Kayıtlı Seçmen Sayılarına Yakından Bakış

Geçtiğimiz günlerde 22 Temmuz 2007 Genel Seçimleri’ne ilişkin geçici seçmen listeleri askıya çıkarıldı. Buna göre, önümüzdeki seçimlerde oy kullanacak seçmen sayısı 41 milyon 405 bin olarak ilan edilmiştir. Bu bilginin açıklanması ile birlikte siyasi kulislerde ve basında yeni bir tartışma başladı. Zira açıklanan seçmen sayısı, Mart 2004 de yapılan yerel seçimlerdeki kayıtlı seçmen sayısından 2 milyon 085 bin daha düşüktür. Ayrıca, 2002 genel seçim seçmen sayısına da eşit düzeydedir. Yerel seçimlere göre aradan geçen üç yıl zarfında Türkiye’nin nüfusu artmış ve buna bağlı olarak da seçmen sayısı yükselmişken bu azalma nasıl açıklanabilirdi? Özellikle de aradan beş yıl geçtikten sonra 2002 kayıtlı seçmen sayısı nasıl aynı kalabilirdi?  Bu arada Yüksek Seçim Kurulu’nun son yaptığı çalışmalar sırasında 4 milyon dolayında mükerrer seçmeni kayıtlardan sildiği de ileri sürülmektedir(1). Bir başka haber kaynağında yine Yüksek Seçim Kurulu’na atfen, 1.3 milyon hatlı seçmenin kaydı silindiği açıklanmıştı(2). Bu arada, Yüksek SEçim Kurulu’ndan yapıldığı belirtilen bir açıklamada, “Türkiye İstatistik Kurumu’nun nüfus rakamları ile Yüksek Seçim Kurulu seçmen kütükleri arasındaki eşleştirmede yüzde 96 oranında sonuç alındığı ve kalan yüzde 4 ün de zaten listelerde kayıtlı olduğu ve gidip oyunu kullanabileceği” belirtildi(3). Ancak, bu tartışmalar ve açıklamalar 2002 Genel Seçimleri ile 2004 Yerel Seçimlerinde mükerrer seçmen kaydı olduğu ve seçimlerde de mükerrer oy kullanıldığı savlarının ileri sürülmesini önleyemedi. 22 Temmuz 2007 Genel Seçimlerine giden süreçte bu tartışmaların yoğunlaşarak devam edeceği anlaşılmaktadır.
Bu tartışmalar üzerine 1983-2002 dönemi  genel seçimlerine yönelik zaman serilerini gözden geçirmenin uygun olacağını düşündüm. Bu amaçla Türkiye İstatistik Kurumu yayınlarını ve web sayfalarını inceleme sonucunda bazı tablolar hazırladım. Tablolar ilginç ve çarpıcı görüntüler ortaya çıkardı. 
                                                      Tablo 1
                1983-2002 dönemi Genel Seçimlerindeki seçmen sayılarındaki değişmeler
      Seçim            Nüfus              Kayıtlı            Oy kullanan           Kayıtlı seçmen/
      Yılları         000 eklenecek    seçmen               seçmen                    nüfus  %
      1983             47,857         19,767,366        18,238,362                 41.3
      1987             52,564         26,376,296        24,603,541                 50.2
      Artış              4,707          6,608,930        6,365,179        
      1991             57,262         29,979,123        25,157,089                 52.4
      Artış               4,698           3,602,827             553,548                  
      1995             61,737         34,155,981        29,101,469                 55.3
      Artış               4,475           4,176,858          3,944,380                   
      1999             66,293         37,495,217        32,656,070                 56.6
      Artış               4,556           3,339,236          3,554,601                  
      2002             69,626         41,407,027        32,768,161                 59.5
      Artış               3,333         3,911,810             112,091

      Kaynak: TÜİK web sayfaları seçim istatistikleri Tablo 12.1.4 den yararlanılarak hazırlanmıştır. 

