Çocuk İstismarı

Zaman zaman görsel ve yazılı basında 13-14 yaşlarındaki çocukların aile kararı ile evlenmeye zorlandıklarına ilişkin haberler yer almaktadır. Bu konuda son haber 7 Haziran 2007 tarihli Hürriyet gazetesinde yer aldı. Habere göre, iki yıl önce 12 yaşındaki bir kız çocuğu bir inek parası karşılığında evlendirilmişti. Buna benzer birçok haberlerdeki çocuk damat veya gelinlerin ve babalarının açıklamaları, ülkemizdeki eğitimcileri, siyasetçileri, ruh bilimcileri ve kısacası hepimizi düşündürecek ve çözümler aramaya zorlayacak niteliktedir. İşte bunlardan birisi; “… oğlumu evlendirmemin nedeni; gelini başkalarının kapmaması ve çocuğumun mürüvvetini görmektir”, bir diğeri; “… eşim rahatsız, beş-altı çocuğum daha var, onlara bakabilmesi için büyük olan oğlumu evlendirdim.” Sizler de bu konudaki olayları basından izlediğinizde yukarıdakilere veya onlara yakın kabulü zor savunmaları okumuşsunuzdur.
Evlenen çocukların fikrini soran yok! Kız ve oğlan kendi kararlarını alabilecek çağa gelseler, belki birbirlerini seçmeyecekler veya seçecekler, ancak onlara o seçim hakkını vermeyi düşünecek zihniyet ortada yok. Zaten çocuğunun mutluluğunu görmek bahane! Genelde hakim niyetin evin diğer çocuklarına bakacak veya işlerini üstlenecek ücretsiz bir ırgat bulabilmek olduğu görülüyor.
Daha az sıklıkla olsa bile, 13-14 yaşlarında kız çocuklarının 60-65 yaşlarında erkeklerle evlendirilme haberi ile de karşılaşıyoruz.
Çocuk evliliklerine ilişkin haberler incelendiğinde evlendirilen erkek ve kız çocukların tamamı reşit değil, yani 18 yaşın altında. Evlenen erkek çocukların anneleri de çoğu kez çok çocuk dünyaya getirmekten sağlığını yitirmiş, çocuklarına bakamayacak durumda, diğer bir deyişle bu kayınvalidelerin kendileri de bakıma muhtaç. Kısa sürede çok çocuk sahibi olmak ve doğumların hemen tümünü sağlıklı olmayan koşullarda yapan kadınların sağlığını yitirmesi doğal. Kendini kuluçka makinası konumunda bulan kadınların sadece beden değil ruh sağlığının da bozulmuş olması olası. Bu durumda çocuk gelinlerin kaderi sadece bu açıdan kayınvalidelerinin kaderini paylaşmak değil, aynı zamanda onların yükünü de üzerine almak, diğer bir deyişle kaderleri belki kaynanalarından da kötü, kocası dahil evlendiği gün çok çocuğun annesi olacak ve ayrıca kayın peder ve kaynanaya bakılacak! Kolay yaşanır ve çekilir bir hayat mı? Cahil bir ana-babadan dünyaya gelmenin bedeli ve cezası mı? İyi ama o kızların ana-babasını seçme şansı yoktu ki! Olasıdır ki dünyaya ana-babasının çocuk sevgisi nedeni ile değil, korunma yapılmadığı için mecburen gelmiş olabilir! Belki dünyaya geldiğinde, kız olduğunu öğrenince, babasının yüz ifadesi bile değişmişti. Çocuk gelinlerden bazılarının basına yansıyan  açıklamaları da hem kaderlerine isyanlarını, hem de yaşamlarına hakim olan çağdışı zihniyeti dile getiriyor: “evliliğe aile meclisi karar verdi, uymak zorundaydık.”
Aile meclisi denilen iki ailenin babaları ve belki büyük babalar. Mecliste kadınların söz sahibi olması çoğu kez ya yok ya da şeklen. Üstelik kayınvalide olacak annenin kendi çıkarı da var, yükünü gelinin sırtına yıkacak, yüreği el vermese de! 
Aile meclisi kararı ile alınmış evlendirme kararını dinlemeyen kızların infazına ve aile meclisi kararına karşı çıkarak kendi canına kıyan kızlara ilişkin olarak zaman zaman basında çıkan haberleri hatırlarsak, gelin konumundaki çocukların açmazı çok daha net olarak görülür.
