Irak Petrol ve Doğal Gaz Yasa Tasarısı penceresinden bakınca Türk Petrol Kanunu

Türk Petrol Kanunu neler getiriyor ve neler götürüyor başlıklı yazımı yayınladığımda Irak petrol yasası üzerinde Irak Hükümeti’nin görüşmeleri yoğun ve tartışmalı bir biçimde devam etmekte idi. O nedenle de anılan yazıda Irak ile yapılan karşılaştırmalar o günlerde batı basınında yer alan haber ve yorumlara dayandırılmıştı. Irak Hükümeti, “Irak Petrol ve Doğal Gaz Yasa Tasarısı”(IPYT)’na 26 Şubat 2007 günü son şeklini vererek Irak Meclisi’ne onay için gönderdi.

Irak Petrol ve Doğal Gaz Yasa Tasarısı’nın İngilizce Tercümesi Rawd Jarrar’ın web sitesinde 1 Mart 2007 tarihinde yayınlandığı için bu tasarı ile Cumhurbaşkanı tarafından bazı maddelerinin yeniden görüşülmesi için TBMM’ne iade edilen Türk Petrol Kanunu’nu daha somut bir biçimde karşılaştırma olanağı doğmuştur. Türk Petrol Kanunu neler getiriyor ve neler götürüyor başlıklı yazıda değişiklik yapmayan ancak ona ek değerlendirmeleri içerek bu yazı konunun tüm boyutları ile daha somut görülebilmesine katkıda bulunacaktır. Irak tasarısı henüz Irak Meclisi’nde görüşülerek nihai şeklini almasa bile, Hükümet tasarısı olduğu için sağlıklı bir karşılaştırma yapmak mümkündür. Esasen Irak Hükümeti’ni oluşturan koalisyonun tüm tarafları bu tasarıyı Mayıs sonuna kadar olduğu gibi geçirme kararındadırlar. Ancak, Meclis’te yoğun tartışmaların yer alması da beklenmektedir.
Bu karşılaştırmayı yapmadan önce yabancı basınında yer alan Irak Petrol ve Doğal Gaz Yasa Tasarısı’nın hazırlanış öyküsüne kısaca değinmekte yarar vardır.


Bir internet sitesinde yer alan habere göre, Irak Hükümeti’nin IMF ile Aralık 2005 tarihinde imzaladığı Stanby Anlaşması (SBA) ile Irak’ın 2006 yılı sonuna kadar petrol sektöründe yabancı yatırımlarına izin verecek bir tasarı hazırlamayı kabul ettiği bildirilmektedir(1). Aynı haberde, Dünya Bankası’nın petrol sektörü dahil sektör stratejilerinin oluşturulmasında görev alacağı da belirtilmiştir. Hatırlanacağı üzere, şu anda Dünya Banlası’nın başında Irak savaşı ve işgalinin mimarlarından ABD Savunma Bakanlığı eski Müsteşarı Wolfowitz vardır. İngiltere’de yayımlanan The Observer gazetesinin El-Cezire televizyon kanalının İngilizce yayınlarına atfen verdiği habere göre, Irak’ın işgali izleyen aylarda, Washington’da kurulu bir lobi grubu olan ve “iş alemi için dostça mevzuat” için kampanyaları yürüten Uluslararası Vergi ve Yatırım Merkezi’nin (UVYM) dünyanın önde gelen petrol şirketlerinden “Irak projesi” için mali destek toplamaya başladığını belirtmektedir(2). Aynı haberde, UVYM’nin hazırladığı raporu, Irak Hükümet yetkililerine Bağdat’daki İngiliz Büyükelçisi’nin resmen verdiği ve ayrıca, UVYM’nin Irak’ın önde gelen Bakanlarını Ocak 2005 ayında Beyrut’ta petrol şirketlerince düzenlenen konferansa davet ettiği de ileri sürülmektedir(3). İngiliz Hükümeti, Irak petrol yasa tasarısı hazırlıklarındaki rolünü “toplantıları izlemek” şeklinde açıklamasına