CO2 Cahilliğinden Kurtulmak II

Küresel ısınmanın insanlık için giderek ciddi bir yaşamsal sorun olacağına ilişkin düşüncelerimin bir bölümünü bu başlık altında daha önce yayınladığım yazımda sizlerle paylaşmıştım. O yazımda konu hakkında yeni bilgi ve verilere ulaştığımda konuyu yeniden ele alacağımı da belirtmiştim.
İlk yazımda yer alan bilgileri olabildiğince yinelemeksizin, bu arada öğrendiğim, yeni bazı bilgileri ve kaynaklarını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Küresel ısınmanın temelinde tamamen insan faaliyetlerinin olduğu uzun yıllardan beri tartışmaya yer bırakmayacak açıklıkla ortaya çıkmış bulunmaktadır. Birleşmiş Milletler çatısı altında yapılan ve hemen her ülkeden çok değerli bir çok bilim insanının katıldığı son çalışmaların sonuçlarına göre, insanlık küresel ısınma konusunda topluca ve bireysel olarak gerekli adımları çok kısa sürede atmaz ise, süreç geri döndürülemez noktaya ulaşacaktır.  BM raporuna göre, CO2 üretimi en geç 2020 yılına kadar çok ciddi boyutta azaltılabilirse küresel ısı ortalamasının 2100 yılına gelindiğinde 2 dereceden fazla artması önlenebilecektir. Eğer insanlık gerekli tavır ve yaşam tarzı değişikliğini kabul etmez ve mevcut alışkanlıklarını aynen sürdürmeye devam ederse 2100 de dünyanın ortalama ısısı korkulduğu gibi 6.4 derece artacağı ileri sürülmektedir(1).
İnsanlığın bireysel ve topluca atması gereken adımlardan bazılarını incelemeye başlamadan önce bazı temel verileri hatırlamakta fayda vardır. İnsanoğlu, tezek, çalı çırpı gibi ilkel yakıtların yanında, günde 10 milyon ton ham petrol, 12.5 milyon ton taş kömürü ve 7.5 milyar metre küp doğal gaz tüketmektedir(2).
Bu yakıtların tüketilmesi sonucunda üretilen bir çok yararlı mal ve hizmetlerin yanında çevre için zararlı yan ürünler de bolca ortaya çıkmaktadır. Bunlardan birisi de CO2 tir. Söz konusu yakıtların kullanılması sonucunda 2004 yılında atmosfere salınan CO2 miktarları da Tablo 1 de yer almaktadır.
Tablo 1 in incelenmesinden de görüldüğü üzere, gelişmiş ülkeler gerek toplamda ve gerek kişi başına CO2 üretiminde çok önde yer almaktadırlar. Gelişmekte olan ülkelerden de toplamda en fazla CO2 üretenlerin başında Çin ve Hindistan gelmektedir.
Tablo 1 in son kolonu ise 2000 yılı dolar değeri ile 1 dolarlık Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’yı yaratırken ülkelerin atmosfere saldığı CO2 miktarı görülmektedir. Tablodan da görüldüğü üzere, gelişmiş ülkelerde 1 dolarlık GSYİH için düşük düzeyde CO2 salınırken gelişme yolundaki ülkelerde bu sayı çok daha yüksektir. Bu da enerji kullanımındaki verimlilik düzeyinin ve kullanılan teknolojinin gelişmişliğinin ve temizliğinin göstergesidir. 

                                                       Tablo 1
                                        Atmosfere salınan CO2 miktarı
                       Toplam CO2             Kişi başına                       CO2/GSYİH
Ülkeler               milyon ton             CO2 ton kg                    CO2/2000 USD
Dünya               26,583.28                  4.18                                  0.76
ABD                    5,799.97                19.73                                  0.54
Çin                      4,732.26                  3.65                                  2.76
AB-25                 3,891.42                  8.46                                  0.44
Japonya               1,214.99                  9.52                                  0.25
Hindistan              1,102.81                 1.02                                  1.90
G. Kore                   462.10                  9.61                                 0.75
Meksika                   373.68                  3.59                                 0.60
Endonezya              336.32                  1.55                                  1.71
Brezilya                   323.32                  1.76                                  0.49
Türkiye                    209.45                  2.92                                 0.91

Kaynak: ww.iea.org Selected 2004 indicators.  