Beni bu yazıyı yazmaya yönlendiren esas düşünce, sizlere, zaman zaman gazete ve TV da izlendiğiniz ve üzüldüğünüz bilgileri yeniden anımsatmak değil şüphesiz. Bu olaylarda beni üzen ve sıkan şeyleri sizlerle paylaşma istemi ve o çocukların davalarını bir anlamda toplum önünde savunma girişimidir. Bu çocuk evliliklerinde beni rahatsız eden ve eleştirmek istediğim ilk çevre, benzeri sıkıntıyı belki de kendi gençliklerinde de yaşamış olan aile bireyleridir. Bunlar bu tür evliliklere karşı çıkmadıkları gibi çocuk düğünlerinde gönlünce eğlenmektedirler. Diğer husus ise, iki çocuğun evliliği çoğu kez resmi merciler önünde yer almıyor olması. Bu tür gayri resmi evlilikler ileri de eşler ve çocuklar yönünden de birçok olası sorunlara zemin hazırlıyor.
Çocuk evlilerden bir bölümünde aileler damadın okula gitmesine izin verirken kız çocuklarına aynı şansı tanımadıklarını görüyoruz. Öğrenci damadın bu ilginç durumu, sınıf arkadaşlarında özenti mi yaratacak, yoksa tepki mi? Her iki halde de çocuklar bedensel veya ruhsal bir bedel daha ödemeyecek mi? Bu gayri resmi evliliklere kamu mercileri de sanırım “töredir, aile işidir” diyerek duyarsız kalması yeni kurbanların yeni bedeller ödemesine yol açmıyor mu? Kamu merciinin görevlerinden biri de insan haklarına ve bu arada çocuk haklarına sahip çıkmak değil mi? Çocukken kendi hakkı korunmayan kişiler, yetişkin çağlarında çocukların korunacak haklarına çok daha güçlü ve inançlı olarak sahip çıkmak yükümlülüğünde değil mi?
Çocuk evlilikleri sorunu aslında ülkemizde henüz yeterince tartışılmayan, ancak daha fazla geciktirilmeden tartışılıp derhal doğru içeriğe ve yasal çerçeveye oturtulması gereken bir kavramı gündeme getirmeye zorluyor beni: çocuk istismarı! 
Çocuk istisamarının tanımı, sadece çocuklara yönelik cinsel taciz olmamalı ve bir çok ülkede de böyle algılanmamakta, çocuk istismarı aynı zamanda okul çağında iken iş yerlerinde veya tarlada çocukların çalıştırılmalarını, yaz aylarında aileleri tarafından işçi olarak kiralanmalarını, çocukların sokağa kaçmaya zorlanmalarını veya bu duruma kayıtsız kalınmasını, istek ve yetenekleri dışında eğitime zorlanmaları, çocukları madde bağımlılığına alıştırmayı ve çocukların aile kararı ile evlendirilmelerini ve aile meclisi kararları ile ölüme mahkum edilmelerini, aile meclisi kararı ile cinayete yönlendirilmelerini de içermelidir. İnsan haklarına saygılı olmak istiyorsak, çağdaş bir toplum olmak istiyorsak, sadece sınır birliği ve görünüm ile Avrupalı olmak istemiyorsak çocuk istismarı tanımını yerine oturtmak ve yaptırımlarını da yaşama geçirmek zorundayız. Bunu başaramadığımız sürece, insanlıktan da, çağdaşlıktan da, demokrasiden de, moral değerlerden de nasibimizi tam almış olmayacağız.
Yukarıdaki tanım genişlemesi penceresinden baktığımızda ülkemizde modern anlamda çocuk istismarının yaygın olduğunu sıkılarak ve üzülerek görürüz. 
Bu konuda bir kaç örnek vermek gerekirse, 1990 sayımına göre, ülkemizde 12-14 yaş arası evli olan kız çocukların sayısı 10,484 dür ve bu çocuk annelerin 1,483 oyuncak olmayan bebekleri vardır. 15-19 yaş grubunda evli olanların sayıları ise 463,481 dir ve 280,589 çocukları vardır. Bu sayılar 2000 sayımında küçük bir miktar azalmış olmakla birlikte yüksek düzeyini korumuştur. 12-14 yaş grubuna yönelik evlilikler, giriş bölümünde de yeni bir örneği verildiği üzere, henüz tamamen son bulmuş değil, ancak TÜİK’in web sayfalarında bu konuda bilgi ve açıklama bulamadım. TÜİK’in web sayfalarında “kadın başına çocuk oranı”na ilişkin verilerin yer aldığı bölümde çocuk sahibi kadın sayısı için 18,201,844 belirtilmiş ve kadınlar için 15-49 yaş aralığı alınmış ve 0-4 yaş grubu çocuk sayısı olarak da 6,584,822 sayısı gösterilmiştir. Bu bilgiden de anlaşıldığı üzere, 15 yaş ve altı evlilikler devam etmektedir.