Tablo 1 in incelenmesinden de görüldüğü üzere, 1983-1987 arasında Türkiye’nin nüfusu 4,707,000 artmasına karşılık, aynı dönemde kayıtlı seçmen sayısı 6,608,930 ve oy kullanan seçmen sayısı da 6,365,179 artmıştır. Artan nüfus miktarından 1,901,930 kişinin daha seçmen sayısına eklenmesi doğal karşılanacak bir durum değildir. 1987 seçimleri ve izleyen yıllarda Türkiye’de bulunmadığım için o dönemde bu anomali üzerinde durulup durulmadığını bilemiyorum. Ancak bu sıra dışı durumun gözden kolayca kaçması da olası değildir. Zira anılan dönemde kayıtlı seçmen sayısının nüfusa oranı da yüzde 41.3 den yaklaşık 9 puan artarak yüzde 50.2 sıçraması göze batacak boyuttadır.
Tablo 1 deki veriler benzeri bir durumun 2002 yılında daha küçük boyutta yaşandığını göstermektedir. 1999-2002 döneminde nüfus 3,333,000 kişi artarken kayıtlı seçmen sayısı 578,810 fazlası ile 3,911,810 kişi artmış görünmektedir. Bu farklılık da tartışma yaratacak kadar büyüktür.
Tablodaki diğer yıllara bakıldığında kayıtlı seçmen sayısının daima nüfus artışından daha az yükseldiğini görmekteyiz. Bu farkın 1.2 milyona kadar çıktığı yıllar vardır. 
1983-2002 dönemine bir bütün olarak bakıldığında, nüfus 21,769,000 kişi artmış görünmekte ve kayıtlı seçmen sayısı da 21,639,661 kişi yükselmiştir. Her iki sayının birbirine yakın olması nedeni ile, sonuçta durum dengeye ulaşmıştır diyerek konuyu kapatabilir miyiz? Sanmıyorum. Çünkü kayıtlı seçmenin nüfustan fazla arttığı dönemlerin sonundaki seçimlerle oluşan Meclis’ler Türk Siyasi Yaşamında önemli değişikliklere yön vermiştir. Örneğin 1987 seçimleri ile oluşan Meclis Cumhurbaşkanı seçmiştir. 2002 seçimleri ile oluşan Meclis de Cumhurbaşkanı seçme noktasına gelmişken seçime gitme durumu ile karşılaşmıştır. Her iki dönemde de bazı partiler küçük farklarla baraja takılmışlardır. Örneğin 1987 de DSP (yüzde 8.5) 2002 de DYP (yüzde 9.5), MHP (yüzde 8.4) ve GP (yüzde 7.2).
1983-2002 döneminde bu sayılardaki açıklanmaya muhtaç boyutların zamanında tartışmaya açılmamış olması demokrasimiz adına ciddi bir kayıp olmuştur. O nedenle bugün bu tartışmayı başlatanlara hepimiz teşekkür borçluyuz. Bu sayıların ardındaki nedenlerin aydınlatılması için Yüksek Seçim Kurulu ile Türkiye İstatistik Kurumu geçmiş seçimlerin verilerini uzmanlardan oluşacak bir çalışma grubuna incelettirmelidir. Aynı incelemeyi seçimlerden sonra oluşacak yeni Meclis de başlatabilir ve başlatmalıdır da. Üniversitelerimiz için de bu konunun araştırılması ilginç ve aydınlatıcı doktora tezlerinin ortaya çıkmasına yol açabilir.
Sorun sadece 1983-2002 dönemi ile de sınırlı değildir. Zira yukarıdaki sonuçlara ulaştıktan sonra TÜİK’in verilerine dayanarak 1950-1983 dönemine de göz atma ihtiyacını duydum. O döneme ilişkin verileri de Tablo 2 de sizlerle paylaşıyorum.
                                                                     Tablo 2
                              1950-1983 döneminde kayıtlı seçmen sayılarındaki gelişmeler
                                                     Kayıtlı                             Oy kullanan
                          Yıllar                   seçmen                              seçmen
                         1950                  8,905,743                          7,953,055
                         1954                10,262,063                          9,095,617
                         1957                12,078,623                          9,250,949
                         1961                12,925,395                        10,522,716
                         1965                13,679,753                          9,748,678
                         1969                14,788,552                          9,516,035
                         1973                16,798,163                        11,223,843
                         1977                21,207,303                        15,358,210
                         73-77 artış         4,409,140                        4,134,367
                         1983                19,767,366                        18,238,362
                         77-83 artış       – 1,439,937                        2,880,152

                  Kaynak: DİE, Türkiye İstatistik Yıllığı 2001 Sayfa 191-192, Tablo 124 ve 125.

