin veriler Tablo 3 de yer almaktadır.
                                  Tablo 3
          1999 ve 2001 yılı ekonomik küçülmelerinin
                 yıl içindeki seyirleri (yüzde olarak)
Çeyrekler               1999             2001 
1 inci çeyrek           – 5.4              1.3
2 inci çeyrek           – 1.6            – 6.3
3 ncü çeyrek          – 4.8            – 6.5
4 ncü çeyrek          – 1.8            – 9.8
Yıllık                    – 3.4            – 5.7
Kaynak: TÜİK online veri tabanı.

Tablo 3 den de görüldüğü üzere, 1999 yılında üçer aylık küçülme rakamları dalgalı bir seyir izlemişken 2001 krizinde üçer aylık rakamlar küçülme yönünde devamlı artış göstermiştir. 1999 yılında Türkiye’nin net turizm gelirleri 1998 deki 5.4 milyar dolar düzeyinden 3.7 milyara gerilemiştir. Aynı şekilde ihracat ve ithalat rakamlarında da kayda değer düşüşler yaşanmıştır. 2001 yılında ise net turizm gelirleri ve ihracat gelirleri artış kaydederken ithalatta çok ciddi düşüş yaşanmıştır. Bu konudaki verilere Hazine Müsteşarlığı’nın veri tabanından ulaşılabilir. İki yılda da kayda değer ekonomik küçülmenin üçer aylık dönemler itibariyle seyirleri farklı eğilim göstermesinde acaba o yıllardaki dünya ekonomisindeki bazı gelişmelerin etkisi var mıdır? Bu soruya yanıt bulabilmek için Türkiye ekonomisi sırasıyla yüzde 3.4 ve 5.7 küçülürken dünya ekonomisine ait bazı temel göstergeler ne yönde gelişme göstermiştir kısaca ona göz atmak uygun olacaktır. Bu amaçla Tablo 4 düzenlenmiştir.
                                   Tablo 4
1999-2001 döneminde dünya ve gelişmiş ekonomilere (G.E.)
   ait bazı temel göstergelerdeki değişmeler (yüzde olarak)
Göstergeler                  1999          2000           2001
Dünya GSYİH               3.523         4.709          2.196
G.E. GSYİH                  3.500         3.966          1.245
Dünya İthalat Hacmi      6.446       12.333          0.363
G.E. İthalat Hacmi         8.017       11.982         -0.411   
G.E. İşsizlik                  6.471         5.918          5.949
Kaynak: IMF online veri tabanı.

Tablo 4 den de görüldüğü üzere, Türkiye’nin yüzde 3.4 küçüldüğü ve üçer aylık küçülme rakamlarının dalgalı seyir izlediği 1999 yılında genel olarak dünya ekonomisi ve özelde de gelişmiş ekonomilerde GSYİH’da, mal ve hizmetler ithalatında ciddi boyutlu büyüme kaydederken ciddi bir işsizlik sorunu da yaşanmamıştır. Dolayısı ile de Türkiye’de üçer aylık küçülme rakamları dalgalı bir seyir izlemiştir.
Yine Tablo 4 den görüldüğü üzere, genel olarak dünya ve özelde de gelişmiş ekonomilerdeki göstergeler 2000 yılında çok daha iyi konuma çıkmıştır. O nedenle de 2001 yılında dünya ve gelişmiş ekonomilerin göstergelerinde çok sert düşüş olduğundan Türk ekonomisindeki küçülme de 1999 a oranla daha şiddetli ve üçer aylık dönemlerde sürekli artan bir görüntüde olmuştur.   Tablo 4 den de görüldüğü üzere, 2001 de dünya ithalat hacminin “sıfır” a yaklaşması Türkiye’deki ekonomik küçülmenin boyutunu etkileyen en önemli nedenlerden birisi olarak kabul edilebilir.
Buraya kadar sunulan bilgiler, Türkiye’nin özellikle 2001 yılında yaşadığı ekonomik küçülmede dünya ekonomisindeki gelişmelerin çok önemli rol oynadığını açıkça göstermiştir. Bu bilgiler aynı zamanda dünyada ciddi bir ekonomik sorun olmadığı taktirde Türkiye’deki ekonomik küçülmenin daha düşük düzeyde gerçekleştiğini de ortaya koymaktadır. Geçmişe yaptığımız bu kısa ziyaretten edindiğimiz bilgilerin ışığında şimdi 2009 krizinde Türkiye’nin hangi boyutta küçülebileceğini tahmin etmeye çalışabiliriz.
Bunun için önce Türkiye’nin kendi ekonomik büyüme dinamiğinde yer alan gelişmeleri incelemek uygun olacaktır. Bu amaçla Tablo 5 düzenlenmiştir.
                                   Tablo 5
        Türkiye Ekonomisinin 2004-2009 döneminde
gösterdiği büyüme oranları çeyrekler ve yıllık  (yüzde olarak)
Yıllar       Birinci     İkinci    Üçüncü   Dördüncü     Yıllık
2004        10.0     11.9        8.1         8.0           9.4
2005          8.5      7.7        7.6         9.8           8.4
2006          5.9      9.7        6.3         5.7           6.9
2007          8.1      3.8        3.2         4.2           4.7
2008          7.3      2.8        1.2       – 6.2           1.1
2009  
Kaynak: TÜİK online veri tabanı Harcama Esasına dayalı GSYİH büyüme oranları