TÜİK’in 2005 yılında yapılan evliliklere ilişkin verilerine göre, 16-19 yaş grubunda evlenenlerden erkeklerin sayısı 18,964 ve kızların sayısı ise 167,434 tür. 2005 yılında evlenen çift sayısının 651,896 olduğu hatırlanırsa 16-19 yaş grubunda evlenen genç kızların, toplam evlenen kadınlar içindeki payı yüzde 25.7 dir. 16-19 yaş grubu evlenen erkeklerin, 2005 yılında evlenen erkeklere oranları ise yüzde 2.9 dur. Aslında 2005 yılında evlendirilen bu çocukların hemen tamamının ortaöğrenimde mesleki veya akademik eğitim alıyor olmaları gerekirdi. Ancak ne hazindir ki 2006 sonbaharında 945 bini 6-14 ve 1,546 bini de 15-17 yaş grubunda çocuğumuz okula devam etmemektedir. 6-14 yaş grubunda okula devam etmeyen kız çocuklarının sayısı 576 bin iken 15-17 yaş grubunda bu sayı 889 bine yükselmektedir. İşte okula devam ettirilmeyen bu kız çocuklarından, 2005 yılında evlendirilen 16-19 yaş grubundaki kızların eşlerinin yaş grupları da aşağıda Tablo 1 de gösterilmiştir.

                                                                         Tablo 1
                                             2005 yılında 16-19 yaş grubunda evlendirilen kız

                                                          çocuklarının eşlerinin yaş grupları
                                                  16-19                                        12,756
                                                  20-24                                        85,459
                                                  25-29                                        58,522
                                                  30-34                                          9,127
                                                  35-39                                          1,156
                                                  40-44                                             241
                                                  45-49                                               86
                                                  50 +                                                 97
                                                  Toplam                                     167,434
                                Kaynak: TÜİK web sayfaları, demografi verileri yaş

                                             gruplarına göre evlilikler.