rağmen, söz konusu haberde, İngiltere’nin tasarı metni değiştikçe yeni metinler üzerinde de birçok kez görüş belirttiğine de yer verilmektedir. Esasen konu üzerinde bir yılı aşkın süredir yazılan haber ve yorumlarda, tasarının hazırlanmasında önde gelen Amerikan ve İngiliz petrol şirketlerinin ve ABD ile İngiltere’nin aktif rol oynadıkları sıkça vurgulanagelmiştir. New York Times gazetesinde yer alan bir habere göre, “Geçen yıldan bu yana Bush yönetiminin üst düzey bürokratları ve komutanları, yeni petrol yasasının Irak’ın siyasi ve ekonomik gelişmesi için büyük önem taşıdığını belirtegeldiler ve Irak’lı liderlere bu yasanın çıkışına öncelik vermeleri için baskı yaptılar. Son haftalarda, Büyükelçi Khalilzad kuzeydeki Kürt liderlerle yoğun görüşmeler sürdürmüş ve tasarıya karşı çıkışlarını aşmaya çalışmıştır.(4)”
Amman’da düzenlenen bir seminerde konuşan Irak’ın eski petrol bürokratları ve teknotratlarının, ülkenin geniş petrol yataklarını işletmek üzere yabancı petrol şirketlerine açılmasına olanak sağlayacak bir hidrokarbon yasası çıkarmak için Irak’taki durumun henüz uygun olmadığını belirttikleri ifade edilmektedir(5).
Bu ön bilgiler ışığında şimdi Irak Hükümeti’nce Meclis’e onay için sunulan tasarıyı değerlendirmeye başlayabiliriz. Değerlendirmede, tasarısının İngilizce çevirisi esas alınacaktır(6).
Irak Petrol Yasa Tasarısı (IPYT)’nın çeşitli yerlerinde “Irak halkının azami yararını güven altına alacak”, “halkın en iyi çıkarına hizmet” ve “ulusal çıkara saygı” gibi ifadelere yer verilmiştir. Hatırlanacağı üzere, ülkemizde yeni çıkarılan ve Cumhurbaşkanı tarafından bazı maddelerinin TBMM’de yeniden görüşülmesi istenen Türk Petrol Yasası’nda bu tür ifadelere, eski Petrol Kanun’da yer almasına rağmen yer verilmemişti.
IPYT’nın 5 inci maddesinin “Irak Ulusal Petrol Şirketi” (INOC) başlıklı bölümünde INOC’un, Irak içerisinde yapılacak petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetlerine Irak Hükümeti adına ortak olarak katılabileceği ilkesine yer verilmiştir. Türk Petrol Yasası’nda TPAO’nın benzeri işlevi üstleneceğine ilişkin bir hüküm yoktur. Bu noktada Türk Petrol Yasa’sında böyle bir hükme gerek yoktur, zira TPAO isterse yabancı şirketlerin Türkiye’deki faaliyetlerine ortak olabilir savı ileri sürülebilir. Ancak petrol kanununda bu yönde bir kuralın yer alması yabancı yatırımcıya petrol sektöründe muhatap olduğu kuralları önceden açıkça bilme imkanı verme bakımından yararlı olacaktır. Ayrıca petrole yönelik ulusal politikayı da belirlemiş olacaktır. O ulusal anlayışı belirtmek için Irak tasarısına böyle bir hüküm konulmuştur. Aynı maddeye göre INOC’un petrol ve doğal gaz taşıması ve pazarlanması konusundaki uluslar arası nitelikli projelere ticari ortak olarak katılma hakkı da vardır. Türk Petrol Yasa’sına bu yönde bir kural da konulmamıştır. Bu maddede ayrıca INOC’un tüm sermayesini koyduğu filyaller vasıtasıyla da Irak’ta petrol arama hakkı olduğu da belirtilmiştir.