Tablo 5 dikkatle incelendiğinde, 2004-2009 döneminde Türkiye’nin ekonomik büyüme oranları hem yıllık hem de çeyrekler itibariyle devamlı ve endişe veren bir hızla düştüğü görülür. Bu özellikle 2007 yılının ikinci çeyrek verileri ile çok uyarıcı bir noktaya gelmişti. Anımsanacağı üzere o tarihlerde ABD deki düşük vasıflı konut kredilerindeki sorun bütün çıplaklığı ile ortaya çıkmaya başlamıştı.  Hal böyle olmasına karşılık ülkemizde, ekonomik büyümedeki yavaşlamayı durduracak ve tersine çevirecek önlemler üzerinde ne 2007 ne de 2008 yıllarında ciddi şekilde durulmamış ve konu çeşitli söylemlerle geçiştirilmeye çalışılmıştır. Oysa dünya Mayıs 2007 ayında ABD’de başlayan düşük vasıflı konut kredileri sorunu ile birlikte “ne oluyoruz”, “krize mi gidiyoruz”, “krizi nasıl önleyebiliriz”  sorularını sormaya ve yanıt aramaya başlamıştı. Ülkemiz ekonomistleri de 2007 yılı ortalarından itibaren dünya ve Türkiye ekonomileri konusundaki kaygılarını giderek daha vurgulu biçimde dile getirmeye başlamışlardı. Basında geriye doğru yapılacak bir gezinti bu konuda bolca örnek sunacaktır. Bu sitedeki yazıları izleyenlerin de yakından bildiği üzere 21 Ağustos 2007 tarihinde yayınladığım “Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler ve Türkiye” başlıklı ilk yazımın alt başlığı da “Duyduklarımız Godot’nun ayak sesleri miydi?” şeklinde idi. O yazı ile başlayan yazı serisinde, “Dünya piyasalarında depreme yol açan gelişmelerin neler olduğu ve bu krize nasıl ‘kırmızı mumlu davetiye’ çıkarıldığını” açıklamaya başlamıştım. Özetle, dünyada ve Türkiye’de endişe seslerinin desibeli her geçen gün daha da yükselmeye başlamasına rağmen dünyanın belirli ülkelerini yönetenlerin kulakları adeta sağırlaşmıştı. Bu sağırlığın bedellerini de, gelişmeleri izleyip zamanında önlemler alması gereken siyasi kadrolar değil ülkelerin vatandaşları işsizlik, yaşam kalitesinde düşme ile ödemeye başlamışlardır.
Dünyanın önde gelen ülkelerinin yöneticilerinin gelmekte olan krizin ayak seslerine kulak tıkaması sonucunda ulaşılan noktada dünya ekonomisinin 2009 ve 2010 yıllarında karşılaşacağı resim konusunda IMF’nin tahminleri Tablo 6 da yer almaktadır.
Tablo 6 nın incelenmesinden de görüleceği üzere, IMF’nin bir süre önce aşağı doğru revize ettiği bu hesaplarına göre, genel olarak dünya, gelişmiş ülkeler, yeni sanayileşmiş Asya ülkeleri, gelişen ve kalkınan ülkeler ile Malezya, Endonezya, Vietnam, Tayland, Filipinler, Singapur gibi ülkelerin yer aldığı ASEAN 5 i olarak tanımlanan ülkelerin ekonomilerinde 2009 yılında beklenen ekonomik büyüme rakamlarında ciddi boyutlu küçülme olacağı tahmin edilmekte ve 2010 yılına yönelik tahminler ise çok küçük ölçekli büyüme olarak  beklenmektedir.
Tablo 6 da gelişen ve kalkınan ülkeler grubunda 2009 ve 2010 yıllarında GSYİH büyümesi öngörülmektedir. Bu gruba 140 ülke dahil olup bunların arasında uzun süreden beri yüksek oranlı büyüme gösteren ve aynı zamanda nüfusları itibariyle iç pazarları çok büyük olan Çin, Hindistan ve Brezilya gibi ülkeler vardır.
                                   Tablo 6
               2009-2010 yılları için IMF tarafından
            tahmin edilen bazı ekonomik göstergeler
Göstergeler               2009                2010
Dünya GSYİH        –  1.319               1.888
Dünya İthalat        -11.028               0.505 
G.E. GSYİH            – 3.793               0.014
G.E. İthalat           -12.066               0.448
G.E. İşsizlik              8.069               9.189
Y.S.A.Ü. GSYİH     –  5.622               0.821
Y.S.A.Ü. İthalat     -13.914               0.396
G.K.E. GSYİH           1.581               3.990
G.K.E. İthalat        –  8.763               0.621
ASEAN 5 İthalat     –  8.772               3.291
Y.S.A.Ü.: Yeni Sanayileş Asya ülkeler
G.K.E.: Gelişmekte ve Kalkınmakta olan ülkeler
Kaynak: IMF online veri tabanı.
Yine Tablo 6 da yer alan verilere göre mal ve hizmetler ithalatında da çok büyük ölçekli düşüşler beklenmektedir. Bütün bunların olduğu bir ortamda Türkiye’nin 2009 yılı ekonomik küçülmesi için gerçekçi olarak hangi düzey tahmin edilebilir, bu sorunun cevabını yukarıdaki verilerin yanında yeni bazı verileri de göz önüne alarak tahmin etmeye başlayabiliriz.  Tahmin çalışmalarına Tablo 7 ile başlamak uygun olacaktır. Tablo 7 aslında yukarıdaki tabloların küçük bir özeti olacaktır.
                                   Tablo 7
    1999, 2001 ve 2009 yıllarına ilişkin bazı göstergeler
Göstergeler                 1999            2001            2009
Dünya GSYİH             3.529           2.196        –  1.319
Dünya İthalat             6.446           0.363        -11.028
G.E. GSYİH                3.500           1.245        –  3.793
G.E. İthalat                8.017          -0.411        -12.066
G.E. İşsizlik                6.471           5.949            8.069
Y.S.A.Ü. GSYİH          7.322           1.226         –  5.622
Y.S.A.Ü. İthalat          8.410          -5.887         -13.914  
Türkiye GSYİH             – 3.4            – 5.7            –  3.6 (-5.1 IMF)