 

Tablo 1 den de görüldüğü üzere, 16-19 yaş grubundan evlenen kızların yüzde 86 sının eşleri 20-29 yaş grubunda yer alırken, yüzde 7.6 sı kendi yaş grubundan geri kalan yüzde 6.4 ü veya 10,707 si de 30 yaş üzeri erkeklerden oluşmaktadır. 
Bu bilgiler ışığında bakılması gereken diğer veriler ise şöyledir; 2005 yılında 16-19 yaş grubundaki evlilerden boşananların sayısı ise erkeklerde 234 iken kadınlarda 2,644 dür. Bu boşanmalardan 2,540 ının nedeni geçimsizliktir. Bu boşanmalardan 628 i bir yıldan az süre ile evli, 1,105 i bir yıllık, 469 u ise 2 yıllık evli iken yapılmıştır. 2005 yılında boşanma durumunda kalan 2,644, 16-19 yaş grubu kadının kaç çocuk sahibi olduğu ve yaşamlarını nasıl devam ettirdikleri toplumumuz için incelenmesi ve çözüm üretilmesi gereken bir sosyal sorundur. Zira bu çocuklara eğitim fırsatı verilmemiş, üretken bir beceri sahibi olması önlenmiş, şimdi de boşandığı için yaşam ve geçim sorunları ile karşı karşıya kalmıştır. Devlet ve toplumun bu insanlarımıza yönelik ilgisi ise yok düzeyindedir. Boşanma istatistiklerine baktıktan sonra sonra, aklıma çocuk yaşta evlendirilen bazı çocukların yaşamlarına son verme girişiminde bulunduklarına ilişkin haberler geldi ve TÜİK’in web sayfalarından “intihar” istatistiklerine baktım. 15-19 yaş grubunda yer alan erkeklerden 2005 yılında yaşamına son verenlerin sayısı 173, kızların sayısı 185 tir. Ancak intihar verilerinin sunuşuna evlilikle ilgili bilgiler dahil edilmediği için bu intiharlardan kaçının 16-19 yaş grubu evlilerinden olduğunu tesbit etmek mümkün olamamaktadır.
Bu noktada TÜİK’in veri tabanı hazırlamasına ilişkin bir eleştiri getirmek uygun olacaktır. Yukarıya aldığım bilgilerden de görülüğü üzere, evlilik verileri yaş gruplarından birisi 16-19 olarak düzenlenmişken intihar verilerinde grup olarak 15-19 düzenlenmiştir. Bu farklılıklar araştırmacılar için güçlük çıkartacak niteliktedir. TÜİK’in gruplandırmalarında hep aynı standardı kullanmasında sayısız faydalar vardır.
16-19 yaş grubundaki erkeklerin evliliklerinde de dikkat çekici boyutlar vardır. Bu bilgiler Tablo 2 de yer almaktadır.

                                                              Tablo 2
                           2005 yılında evlenen 16-19 yaş grubu erkeklerin

                                                    eşlerinin yaş grupları
                                   16-19                                                19,756
                                   20-24                                                  5,310
                                   25-29                                                     727
                                   30-34                                                     137
                                   35-39                                                       30
                                   40-44                                                         4