Tablo 1 de en dikkat çekici veri Japonya’nın ulaştığı 1 dolarlık GSYİH üretimindeki CO2 miktarıdır. 250 gram olan bu değer tüm ülkeler tarafından hedef alınması ve hatta bu değerin altına inilmesi gereken bir düzeydir.
Türkiye kişi başına CO2 salmada gelişmiş ülkelerden ve dünya ortalamasından oldukça geri olmakla birlikte, 1 dolarlık GSYİH üretiminde saldığı CO2 miktarı oldukça yüksek düzeydedir. Diğer taraftan yapılan uluslararası çalışmalarda son yıllarda Türkiye CO2 üretimi hızla artan ülkelerin ilk sıralarında yer almaktadır.
CO2 üretimi bu tempo ile devam ettiği taktirde küresel ısınma hızla artmaya devam edecek ve dünya her geçen yıl bizler, çocuklarımız ve torunlarımız için üzerinde yaşanılması daha zor ve ızdıraplı bir alan haline gelecektir. Bu bağlamda buzulların ve kutupların erimesine paralel olarak denizlerin seviyesi yükselecek bazı kara alanları denizlerin altında kalacak, yağış düzeni bozulacak, kuraklık artacak ve bunlara bağımlı olarak kıtlık, açlık ve susuzluk tehlikesi ile karşılaşılacaktır. Bu gelişmeler de beraberinde göçler nedeni ile olduğu kadar gıda, verimli topraklar ve su kaynakları için arasında savaşın da yer aldığı bir çok insanlık felaketine yol açabilecektir.
Ancak insan olarak yaşam kalitemizde çok ciddi düşüş yaratmadan yaşam tarzımızda bazı düzeltmeler yaptığımız taktirde bu gelişmeyi yavaşlatmamız söz konusu olabilecektir. Bu yazımda bu önlemlerin neler olduğu konusunda bazı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bu önerileri anlamlı boyutta ele alabilmek için CO2 üretiminde çeşitli sektörlerin aldığı paya da kısaca göz atmak uygun olacaktır. Bu amaçla Tablo 2 düzenlenmiştir.
                                         

                                                  Tablo 2
                         Çeşitli sektörlerin CO2 üretimindeki payları (3)
                                               (% olarak)
                         Sektörler                                    Pay %
                           Güç üretimi                                40
                           Ulaştırma                                   21
                           Sanayi                                       17
                           Binalar                                       14
                           Diğer sektörler                             8

Yukarıdaki veriler dünya ortalamasıdır. Ülkeden ülkeye sektörlerin CO2 üretimine katkıları doğal olarak bazı değişiklikler göstermektedir. Bu tablodaki ağırlıklara göre, toplum ve birey olarak yaşam kalitemizden ciddi fedakarlıklara katlanmaksızın CO2 üretimindeki katkımızı azaltmak için neler yapabiliriz bunları incelemeye başlayabiliriz.