Tablo 2 nin incelenmesinden de görüleceği üzere, 1950-1973 döneminde kayıtlı seçmen sayısı bir seçimden diğerine en fazla 2 milyon dolayında artarken, 1973-1977 döneminde nedeni bilinmeyen bir şekilde 4,409,140 kişi artmıştır. En az bunun kadar ilginç bir gelişme de 1977-1983 döneminde yaşanmıştır. İki tarih arasında 6 yıl bulunmasına rağmen bu sefer de kayıtlı seçmen sayısı 1,439,937 kişi azalmıştır. Ancak kayıtlı seçmenin bu boyutta azaldığı bu dönemde oy kullanan seçmen sayısı da 2,880,152 kişi artmıştır. Burada hemen bir hususun altını çizmek gerekmektedir, kaynak olarak baş vurulan tabloda seçim yıllarına ilişkin nüfus verilerine yer verilmediği için nüfus rakamları bir başka tablodan alınarak buraya eklenmemiştir.
Bu gelişmeler de 1983-2002 dönemindeki gelişmeler kadar ilginç ve araştırılmaya muhtaçtır.  Üstelik dikkati çeken boyut 1977, 1983 ve 1987 seçimlerinde kayıtlı seçmen sayılarındaki değişikliklerin peş peşe olmasının kayıtlı seçmen veri tabanını ciddi şekilde etkileme olasılığıdır.
Bilal Çetin’in dipnotta belirtilen yazısında verilen bilgide Yüksek Seçim Kurulu’nun dört milyona yakın mükerrer seçmenin kaydının silindiği de belirtilmektedir. Dört milyon sayısı kayıtlı seçmenin yüzde 10 u demektir. Bu boyut seçimlerin kaderini etkileyecek yapıdadır. Bu durumda Yüksek Seçim Kurulu gerçekten dört milyon mükerrer seçmen kaydını iptal etti ise iptal edilen kayıtların hangi seçim bölgelerinde ne kadar olduğunu da Kurul kamuoyuna açıklamak yükümlülüğündedir. Zira yeni bir seçime gidilen ortamda bu bilgi büyük önem taşımaktadır.  
Geçmişe yönelik bu soru işaretlerinin, araştırılmalar sonucu giderilmesi geleceğe yönelik akılcı dersler çıkarmamıza katkıda bulunacaktır. Ancak, ben, geçmişe yönelik yaptığım bu yolculuktan sonra 22 Temmuz’da yapılacak 2007 genel seçimleri için de ciddi bir endişe taşımaktayım. Zira 2002-2007 arasında geçen yaklaşık beş yıl içerisinde ülke içinde yoğun nüfus hareketleri yer almıştır. Bunun sonuçlarını Temmuz ayında sonuçlarının alınması beklenen “İkamete Dayalı Nüfus Sayımı” ortaya koyacaktır. Bu veriler ortaya çıktığında 2007 seçim sonuçları daha ilk aylarında tartışmaya açık hale gelebilecektir. Yeni Meclis’i ilk çalışma gününden itibaren tartışma dışında tutabilmek için seçimlerin Nüfus Sayımı sonuçları alındıktan sonra yapılması daha uygun olacaktır. TBMM, geçmiş seçim sonuçlarına ilişkin yukarıdaki veriler ortaya koyduğu soru işaretleri ışığında 2007 seçim tarihi konusundaki kararını gözden geçirmeli ve sayım sonuçlarına göre seçim düzenlemesi yapılabilmesi için 2007 seçim tarihini daha ileri bir tarihe ertelemelidir. Seçimlerin birkaç ay ertelenmesinin topluma ve siyasete hiçbir maliyet getirmeyecektir. Buna karşılık seçim sonrası oluşacak Meclis kompozisyonun yaratacağı belirsizlik ve tartışma ortamının hem toplum hem de siyaset için yüksek maliyet getirme olasılığı üzerinde düşünülmelidir.

Bu arada biz seçmenlere düşen görev kütükler asılı olduğu süre içinde kayıtlı olup olmadığımızı kontrol etmek, kayıtlı değilsek itirazda bulunup kaydımızı yaptırmaktır. Seçim günü de kayıtlı olduğumuz yerde gidip oyumuzu kullanmaktır.

Hikmet Uluğbay  
(1) Çetin Bilal, “Skandal”, Vatan Gazetesi 9 Mayıs 2007.

(2) Armutçu Oya, “1.3 milyon hatalı seçmen silindi” Hürriyet Gazetesi 10 Mayıs 2007.

(3) YSK: Seçmen Kütükleri sağlıklı, NTV, Güncelleme 19.06 TSİ, 14 Mayıs 2007.    

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s