IPYT’nın “Irak Ulusal Petrol Şirketi” başlıklı 6 ncı maddesinde INOC’un Irak’ta halen faaliyette bulunan petrol ve doğal gaz yataklarını işletmeye devam edeceği de kayıtlıdır. Aynı maddede INOC’un bilinen ve halen işletmeye alınmamış bulunan rezervlerin geliştirilmesine ve işletilmesine katılma hakkı olduğu da açıkça belirtilmiştir. 6 ncı maddede ayrıca, INOC’un Irak’ta petrol ve doğal gaz ana boru hatlarının sahibi olduğu ve işletme hakkını da elinde bulundurduğu da belirtilmiştir. Türk Petrol Yasa’sında ne TPAO ne de BOTAŞ için bu yönde bir kural konulmamıştır. Böyle bir hükmün bulunması yabancı sermayenin petrol sektörü kurallarını net olarak görerek yatırım kararı almasını sağlar. Ayrıca ana boru hatlarına devlet şirketinin sahip olması ulusal güvenliğin gerektirdiği durumda Devlet’e güç verir. Kanun metinlerindeki belirsizlikler ve çeşitli konulardaki suskunluklar yabancı sermayenin yatırım yapmada duraksamasına yol açar.
IPYT’nın “Hakların Verilmesi” başlıklı 9 uncu maddesinde petrol ve doğal gaz sahalarının arama ve işletme izinlerinin rekabet kuralları çerçevesinde verileceği ve imzalanacak sözleşmelerin önceden hazırlanmış model mukavelelere göre yapılacağı da belirtmiştir.
Aynı maddede, arama ve işletme ruhsatı için sadece Irak Petrol Bakanlığı veya ilgili Bölge makamınca ön seçimle belirlenen firmaların başvurabileceği ilkesi de konulmuştur.
9 uncu maddede ayrıca, verilecek ruhsatlarda savunma, seyrüsefer, araştırma ve geliştirme, doğal kaynakların korunması, sağlık, güvenlik ve çevre konularında  ulusal çıkarlara saygı gösterilmesi kuralına da yer verileceği belirtilmiştir.
IPYT’nın “Devletin İştiraki” başlıklı 12 nci maddesine göre, “Irak Cumhuriyeti, Anayasa’sının 111 inci maddesine göre petrol (ve doğal gaz) kaynaklarının geliştirilmesine ve yönetimine önemli ölçüde ulusal katılımda bulunmayı hedeflemektedir” ifadesine yer verilmiştir. Aynı maddede, Irak Cumhuriyeti’nin petrol (ve doğal gaz) faaliyetleri herhangi safhada olursa olsun sözleşmede belirtilen koşullarla katılma hakkını saklı tutacağı hükmüne de yer verilmiştir. Böyle bir hüküm Türk Petrol Yasa’sında yer almamıştır. Dünya petrol üretiminin yakın gelecekte tavan yapacağı anlayışının giderek güç kazandığı bir ortamda, işgal altındaki bir devlet dahi ulusal kaynağının denetimini olabildiğince elinde bulunduracak kararlılığını kanun tasarısına koyarken Türkiye’nin benzeri bir anlayıştan uzak durmasını anlayabilmek ve izah edebilmek mümkün değildir. Bu noktada hatırlanması gereken bir gerçek de, bugün dünya petrol üretiminin yüzde 75 inden fazlasının Devlet Şirketleri’nin mülkiyet ve kontrolünde olduğudur.
IPYT’nın  “Arama ve Üretim Sözleşmesi” başlıklı 13 üncü maddesinde, imzalanacak Üretim Sözleşmeleri’nin süresinin, Saha Geliştirme Planı’nın Irak yetkili mercilerince onaylanma tarihinden başlayarak 20 yılı geçmeyeceği kuralı konulmuştur. Bu süre, Bakanlar Kurulu’nca sözleşme şartları yeniden müzakere edilmek kaydı ile 5 yılı geçmemek üzere bir defa uzatılabilecektir. Bilindiği üzere bu süre Türk Petrol Yasa’sında 30 yıl olarak belirlenmiş ve 10 ar yıl olarak sınırsız şekilde uzatılabileceği de kabul edilmiştir. İşin ilginci, Türk Petrol Yasası süre uzatımında yeniden sözleşme koşullarının müzakere edileceğine yönelik bir hüküm de içermemektedir. Petrol ve doğal gazın giderek kıtlaşacağı bir ortamda Irak’ın koyduğu kurallar dünya gerçeklerine daha uygun ve ulusal çıkarları koruma bakımından daha doğrudur.
