Büyük Satranç Tahtası

Ülkemizin bulunduğu bölge daha geniş bir tanımlama ile “Avrasya” şimdiye kadar sorunlu bir coğrafya olagelmişti ve görüntü odur ki 21 inci yüzyıl boyunca da yine problemli olmaya devam edecek. Sovyetler Birliği’nin dağılmasını izleyen dönemde ABD’nin Afganistan’a askeri müdahalesinden önce bu ülke Kazakistan ve Özbekistan’da geçici nitelikte iki askeri üs kurmuştu. Daha sonra Özbekistan, ülkesindeki üssün kapatılmasını istemişti ve üs 2005 yılında kapanmıştı. Bu üssün yeniden açılmasına yönelik girişimler olduğu basında yer almaktadır(1). 2003 yılında ABD Irak’ı işgal etmişti. Son yıllarda İran’a yönelik bir askeri müdahale olasılığı belirli aralıklarla basında haber olmaya devam etmektedir. Anımsanacağı üzere, Kafkasya’da ve Orta Asya’da renk isimleri ile anılan bazı rejim değişiklikleri de yaşanmıştı. Yıllardır Gürcistan’da iç çatışmalar yer almış ve ABD’nin protestosuna rağmen Rusya askeri müdahalede bulunmuştur.
Yaşadığımız bu coğrafyanın sıcak ve soğuk savaşlara konu olmaya devam etmesinin önde gelen nedeni olarak Avrasya’nın petrol ve doğal gaz zenginlikleri ileri sürülmektedir.
Coğrafyamızın bir çıkar çekişmesi alanı olacağına ilişkin somut söylemler, aslında, 19 uncu yüzyılda dile getirilmeye başlanmıştır. Bu konudaki fikrini sözcükleri eğip bükmeden söyleyenlerden birisi Lozan Konferans’ından tanıdığımız ünlü İngiliz diplomatı Lord Curzon’dur. Curzon, Dışişleri Bakanlığı Siyasi Müsteşarı iken 1892 yılında yayınladığı kitabında şunları söylemiştir; “İran Körfezi’nde (Basra Körfezi) herhangi bir devlet tarafından Rusya’ya bir liman kurma ayrıcalığı tanınmasını, İngiltere’ye yapılmış bir hakaret ve statükonun çılgınca parçalanması ve uluslar arası savaş çığırtkanlığı olarak kabul ederim”(2). Lord Curzon’un Avrasya’ya yönelik diğer bir söylemi de şöyledir; “Türkistan, Afganistan, Kafkasya, İran bunlar dünya hakimiyeti için oynanan satranç tahtası üzerindeki taşlardır”(3).
Curzon’un ifadelerindeki bir kavram son derecede önemlidir, “dünya hakimiyeti”. Dünya hakimiyeti konusunu sadece Lord Curzon veya İngiliz İmparatorluğu düşünmemiştir. Belirli askeri ve siyasi güce ulaşan gelmiş geçmiş tüm devletlerde bu görüş vardır ve başlangıcı Büyük İskender’e kadar gider. Dolayısı ile bu kavram günümüzde de geçerliliğini aynen korumaktadır. İçinde bulunduğumuz yüzyılda dünya hakimiyeti için başta Avrasya olmak üzere dünyanın her tarafında çekişen ülkeler sırasıyla ABD, Rusya, Çin, AB ve Hindistan’dır.
Bulunduğumuz coğrafyada yaşana gelen ve bundan sonra da yaşanmaya devam edecek olan olayları anlamamıza ve yorumlamamıza yardım edebilecek birçok kaynak eser mevcuttur. Bugün okurlara bu konuda yazılmış ve dilimize de çevrilmiş bir kitabı tanıtmak istiyorum: “Büyük Satranç Tahtası”(4). Kitabın yazarı, 1977-1981 döneminde ABD Başkanı olan Jimmy Carter’ın, Ulusal Güvenlik Danışmanı olan Zbigniew Brzezinski’dir. Yazar, kitabının önsözüne şu ifadeyi koymuştur; “Avrasya, küresel üstünlük mücadelesinin oynanmaya devam edeceği satranç tahtasıdır.” Sadece bu cümle dahi coğrafyamızda yer alan olayların bir küresel üstünlük mücadelesinin farklı hamleleri olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Bu siteyi ziyaret edenlere bu kitabı mutlaka satır satır okumalarını öneririm. Ben okudum ve çok yararlandım. Aşağıda sunacağım birkaç alıntı, okurlara, kitabın neden okunması gerektiği konusunda ışık tutacaktır.