Güç üretimi
Ülkelerde üretilen güç, ekonomik faaliyetlerin sürdürülmesi ve üretimin yapılması için gereken en önemli girdidir. Her alanda olduğu gibi güç üretiminde de birden fazla seçenek vardır. Her seçenek de farklı düzeyde CO2 çıkmasına yol açmaktadır. Örneğin elektrik enerjisi üretiminde kullanılabilecek seçeneklerden nükleer, hidrolik, rüzgar santralleri, yapılışlarında kullanılan maddelerin üretimi ve inşaatleri sırasında yakılan enerjinin yol açtığı dışında, hiç CO2 üretmezken, linyit, taş kömürü, petrol ve doğal gaz gibi kaynaklardan üretilen güç değişen oranlarda CO2 salınmasına yol açarlar. Hatta linyit, taş kömürü ve petrol atmosferi CO2 yanında kükürt ve diğer zararlı gazlarla da kirletirler.
Bilinçli ve CO2 duyarlı bireyler ve toplum olarak güç üretimi konusunda Hükümetler planlamalarını yaparken ve uygulama kararları alırken  tavrımızı daha temiz olan enerji üretimi konusunda koyabiliriz. Böylece toplum ve birey olarak kullandığımız güç kaynakları ile küresel ısınmaya ülkemizin katkısını azaltabiliriz.
Bu konuda bir örnek vermek gerekirse, orta büyüklükte bir evin bir yıllık aydınlanması için kullanılan elektrik enerjisi hidroelektrik santralından elde ediliyorsa yıllık CO2 katkısı 4 kilogramdan az iken kömür santralından geliyorsa bu miktar 400 kilograma kadar çıkmaktadır. Görüldüğü üzere iki güç kaynağı arasında yüz katlık bir CO2 farkı vardır. Hidroelektrik santral için belirtilen 4 kilogramlık CO2 barajın inşasında kullanılan malzemelerin üretimi ve tesislerin bakım ve onarımı sırasında ortaya çıkan CO2 in hesaba katılması nedeniyledir.  
CO2 duyarlı toplumlarda rüzgar ve güneş enerjisi alanlarına önemli yatırımlar yapılmaya başlanmıştır. Ülkemiz her iki enerji kaynağı bakımından önemli potansiyele sahiptir. Bu alanlarda bazı ülkelerin attıkları adımları anımsamakta fayda var. Danimarka’nın Lolland adasında 170 megawattlık rüzgar santralları enerji üretmektedir. Güney İspanya’da Almanların da ortak olduğu bir güneş enerjisi santralı inşa edilmektedir. Okurların da bildiği diğer örnekler vardır.
Bazı ülkeler nükleer enerji konusunda yatırım planlarını gözden geçirmeye başlamışlardır. On üç ülkede 30 u aşkın nükleer enerji santralı inşa edilmekte olduğu ve Çin, Hindistan ve Rusya’da yeni kurulan enerji santrallarının yarı gücünün nükleer santrallardan elde edileceği ileri sürülmektedir(4). Aynı kaynağa göre, ABD nin de gelecek on yıl içinde 30 a yakın nükleer santral kurmayı planladığı belirtilmektedir. Tabiatiyle CO2 sorunu olmayan bu nükleer santralların atıklarının saklanması, sızıntılar, işletme kazaları ve silah için kullanılma gibi kendine özgü ve insanlık için problemli boyutları da mevcuttur.   
İnsanlar enerji kullanım ve tüketiminde akılcı ve CO2 duyarlı davranmadıkça piyasalar kar marjı en yüksek enerji üretimine yatırım yapmaya devam edecektir. Şu anda birim maliyeti en ucuz enerji üretim yollarının başında kömür santralleri gelmektedir. Ancak bu santrallar da en yüksek düzeyde CO2 salan enerji üretim yöntemidir. Artmakta olan enerji talebi nedeniyle önümüzdeki yıllarda ABD’nin 150 kadar Çin’in de bu sayıya yakın kömüre dayalı termik santral inşa etmeyi planladıkları ileri sürülmektedir. Tablo 1 den de anımsanacağı üzere her iki ülke de atmosfere en fazla CO2 salan konumdadır.
Ülkemizde de linyite dayalı yeni termik santraller inşa etme programı vardır. Linyit santralleri CO2 salma yanında kömürün kalitesine göre başta sülfür oksit olmak üzere asit yağmurlarına yol açacak bir çok zehirli gazı da atmosfere bırakmaktadırlar.
Birey ve toplum olarak küresel ısınmaya ve onun istenmeyen sonuçlarını önleyebilmek için ilk adımları bizlerin atması gerekmektedir.