IPYT’nın “Arama ve Üretim Hakkı Sahiplerinin Yükümlülükleri” başlıklı 14 üncü maddesinde, “Ulusal çıkarlar gerektirdiğinde, Şirketler ürettikleri petrolü satınalmada Petrol Bakanlığı’na, Bakanlıkla mutabık kalınacak koşullarla, öncelik verecekler ve taşınması için boru hatlarını kullandıracaklardır” hükmü yer almaktadır. Türk Petrol Kanunu neler getiriyor ve neler götürüyor başlıklı yazıdan da anımsanacağı üzere, eski Petrol Yasa’sında Irak’ın tasarısından daha güçlü bir ifade varken yeni çıkan Türk Petrol Yasa’sına  böyle bir hüküm konulmamıştır. Bu yaklaşımın mantığını anlayabilmek mümkün değildir. Son yıllarda uluslararası petrol piyasalarında yer alan gelişmeler ve belirsizlikler ülkeleri 90 günlük tüketime varan düzeylerde ulusal stratejik rezerv oluşturmaya  yöneltirken, petrol arama izni veren bir çok ülke ulusal çıkar ve gereksinimler için yasalarını güçlendirirken Türkiye’nin bu gerçekleri görmemezlikten gelmesini izah edebilmek kolay değildir.  
IPYT’nın “Verilerin Mülkiyeti” başlıklı 19 uncu maddesinde, herhangi bir Sözleşme çerçevesinde elde edilen tüm verilerin Irak Hükümeti’nin mülkiyetinde olduğunu ve bunların Petrol Bakanlığı’nın izni olmaksızın yayınlanamayacağı ve dışarıya çıkarılamayacağı hükmü yer almaktadır. Türk Petrol Yasa’sının 11 inci maddesi aynı nitelikte bir hükmü içermemektedir. Ayrıca, Irak Petrol Bakanlığı’nın halen elinde mevcut bulunan verilerin kopyalarını INOC’a verme yükümlülüğü de getirilmiştir. Petrol verilerinin önemini anlamak için, Bağdad işgal edildiğinde ABD birliklerinin sadece Petrol Bakanlığını koruma altına aldığını hatırlamak yeterlidir.
IPYT’nın “Üretim Seviyelerinin Kısıtlanması” başlıklı 20 inci maddesinde “Ulusal politikalar gereğince petrol üretimine sınırlama konulması gerektirdiğinde, bu sınırlama tüm şirketelere ‘Onaylanmış Saha Geliştirme Planları’ gözönüne alınarak adil ve oransal olarak uygulanacaktır” kuralı mevcuttur. Böyle bir kural özellikle uluslararası piyasada petrol fiyatları aşırı derecede düştüğünde veya düşürüldüğünde, ulusal kaynakları ve ulusal çıkarları korumak bakımından önem taşımaktadır. Çünkü petrol siyasi tarihi bu tür örneklerle doludur. Petrol ihracatçısı bir ülkenin ekonomik durumunu etkilemek  için geçmişte zaman zaman bazı petrol üreten ülkelerin açıktan veya gizli olarak üretim düzeyini artırmaları sonucunda aşırı şekilde düşürülmüştür. Bunun en tipik örneği geçmişte Rusya’ya karşı yapılan uygulamadır. Türk Petrol Kanunu hazırlanırken dünya petrol tarihinin ince oyunlarından ders alınmadığı anlaşılmaktadır.