Tablo 7 i dikkatle inceleyen bir göz 1999 ve 2001 gerçekleşmelerini de dikkate aldığında, 2009 yılı için Türkiye hizasında yer alan Hükümet’e göre yüzde 3.6 lık IMF’e göre 5.1 lik küçülmenin tablonun genelinde yer alan verilerle uyuşma içinde olmadığını hızla keşfeder. Sadece 2001 ve 2009 serilerini karşılaştırmak dahi bu tutarsızlığı görmek için yeterlidir. Okuyucular peki o zaman 2009 küçülmesi Türkiye’de ne kadar olabilir sorusunu yöneltebilir. Buna sadece Tablo 7 deki bilgiler ışığında bile yanıt verilebilir ise de, yeni bazı verilere daha bakmak daha sağlıklı tahmin yapmaya yardımcı olacaktır. Bu amaçla Tablo 8 düzenlenmiştir.
                                   Tablo 8
1999, 2001 ve 2008 yıllarında Türkiye’ye ait bazı göstergeler
                               (Yüzde olarak)
Göstergeler            1999           2001           2008
DT/GSYİH               27.1           36.7            45.0
DB/GSYİH               41.7           57.6            37.3
DBÖS/GSYİH           19.4           21.4            25.0
DT: Toplam dış ticaret.
DB: Dış Borç.
DBÖS: Özel Sektörün dış borcu.
Kaynak: Hazine Müsteşarlığı online veri tabanındaki verilere dayanılarak yazar tarafından hesaplanmıştır.
Tablo 8 de yer alan 1999 ve 2001 verileri kriz yıllarına ait kesinleşmiş rakamlar olmasına karşılık, 2008 yılı verileri henüz krizin etkilerinin tam görülmediği bir yıla ait verilerdir ve özellikle GSYİH’nın dolar cinsinden değeri TL’nin dolara karşı aşırı değerli olduğu kurdan hesaplanmış olduğu için her üç oran 2009 yılında ortaya çıkacak değerlerden çok daha düşük düzeydedir.
Tablo 8, 2009 yılında Türkiye’nin dışa bağımlılığının özellikle dış ticarette ve özel sektör dış borcu açısından çok net göstermektedir. Bu durum ise, Türk ekonomisini dünya ekonomisindeki olumsuz gelişmelere karşı 1999 ve 2001 e göre çok daha duyarlı konumda olduğunu göstermektedir.
Tablo 7 ve 8 birlikte değerlendirildiğinde, 2009 yılı için şu çıkarımlarda bulunulabiliriz;
a. 2009 yılında dünya ithalatının yüzde 11.0 ve gelişmiş ülkelerin ithalatının yüzde 12.1 düzeyinde daralacağının varsayıldığı anımsanırsa, Türkiye’nin ihracatında çok ciddi düşüşler beklenebilir. Nitekim TÜİK tarafından açıklanan verilere göre 2009 un ilk iki ayında ihracat 2008 in ilk iki ayına göre yüzde 25.4 oranında gerilerken, ithalatımız da yüzde 45.4 oranında daralmıştır.
b. Avrupa Birliği’ne (27 ülke) yönelik ihracat 2009 yılının ilk iki ayında yüzde 41.6 ve ithalat ta yüzde 49.1 gerilemiştir. Türkiye’nin ihracat ve ithalatında (enerji harç) gelişmiş ekonomilerin ağırlığı olduğu hatırlanırsa gelişmiş ülkelerdeki (özellikle Avrupa Birliği, ABD) kriz etkisi ile ihracatımızın etkilenme katsayısının da yüksek olacağı anlaşılmaktadır.
c. Gelişmiş ülkelerde işsizlik oranının yüksek düzeylere ulaşması ve ulusal şirketlerin kapasite kullanımlarının düşmesi bu ülkeleri tarife dışı korumacı önlemler almaya itebilir. Böyle bir durum da Türkiye’nin ihracatını olumsuz yönde etkileyebilir.
d. İhracatın gerilemesi, üretim ve beraberinde istihdamın düşmesine yol açmaktadır.
e. İthalatın düşüşünden, petrol fiyatlarındaki inişten kaynaklanan bölüm arındırılsa bile, ithalattaki azalma ihracattaki düşüşten daha yüksek düzeydedir. Bu ise iç tüketimdeki yavaşlamanın sonucu düşen üretimin etkisini göstermektedir.
f. Dünya ekonomisinde yaşanan krizin temelinde bankacılık sektörünün önemli yeri olduğu hatırlanırsa, Türkiye’deki özel sektörün dış borçlarını çevirmesinin ve yenilerini bulabilmesinin 2009 yılında zor olacağı da anlaşılmaktadır. Bu konuda basında yer alan bir yoruma göre, Türkiye gibi yükselen piyasa ekonomilerine yönelik özel sermaye akımının 2009 yılında 165 milyar dolara ineceği ileri sürülmektedir(5). Aynı yoruma göre, yükselen piyasalara bu tür sermaye akımları 2007 de 929 milyar dolar iken 2008 de 466 milyar dolara inmiştir.
g. İç ve dış talepteki daralmanın yol açmakta olduğu üretim ve istihdam düşüşü vergi gelirlerinde de önemli azalmaya yol açabilecektir. Bu da bütçe açığının büyümesi ve Hazine’nin iç piyasalardan daha fazla borçlanmasına neden olacaktır.
h. Ülke üretimini canlandırmak için uygulanan özel tüketim vergisi indirimi ilginç bir biçimde yerli otomotivden çok ithal araçların satımını büyük ölçüde etkilemiştir. Basında yer alan haberlere göre bu uygulamadan yüzde 74 oranında ithal araçlar yararlanmıştır(6).
Türk ekonomisinin 2009 yılında göstereceği performansta 2009 bütçesinin de önemli rolü olacaktır. 2008 ve 2009 bütçelerinin ilk üç ay sonuçlarını karşılaştırmalı olarak gösteren bilgiler Tablo 9 da yer almaktadır.
                                   Tablo 9
    2008 ve 2009 bütçelerinin ilk üç aylık sonuçlarının
             yıllık rakamlara oranı (yüzde olarak)
Kalemler                 2008                 2009
Bütçe Gelirleri           22.3                 18.3
Vergi gelirleri            23.9                 18.9
Bütçe Giderleri          23.1                 25.4
Faiz Giderleri            27.1                  31.6
Açık                         31.5                 195.5
Kaynak: Hazine Müsteşarlığı online veri tabanında yer alan rakamlardan yazar tarafından hesaplanmıştır.