 “M.Ö. 140 yıllarında ortaya çıkan Hun İmparatorluğu, hakimiyet alanı ve örgütlenme açısından daha da etkileyiciydi. Hıristiyanlık çağının başlangıcına kadar, 57 milyondan fazla insan Hun egemenliği altındaydı.” Sayfa 29.
“Amerika yüksek eğitim arayanların Kâbe’si haline gelmiştir. Yarım milyon öğrenci Amerika’ya akın etmekte ve bunların en yeteneklileri asla ülkelerine dönmemektedirler. Amerikan üniversitelerinden mezun olanlar neredeyse bütün kıtalarda her kabinede yer almaktadır.” Sayfa 45.
“Amerikan etnik toplulukları ABD’nin yurtdışı siyasetini de etkilemeye çabalar, bunların en etkili olanları Yahudi, Yunan ve Ermeni lobileridir.” Sayfa 49.
 “Ukrayna, Azerbaycan, Güney Kore, Türkiye ve İran kritik olarak önemli jeopolitik eksen rolünü oynarlarken, Türkiye ve İran’ın her ikisi de bir ölçüde, daha sınırlı kapasiteleri dahilinde aynı zamanda jeostratejik olarak da etkindirler.” Sayfa 65.
“Avrasya satranç tahtasında yeni ve önemli bir alan olan Ukrayna, jeopolitik bir eksendir. Çünkü bağımsız bir devlet olarak mevcudiyeti Rusya’nın dönüştürülmesine yardımcı olmakta, böylece Rusya’nın Avrasya İmparatorluğu olması durdurulmaktadır.” Sayfa 71-72.
“Türkiye ve İran, Rusya’nın geri çekilişini istismar ederek, Hazar Denizi-Orta Asya bölgesinde belli bir etki oluşturmakla uğraşmaktadırlar. …. Ancak, her iki ülke de pek çok iç sorunla karşı karşıyadır …. Birbirlerine de rakiptirler.” Sayfa 73
“Avrupa’da ‘Balkanlar’ kelimesi etnik çatışmalar ve bölgesel büyük güç rekabetini çağrıştırır. Avrasya’nın da kendi ‘Balkanları’ vardır. Ama Avrasya’nın Balkanları çok daha geniştir, … hatta dini ve etnik kimlik açısından çok daha çeşitlidir.” Sayfa 175. Bu ve izleyen sayfalar Avrasya Balkanları’nın hangi ülkelerden oluştuğu ve rolleri ve sorunları konusunda çok ilginç analiz ve değerlendirmeleri içermektedir.
“Bu bölgede, önemli metaller ve altının yanı sıra çok büyük doğalgaz ve petrol rezervleri bulunmaktadır.” Sayfa 177. 
“…. Etnik ve toprak anlaşmazlığı kökenli çatışmalar ve bölgedeki hassas güç dengelerinin de bozuk olduğu hesaba katılırsa, tüm bölgenin yoğun karmaşaya sürüklenmesi oldukça mümkündür.” Sayfa 188.
“Çin’in gücü ve prestiji arttıkça, denizaşırı zengin Çinliler giderek Çin’in emelleriyle daha fazla özdeşleşecek …..” Sayfa 231.
“Satrançta olduğu gibi, Amerikan küresel planlamacıları birçok hamleyi önceden düşünüp olası karşı hamleleri hazırlamalıdırlar. Bu nedenle, kalıcı bir jeostrateji, kısa vadeli perspektifi (takriben beş yıl), orta vadeli perspektifi (yirmi yıla kadar) ve uzun vadeli perspektifi (yirmi yılın ötesinde) birbirinden ayırmalıdır.” Sayfa 270.
293 sayfalık kitaptan yaptığım bu birkaç alıntı kitabın jeopolitik ve jeostrateji konusunda okunmaya değer bir eser olduğunu ortaya koymaktadır. Kitap ayrıca ülkemiz bakımından da önemli analizler içermektedir. O nedenle, ülkemizde iç ve dış politika ile ilgilenenlerin, bu konuları daha bilinçli izleyip anlamak isteyenlerin, bölgemizde yer alan olayların gerisinde yatan nedenlerin ve düşüncelerin neler olduğunu çözmek isteyenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Yeni yılın sizlere esenlik, mutluluk, huzur ve iyiliklerle dolu olarak gelmesini dilerim.

Hikmet Uluğbay
 
 

(1) “Russia alarmed by planned U.S. bases in Central Asia”, Global Research December 16, 2008.
(2) Curzon G. N., “Persia and Persian Question” Londra 1892.
(3) Hurewitz J.C., “The Middle East and North Africa in World Politics” Cilt 1 sayfa 465.
(4) Brzezinski Zbigniew, “Büyük Satranç Tahtası”, İnkılâp Kitapevi 2005.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s