IPYT’nın “Vergilendirmenin Genel İlkeleri” başlıklı 33 üncü maddesi,  Irak’ta petrol ve doğal gaz üretecek şirketlerin ödeyecekleri vergiye bir tavan koymamıştır. Ancak ödenecek vergileri saymıştır. Buna göre Şirketler, Royalti, Mülkiyet Transfer Vergisi, Belediye ve Yerel Yönetim vergileri, Gelir Vergisi, Gümrük vergilerini ödemek zorundadır. Oysa Türk Petrol Yasa’sı petrol şirketlerinin ödeyeceği vergileri tanımlamamış ve ödenecek tüm vergilerin yüzde 40 ı geçmeyeceğini saptamıştır. Irak’ın yaptığı düzenleme ulusal çıkarlarına uygundur. Zira zaman içinde vergi yasalarında yer alacak değişiklerin aynen petrol şirketlerine de uygulama esnekliğine sahip olunmuştur. Son yıllarda bazı ülkeler petrol şirketlerinin ödediği vergileri yükseltme yoluna da gitmektedirler. Bunun tipik örneği Venezuela’dır.
“Royalti” ile ilgili 34 üncü madde ise royalti ödemesini Ana Boru Hattı’na girişte ölçülecek brüt üretimin yüzde 12.5 u olarak tesbit etmiştir. Royalti’nin ayni veya nakti ödenebileceği belirtilmiş ve nakit ödenmesi halinde ise ödemenin ürünün piyasa fiyatı üzerinden yapılacağı kuralı konulmuştur. Royalti ödemesi için herhangi bir kademelendirme ve muafiyetler belirtilmemiştir. Oysa, Türk Petrol  Yasa’sı royaltiyi yüzde 12 olarak belirlemiş ve bir çok koşula bağlı olarak yüzde 2 ye kadar düşürmüştür. Ayrıca Türk Petrol Yasa’sı alınacak royaltinin kuyubaşı fiyatından ödeneceği ilkesini seçmiştir. Irak’ın tercih ettiği piyasa fiyatı ile Türkiye’nin seçtiği kuyubaşı fiyatı arasında, piyasa fiyatı lehine önemli fark vardır.
IPYT Şirketlerin net karlarını yurt dışına ancak vergi, harç ve royaltilerini ödedikten sonra yapabilecekleri kuralını koymasına karşılık Türk Petrol Yasa’sında 19 uncu maddesinde, “Devlet hakkı ve hissesi tahakkukun, ilgili bulunduğu takvim yılını takip eden yıldan itibaren 5 yıl içinde tarh ve tebliğ olunmadığı taktirde zamanaşımına uğrar” gibi anlaşılması zor bir ibare vardır. Ayrıca, Türk Petrol Yasa’sında IPYT olduğu gibi karların tüm vergi, harç ve royalti gibi ödemeleri yerine getirildikten sonra yapılacağına ilişkin açık bir hüküm de yoktur.
Petrol konusunda uzmanlar IPYT ile Türk Petrol Yasa’sını yan yana koyarak yapacakları ayrıntılı bir karşılaştırmada IPYT’nın bir çok konuda Türk Petrol Yasa’sından  daha nitelikli bir metin olduğunu gözlemleyeceklerdir. Meslek kuruluşlarının vakit geçirmeksizin bu çalışmayı yapmalarında yarar vardır. Ukuyucu yukarıda önemli maddelerine değinilen IPYT’nın işgal altında bir ülkeye ait olduğunu da hatırdan çıkarmamalıdır.
IPYT’nın Hükümet’çe kabulünden çok önce Irak Kürt Bölgesi (IKB) de kendi Petrol Kanunu Tasarı’sını hazırlayıp 9 Eylül 2006 tarihinde Bölge Meclisi’ne sunmuştur. İnternette İngilizce çevirisi (7) mevcut olan bu metinin içerdiği bazı hükümleri de bu inceleme yazısı çerçevesinde ele almak bu değerlendirmeyi daha boyutlu ve anlamlı hale getirecektir. 
IKB tasarısının “Yasanın Uygulama Alanı” başlıklı 3 üncü maddesi yasanın, Irak Kürt Bölgesi’nin taraf olduğu, tartışmalı topraklarda da uygulanacağını ifade etmektedir. Bu hükümle Kerkük Bölgesi’nin hedef alındığı tahmin edilebilir. Bu uygulamanın Irak’taki etnik çatışmalara nasıl yansıyacağını zaman gösterecektir.