Güç tüketiminde bilinçli davranış örnekleri
Çeşitli enerji tüketim şekillerimizin yol açtığı CO2 üretimine ilişkin verileri ülkemiz açısından bulamadığım için bu konuda İngiltere’nin verilerini sizlerle paylaşmak isterim(5). İngiltere’de kişi başına CO2 üretimi 11 tondur. Ülkemizde büyük kentlerde yaşayan orta gelir düzeyi üzerinde kazanç sağlayanların kişi başına CO2 üretimlerinin İngiltere’ye yakın olduğunu varsayabiliriz. Bu veriler en azından büyük kentlerde yaşayan vatandaşlarımızın farklı etkinlikleri nedeniyle ne kadar CO2 ürettikleri konusunda kaba bir fikir verebilir.
Konut ısınması için kişi başına ortalama yılda 1,490 kilogram CO2 salınıyor. Ülkemizde konut izolasyonuna gereken önem verilmediği gözönüne alındığında ek enerji israfımız olduğunu da hatırda tutmalıyız.
Konutlarımızı ve iş yerlerimizi ceket ve kazaklarımızı çıkarıp gömlekle oturacak şekilde ısıttığımızda küresel felaketin oluşumuna azımsanmayacak katkıda bulunuyoruz. Isının 1 derece yükselmesi sonucu kişi başına yılda 25 kilogram ek CO2 üretilmiş olmaktadır. 
Beslenmenin sağlaması için gıdaların üretilmesinden, satın alınmasından, pişirilmesine, servisine ve buzdolabında korunmasına değin faaliyetlerin kişi başına yıllık CO2 katkısı 1,390 kilogramdır.       
Konutlarda aydınlanma, temizlik, diğer elektrik tüketen cihazların (tv, radyo, bilgisayar, müzik seti, su ısıtıcısı v.b.) kullanılması sonucu kişi başına yılda 1,370 kilogram CO2 üretilmektedir.
Cep telefonlarının pillerini sarj etmek için kullandığımız enerjinin yıllık CO2 karşılığı 35-70 kilogram arasında değişmektedir. 
Bu konularda daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyen okurlar dipnottaki yayına bakabilir.
Yukarıda verdiğim örneklerdeki enerji kullanımında tasarrufta bulunabileceğimiz  alan olmadığını her halde hiçbirimiz iddia edemeyiz.
CO2 katkımızı azaltabilecek bazı önlemleri ve çeşitli ülkelerin bu alanda yaptıkları uygulamalara ilişkin bazı örnekleri de sizlerle paylaşmak istiyorum.
Evde kullandığımız ampulleri uzun ömürlü ve düşük enerji kullanan ampullerle değiştirmek önemli bir katkıda bulunacaktır. Büyük kentlerimizde işyerlerinin gün ışığı varmışçasına aydınlatılması göze hoş görünse bile CO2 maliyeti çok yüksektir. İşin ilginci de o aydınlatmanın bedelini işyerleri değil aslında biz tüketiciler ödüyoruz.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın çalışmalarına göre, tüm dünyanın 2010 yılında enerji tüketimi düşük floresan ampullere geçmesi halinde CO2 üretimi 470 milyon ton azalacaktır( 6).
Apartmanlarda ve işyerlerimizde birkaç katı asansör kullanmak yerine merdivenden çıkmakla da CO2 üretimini azaltmada katkıda bulunabiliriz.  
TV, müzik seti, bilgisayar ve benzeri cihazlarımızı stand-by konumunda tutmayıp kapattığımızda da CO2 katkımız azalacaktır. 
Belediyelerimiz kentlerimizde yaygın bir aydınlatma kampanyasına başlamışlardır(Örnek Ankara). Modern bir kent havası vermesi bakımından şık bir görünüm. Ancak, bu aydınlatma birer direk atlanarak yapılmış olsa idi CO2 maliyeti de yarı yarıya düşerdi. Sağlanan aydınlanma faydası da azalmazdı.
Her okuyucu bu listeyi kendi gözlemleri ile zenginleştirebilir.
Bazı Japon vatandaşları enerji tasarrufu ve dolayısı ile CO2 üretiminde azalma için 2003 yılından beri diğer önlemlerin yanında “Mumlu Gece” uygulaması başlattılar. Buna göre gece saat 8-10 arasında elektriklerini söndürüp, mum ışığında yaşamlarını sürdürüyorlar. Bu uygulamaya 21 Haziran 2006 günü 1.6 milyon Japon katıldı. Bu uygulama ile sadece dört günde elde edilen enerji tasarrufu 800 megawatt oldu(7). Bu uygulamaya diğer bazı ülkeler de katılmaya başladılar.
Bazı Japonların diğer bir uygulaması da kış aylarında termal iç çamaşırı kullanarak enerji tüketimlerini azaltmak şeklinde oldu.
  