Tablo 9 dan da görüldüğü üzere 2009 yılı bütçesinin ilk üç aylık sonuçlarına göre gelir performansı düşerken giderler olması gerekenin üzerinde gerçekleşmiştir. Bunun sonucunda 2009 yıl sonu bütçe açığı 10.4 milyar TL olarak öngörülmüşken sadece ilk üç ayda gerçekleşen açık 20.3 milyar TL olmuştur. Bu nedenle de Tablo 9 da 2009 yılının ilk üç aylık açığı yıllık hedef açığın yüzde 195.5 i olarak yer almıştır. İzleyen aylarda gelir gerçekleşmelerinin düşmesi yanında, işletmeler krizin artan etkisi ile vergi ödemelerinin ertelenmesini talep edebilirler. Bu durum da geçen yıla oranla önemli artış gösterdiğini birazdan göreceğimiz Hazine’nin borçlanmasını daha da büyütecektir.
2008 yılının ilk üç ayında Hazine net borçlanması 5.8 milyar TL düzeyine yaklaşırken, 2009 un ilk üç ayındaki net borçlanma bir yıl öncesinin aynı dönemine göre üç kata yakın artarak 15.9 milyar TL ye tırmanmıştır.  2008 yılının ilk üç ayında Hazine iç piyasalardan 8.2 milyar TL borçlanmış ve 2.5 milyar TL ye eşdeğer net dış borç ödemesi de yapmıştır.
T.C. Merkez Bankası’nın faizleri peş peşe indirdiği bir ortamda 2009 bütçesinin ilk üç ayında faiz ödemelerinin önemli artış göstermesi de çok düşündürücüdür.
Otomotiv, beyaz ve kahverengi eşyalardaki üretim ve kapasite kullanım oranlarındaki düşüşlerin ait veriler sunarak konuyu daha da uzatmak istemiyorum.  Ayrıca 1999 ve 2001 yıllarında Türk ekonomisinin çözüm bekleyen sorunları arasında yer almayan tüketici kredileri ile kredi kartı borçlarının 2009 yılında gündemde önemli yer tutacağına da tablolar eşliğinde girmeyeceğim.
Buraya kadar sunulan dünya geneline ve ülke grupları ile Türkiye’ye ilişkin karşılaştırmalı veriler ışığında, Hükümet, krize karşı önlemleri birbirini tamamlayacak şekilde almak yerine, ayak sürüyerek ve parça-bölük olarak almaya ve dünyadaki gelişmeleri göz ucuyla izlemeye devam ederse, 2009 yılında Türkiye’nin ekonomik küçülmesinin yüzde 6 nın üzerinde gerçekleşmesinden çok ciddi şekilde endişe etmekteyim. Endişelerimi yersiz bulanlar olabilir. Umarım onlar haklı çıkar. Ülkemin ve vatandaşlarımın çıkarı için küçülme tahminimde ciddi ölçüde yanılmış olmayı görmek için yıl sonunu büyük bir ümitle bekleyeceğim.