IKB tasarısı ile KEPCO isimli kamu petrol arama ve üretim şirketi ve KNOC isimli petrol şirketinin kurulması da sağlanmaktadır. Her iki şirketin de kamu şirketi olarak kurulması dikkat çeken bir husustur. KEPCO yeni petrol sahalarına ilişkin işlemleri yürütmek üzere, KNOC ise halen faal olan petrol yataklarını işletmek üzere kurulmuşlardır.
Kuzey Irak’ta petrol arayacak şirketlerle imzalanacak olan anlaşma tipinin “Üretim Paylaşım Anlaşması” veya diğer türlerde olabileceğiı 28 inci maddede düzenlenmiştir.
Bölge Petrol Bakanlığı’nın sözleşme imzalama yetkisi 50 milyon dolarla sınırlandırılmıştır.
IKB tasarısının 42 nci maddesine göre, işletme sözleşmeleri 20 yıllık olarak verilecektir. Beşer yıl süre ile de uzatılabilecektir.
Royalti oranı ise petrol tiplerine göre yüzde 7.5 ile yüzde 10 arasında değişebilecektir.
IKB tasarısı da vergi yükümlülüğü için bir üst sınır koymamış ve petrol şirketlerinin ödeceyeceği vergileri saymıştır. Tasarıda sayılan vergiler şunlardır; arazi vergisi, gelir vergisi, kurumlar vergisi, gümrük vergi resim ve harçları, sıradışı kâr ve ek kâr vergisi, ve Petrol Sözleşme yasası ve bu yasada sayılan diğer vergiler. Tasarıya sıradışı kar ve ek kar (windfall profits ve additional profits) vergilerinin konulması dikkati çeken bir özelliktir.
IKB tasarısına göre ödenecek royaltiler de piyasa fiyatı üzerinden ödenecektir.
IKB tasarısının iç tüketim gereksinimi başlıklı 47 nci maddesi, petrol şirketlerinin Petrol Bakanlığı’nın yazılı talebi üzerine bölgenin iç tüketimi için gerekli petrolü Hükümete vereceği amir hükmünü de içermektedir.
Tasarının “Yerel Muhteva” başlıklı 49 uncu maddesinde şirketlerin, gerekli nitelik ve yeterliklere sahip Kürt ve diğer Iraklı’ların istihdamına öncelik vereceği kayıtlıdır. Ayrıca aynı maddede, IKB veya Irak’ın diğer yerlerinde fiyat ve kalite bakımından rekabet edebilir düzeyde olan yerli mal ve hizmetlerin alımına öncelik verileceği hükmü de konulmuştur.
Tasarının “Uluslararası Sınırları Aşan Rezervuarların Birleştirilmesi” başlıklı 54 üncü maddesinde,  bir rezervuarın komşu devletin sınırına taşması durumunda, bu yatakların birleştirilmesi Petrol Bakanlığı’nın görevi olacak ve Bakanlık bu konuda komşu ülke ile anlaşmaya varmak için gerekli girişimleri yapacaktır hükmü yer almıştır. Aynı maddede gereken durumlarda IKB Petrol Bakanlığı bir anlaşmaya varılma yetkisini Irak Hükümeti’ne devredebilecektir. Bu madde kuzey Irak’taki petrol yataklarının komşu ülkelere taşdığı durumları ele almakta ve ulusal çıkarların nasıl korunacağını düzenlemektedir. Bu madde Türkiye açısından da büyük önem taşımaktadır. Türkiye’deki bazı petrol sahalarının komşu ülkelerin topraklarına taşmış olması olasılığı da vardır. Buna rağmen Türk Petrol Yasa’sına benzeri bir hüküm bulunmamaktadır. Oysa Güneydoğu Anadolu’da, Trakya’da sınır aşan yataklara rastlama olasılığı vardır. Hatırlanacağı üzere Kuzey Irak’ta Türkiye sınırına çok yakın bir alanda Norveç şirketi DNO ASA 2005 yılında petrol arama izni verilmişti. Bu sahalardan bir bölümü ticari üretime de başlamıştır(8). Bu izinlerin verildiği ulusal ve yabancı basında haber olarak verildiğinde, “… bu