Ulaştırma
CO2 üretiminde sektörler arasında ikinci sırayı Tablo 2 den de görüldüğü üzere ulaştırma almaktadır. Bu sektör salınan CO2 in yüzde 21 ine neden olmaktadır. Bu sektör aynı zamanda bireysel ve toplumsal tutumlarımız nedeniyle enerji israfının en yoğun olduğu alandır. 
Şu anda dünya üzerinde 800 milyon dolayında taşıt aracı bulunmaktadır. Taşıt araçlarını kullanma ve bakım yaptırma yanlışlıklarımız nedeni ile de CO2 üretimi ciddi şekilde etkilenmektedir.
Araçların 0 kilometreden 100 kilometre hıza kaç saniyede çıkacağı konusunda bir çok kişi bilgi sahibi olmakla birlikte kaçımız bu araçların bir kilometrede ne kadar CO2 ürettikleri konusunda bilgi sahibiyiz? Oysa bu bilgiler internette kolayca ulaşabileceğimiz sitelerde mevcut. Bu adreslerden ikisini sizlerle paylaşmak isterim; newcarnet.co.uk ve vcacarfueldata.org.uk. Bu sitelere girerek kendi arabalarınızın ne kadar CO2 maliyeti olduğunu öğrenebilirsiniz.
Kullandığımız otomobillerin 1 kilometrede ürettikleri CO2 miktarı 104 gramdan başlayıp 499 grama kadar çıkmaktadır(8). Bu miktarlarda araçlarımızı aşırı gazlamadan normal kullandığımızda ortaya çıkan miktarlardır. Gazladıkça ulaşılan boyutları siz hesaplayın!
Bir aracın yılda ortalama 7-8,000 kilometre yol yaptığını varsayarsak, en çevreci aracın yıllık CO2 üretimi 700-800 kilogram olurken, çevre düşmanı araçların katkısı 3.5-4.0 tondan aşağı düşmeyecektir.
Bu bilgiler ışığında satın alırken seçtiğimiz araç türü ve araç kullanım alışkanlıklarımızla küresel ısınmaya çok ciddi katkıda bulunduğumuz anlaşılmakta. Şehir ve şehirler arası seyahetlerimizde kullandığımız SUV lar (Sportif arabalar, jeep ve pick-up türü araçlar) ile de aynı yolu katediyoruz ancak çevreye 4-5 kat fazla CO2 atarak. Zaten bu araçların Amerikan toplumundaki takma isimleri de “yakıt oburları” diye çevirebileceğim “gas guzzler” dır.      
Sağlıklı yaşam için günde 1 saate yakın yürümek gerekmekte. Bu süre zarfında tempomuza bağlı olarak 4-5 kilometre yol yürüyebiliriz. Küçük alış verişlerimiz için 2-3 kilometre mesafeleri yürüyerek gidip gelmekle en azından 400-600 gram CO2 üretmemiş oluruz.
Trafikte sıkça gördüğümüz tüterek giden otobüs, araba ve kamyonların çevre denetiminin sağlıklı yapılmamasının bedelini sağlığımızı yitirerek bizler ödüyoruz. Bu denetimi ihmal edenlerin kaçına acaba CO2 duyarlılığı eğitimi verildi?    
Trafikte hız limitlerini aşmak sadece kendimize ve diğer insanlara yaşamsal risk yaratmıyor aynı zamanda küresel ısınmayı da hızlandırıyor. Aracı hızlı kullanmanın sürücüye kazandırdığı süre en uzun yolda dahi dakikalarla ifade edilebilir. Ancak salınan CO2 yıllar boyu insanlıkla beraber olmayı yıllarca sürdürecek.
Bilinçsiz araç kullanmanın tipik örneklerinden birisi de trafik ışığının kırmızıya döndüğünü görmesine rağmen gaz pedalından ayağını çekmeyen sürücü tipidir.
Bu konularda her okuyucu kendi gözlemlerinden bir çok örnek olay hatırlayabilir.
Demiryollarının araç ve yolcu taşıma hizmetini birlikte vermemekte direnmesini de anlayabilmek mümkün değildir. Oysa böyle bir uygulama, taşıt araçları ile salınan CO2 miktarının düşmesine ciddi ölçüde katkıda bulunacaktır.
Taşıma hizmetlerinde yoğun olarak kullanılan araçlardan birisi de uçaktır. Halen yılda 4.2 milyar yolcu uçak kullanmaktadır. Bu sayının 2025 yılında 9 milyarın üzerine çıkması beklenmektedir(9). Havayolu ile yük taşımacılığının da benzeri hızla artacağı tahmin edilmektedir.
Uçaklar da CO2 üretimine ve dolayısı ile küresel ısınmaya ciddi katkıda bulunmaktadırlar. Bu konudaki verileri de sizlerle paylaşmak isterim. Yaklaşık 320 kilometre mesafe elektrikli tren ile gidildiğinde bunun yolcu başına CO2 maliyeti 14.8 kilogram iken aynı mesafe uçak ile gidildiğinde kişi başına CO2 bedeli 90 kilograma kadar çıkmaktadır.
Bu veri de açıkça göstermektedir ki ülkelerin gerek kentlerdeki ve gerek şehirler arası raylı sistemlerine yatırım yapmaktan uzak duran yönetim kadroları aynı zamanda küresel ısınmaya en büyük katkıyı yapan sorumlular konumunda bulunmaktadırlar.
  