Hikmet Uluğbay
 
(1) “Kriz ‘teğet geçiyor’ derken Türkiye, yüzde 3.6’yla dünya küçülme liderliğine oynuyor” Hürriyet Gazetesi  14 Nisan 2009.
(2) “Çanakçı: Bütçe revize edilmeli”, hurhaber.com 11.2.2009.
(3) “Türk ekonomisi bu yıl 5.1 küçülecek” Hürriyet online 22.4.2009.
(4) Sağlam Erdal, “IMF Türkiye Masası, ‘büyüme eksi 5.5’ diyor”, Hürriyet 27 Nisan 2009.
(5) Ulagay Osman, “Türkiye gibi ülkelere özel dış kaynak şoku”, Milliyet 29.1.2009.
(6) Alp Aysel, “Vergi indi, ithal otomobil satışları patladı” Hürriyet online 8.4.2009.
 

2009 Yılında Türk Ekonomisi Ne Kadar Küçülecek I?” üzerine bir yorum

  1. Sn.Ulugbay
    Petrolün ve diğer fosil yakıtların tükenmeye başlaması konusunu ele alan çok az sayıda yerli yazardan birisiniz. 20 haziran 2007’deki yazınızda bunu incelemiştiniz. Enerji, ekoloji, ekonomi ve politik krizleri konu yaptığım bloguma göz atmanızı dilerim. Bu konuda ülkemiz çok cahil kalmış durumda.
    Saygılar.
    cokus.wordpress.com

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s