şirketlerin arama yaptığı alanların hemen yakınında ülkemiz topraklarında arama çalışmaları yapılmasını bir yazımda önermiştim(9). IKB Petrol Yasa Tasarısı, bu gibi sınır bölgelerindeki yatakların ortak işletilmesi kural koymayı aklederken Türk Petrol Yasa’sına benzeri nitelikte bir hüküm konulmaması büyük noksanlıktır. Petrol potansiyeli bulunan sınır topraklarımızdaki rezerv varlıklarının süratle tesbit edilmelidir. Bu araştırmanın TPAO tarafınyan vakit geçirmeksizin yapılmasında büyük yarar vardır. Bu rezervlerden sınır aşanlar var ve bunlar komşu ülkeler tarafından ticari olarak değerlendirilmeye başlandı ise, ulusal çıkarlarımızı korumak için gerekli tüm hukuki yollara daha fazla gecikmeden baş vurulmalıdır. Sınırdaki petrol yatakları konusundaki ihtilaflara yönelik en ilginç olay Saddam Hüseyin döneminde Irak ile Kuveyt arasında yaşanmıştı. Irak’ın Kuveyt’i işgal nedenlerinden birisi, Irak yönetiminin topraklarındaki petrolün Kuveyt’in işlettiği yataklar kanalı ile çekildiğini ileri sürmesidir.  
DNO’nun 2007 nin ilk çeyreğinde Dihok civarında 300 kilometrelik bir alanda iki boyutlu sismik araştırma yapmayı planladığı da Oil and Gas Journal’da haber olarak yer almıştır(10). Bu 300 kilometrenin hangi yönde olduğu çok önemlidir.
Irak’ın yapısı federal olarak planlandığı için gerek IPYT ve gerek IKB Petrol Yasa tasarısı petrol gelirlerinin eyaletler arasında nüfus esasına göre paylaşılması ilkesini de  getirmiştir.
Üzerinde durulması gereken diğer bir uyarıyı da eski Dışişleri Bakanı Mümtaz Soysal denizdeki petrol ve doğal gaz aramaları bakımından yapmıştır(11).
Yukarıda yer alan değerlendirmeler bir kez daha ortaya koymuştur ki, TBMM de bazı maddeleri yeniden görüşülecek Türk Petrol Kanunu bir çok bakımdan Irak’ın çıkarmayı planladığı yasa tasarısından daha zayıf bir içeriktedir.
Yukarıda yapılan değerlendirmeler ışığında Türk Petrol Yasa’sında gözlemlenen noksanlıkların giderilebilmesi ve ulusal çıkarlarımızın daha güçlü korunabilmesi için TBMM’nin Türk Petrol Yasa Tasarısı’nın sadece yeniden görüşülmesi istenen maddelerini değil tümünü yeniden ele alması çok daha yararlı ve uygun olacaktır.Hikmet Uluğbay

(1) “Mortgaging Iraq’s oil wealth” brettonwoodsproject.org 31 January 2007.
(2) Stewart Heather, “Britain led rush for black gold in Iraq”, The Observer Sunday March 4, 2007.
(3) Stewart H., yukarıda yer alan haber.
(4) Wong Edward, “Iraqi Cabinet Approves Draft of Oil Law”, The New York Times February 26, 2007.
(5) Hafidh Hassan, “Iraqi Oil Technocrats: Time Not Suitable For Oil Law”, Dow Jones Newswires February 17, 2007, globalpolicy.org.
(6) Tasarının İngilizce metnine RaedintheMiddle.blogspot.com adresinden ulaşılabilir.
(7) Izundu Uchenna, “DNO to produce oil in northern Iraq this quarter” January 2, 2007, Oil and Gas Journal’ın web sayfaları.
(8) Tasarının İngilizce metnine krg.org adresinden ulaşılabilir.
(9) Uluğbay H., “Kuzey Irak’ta petrol aramaları ve Türkiye”, Global Enerji Ocak 2006, sayfa 25.
(10)Izundu, y.a.g.yazı.
(11) Kışlalı Murat, “Petrol arayamayız”, Cumhuriyet 20 Şubat 2007.
 

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s