Binalar
Binaların dünyanın her yerinde enerji tasarruf bilinciyle inşa edilmesi halinde sağlanacak CO2 tasarrufunun boyutu yılda 1.8 milyar ton olacaktır(10). Bu konunun önemi şu örnekle daha iyi anlaşılacaktır. Sadece Çin’de her yıl yapılan inşaatin hacmi 2 milyar metre karedir. Bu boyuttaki bir inşaat alanında ısı izolasyonunun ve diğer önlemlerin gerekli şekilde alınmamasının yol açacağı ısınma ve soğutmaya yönelik enerji kaybı ve ona bağlı CO2 üretim miktarını düşünmek bile yeterlidir.
Yukarıda sizlerin dikkatine sunduğum ve sizlerin aklınıza gelecek daha nice enerji kullanımında bilinçli davranış şekli, yaşam konforumuzdan ciddi fedakarlıkta bulunmaksızın sadece faaliyetlerimizi CO2 duyarlı olarak kendi kendimizi denetlemek suretiyle küresel ısınmayla mücadeleye nasıl ciddi boyutta katkıda bulunabileceğimizi açıkça göstermektedir.

Ağaçlandırma
CO2 duyarlı birey olmanın diğer bir boyutu da ağaç sevgisine sahip ve ağaç koruyucu olmak. Ortalama büyüklükte bir ağaç yılda 12 kilogram CO2 i kullanıp oksijene çevirebilmektedir. O ağacın ürettiği oksijen de sadece dört kişilik bir ailenin solunum için gerekli yıllık oksijen miktarıdır(11). İnsanoğlunun kazanç hırsı dünyanın oksijen üretim merkezlerini de süratle yok etmektedir. BM Çevre Programının çalışmalarına göre, sadece son on yılda yok edilen ormanları yerine koyabilmek için 1.3 milyon kilometre kare orman dikmemiz gerekmektedir(12).  Bu arazi boyutu Türkiye topraklarının yaklaşık 1.6 katıdır. Bu boyutta bir alanı ağaçlandırmak için dikilecek fidan sayısı ise 14 milyardır. Bu rakam bize ağaçtan elde edilen kağıt ve benzeri ürünleri kullanırken, ahşap mobilyalarımızı değiştirirken ne kadar özenli olmak mecburiyetinde olduğumuzu hatırlatmaya yeterlidir.
  Biliyorum yazının bu noktasına geldiğinizde içinizi karartığımı söyleyeceksiniz. Haklısınız! Ancak gerçekten çocuklarımızı ve torunlarımızı seviyorsak hem kendi tüketim alışkanlıklarımızı hem de aile bireylerimizin tüketim alışkanlıklarını ve davranışlarını sorgulamamız ve CO2 duyarlı bireyler ve toplum haline gelmemiz gerekmektedir.

Çağrı

Yazımı bazı kuruluşlarımıza çağrıda bulunarak bitirmek istiyorum.