                           Kaynak: TÜİK web sayfaları demografi verileri ve

                                        eşlerinin yaş grupları.
Tablo 2 den de görüldüğü üzere16-19 yaş grubu erkek çocukların azımsanmayacak bir bölümü kendisinden yaşça büyüklerle evlendirilerek akranları kız çocuklarına benzer sorunlar yaşamaktadır.
Genelde erken yaşta evlendirmelerin Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yer aldığı gibi yanlış bir kanı vardır. TÜİK’in verilerine göre, 16-19 yaş grubunda evlendirilen 167,434 kız çocuğundan, 17,688 i İstanbul’da, 20,596 sı Ege’de, 20,790 ı Akdeniz Bölgesinde, 14,821 Batı Anadolu’da, 14,766 sı Batı Karadeniz’de iken 19,388 i Güneydoğu Anadolu’dadır. 
2006 yılında bir iş yerinde çalıştırılan 6-17 yaş grubundaki çocuk işçilerin sayısı 958 bindir. Bu sayıdan 632 bini erkek ve 326 bini de çalıştırılan kız çocuklarıdır. İşin çok acı taraflarından birisi 6-14 yaş grubundaki 207 bin erkek ve 113 bin kız çocuğunun bir iş yerinde çalıştırılıyor olmasıdır. Çalıştırılan bu çocukların sosyal güvenlik sisteminden yararlanma boyutları da çok düşüktür.
TÜİK’in veri tabanına göre, 2006 yılında ev işlerinde çalışıyor olarak gösterilen çocuklara ilişkin veriler ise şöyledir; 2,714 bini erkek ve 4,289 bini de kız çocuk olmak üzere 7,004 bindir. 
İslah evine düşürdüğümüz çocuk sayısı 1996 yılında 691 iken bu sayı TÜİK verilerine göre 2005 yılında 202 ye düşmüş görünmektedir. Ancak kentlerde artan suç oranlarına ilişkin olarak Devlet kurumlarının açıkladığı bilgiler durumun hiç de istatistiklere yansıdığı gibi olmadığını açıkça göstermektedir. Kan davasında araç olarak kullanılan kaç çocuk vardır bilinmez. Her yıl ırgat olarak kiralanan çocuklara ilişkin haberler de okulların kapanması ile gazetelerde yer almaya başlar, ancak bunların da sayısı bilinmez.
Bu sayıları hepimizin ortak ayıbı olarak düşünüyorum. Bu manzaraya başımızı çevirip geçiyorsak, siyaset dahil kurduğumuz toplumsal örgütler ile neyin mücadelesini veriyoruz? Önce, çocuk haklarının mücadelesini vermiyorsak?
Yeni Medeni Kanun bu sorunların bir kısmına, evlilik yaşı v.b. çözüm getirdiyse de yapılacak daha çok işimiz var. Aynı şekilde, zorunlu eğitimin gecikmeksizin 12 yıla çıkarılması ve bu bağlamda mesleki teknik eğitime ağırlık verilmesi de her türlü çocuk istismarlarının ortadan kalkmasına büyük katkıda bulunacaktır. Zorunlu eğitimin 12 yıla çıkması durumunda yatılı eğitim olanaklarının yaygınca sunulması için de gereken kaynakları ayırmalı ve yatırımlar yapılmalıdır. 12 yıllık zorunlu eğitimin her geciktirildiği yıl çocuk istismarına hizmetten başka bir şey değildir.
Yazımı tamamlarken iki düşüncemi daha sizlerle paylaşmak isterim; biz anneler ve babalar, çocuklarımızı dünyaya getirirken istesek de istemesek de bir borç senedini imzalıyoruz. O senette de şunlar yazıyor: “Sizlere sağlıklı ve mutlu bir yaşam, iyi bir eğitim verip meslek sahibi kılma sözü veriyorum.” O nedenle bu borç senetlerini ödeyebileceğimiz kadar çocuk sahibi olmaya özen göstermek çocuk haklarına saygının ilk basamağıdır. Ekonomik gücü olanlar, o güce sahip olmayan ailelerin çocuklarının eğitimine katkıda bulunarak o çocukların kaderini değiştirme imkanına sahip olduklarınıu da unutmamalı. Bu davranış da çocuk haklarına saygıda çok önemli diğer bir basamaktır. Diğer önemli bir adım da çocuk evliliklerine karşı çıkarak bu çocukların kaderlerini değiştirmeye katkıda bulunmaktır. Seçimlere gidilen bu dönemde partilerin adaylarını çocuk istismarını nasıl önleyecekleri konusunda da sorgulamak zorundayız ki, siyasetçi oy endişesi ile bu sorunlara baş çevirmekten vaz geçsin.
Yazımı Oscar Wilde’ın çok ciddi bir uyarısı ile tamamlamak isterim. Bu uyarı çocuklarını istismar eden veya böyle bir duruma aldırmayan anne ve babalara, “Çocuklar anne ve babalarını severek yaşama başlar, bir süre sonra onları yargılarlar ve nadiren onları bağışlarlar.”

 

Hikmet Uluğbay

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s