1) Çevre Bakanlığını, Enerji Bakanlığını ve Üniversitelerimizi ülkemizdeki bireylerin ve sektörlerin CO2 üretim profilini tesbit edip kamuoyuna ilan etmeye,
2) Bayındırlık Bakanlığını ülkemizdeki yapı kurallarını küresel ısınma tehdidi çerçevesinde yeniden düzenlemeye,
3) Hükümeti, her yıl trafiğe çıkan araçlardan aldığı taşıt alım vergilerinin, akaryakıttan alınan vergilerin en az üçte birini tüm ülkenin ağaçlandırılmasına ayırmaya,
4) Maliye Bakanlığını, araçların taşıt alım vergilerini kilometrede ürettikleri CO2 miktarına bağlı olarak düzenlemeye,
5) Hükümeti enerji üretim projelerine en az CO2 üretimi karşılığında en yüksek enerji sağlayan teknolojilere göre teşvik etmeye,
6) Hükümeti ve belediyeleri, raylı sistemin kentlerde ve şehirlerarası ulaşımda temel araç olmasını sağlayacak yatırımları yapmaya ve
7) Kamu kurumlarını ve belediyeleri tüterek giden yaşlı servis araçları ile otobüslerini hizmetten kaldırıp yeni ve çevre dostu teknolojilerle üretilmiş otobüsler kullanmaya,
8) Vatandaşlarımızı da şenliklerde ve bayramlarda lastik yakmamaya
davet ediyorum.
 
Hikmet Uluğbay

 

(1) Bethge Philip ve Wüst Christian, “Ways to avoid a Climate Catastrophe”, Spiegel Online April 2, 2007.
(2) Y.a.g.makale.
(3) Chaon Anne, “A Daily Snapshot Of Carbon Usage In Figures” AFP January 23, 2007.
(4) “Splitting atoms to cool the planet” Christian Science Monitor, March 2, 2007.
(5) Herbert Jan ve Brown Jonathan, “Your carbonfootprint revealed: Climate change repot finds we each produce 11 tons of carbon a year-and breaks down how we do it”, The Independent December 9, 2006.
(6) “Buildings Can Play a Key Role in Combating Climate Change” United Nations Environment Program Press Release March 2007.
(7) “A candle for conservation” The Boston Globe, March 30, 2007.
(8) Newcarnet.co.uk/co2 car emissions.html.
(9) “Air travellers expected to double by 2025”, The Times of India Online, January 30, 2007.
(10) 6 nolu dipnotta yer alan kaynak.
(11) “UNEP Launches Campaign to Plant a Billion Trees” UNEP Press Release November 2006.
(12) Y.a.g. press release.
 
  

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s